4. Ceza Dairesi 2010/7124 E. 2010/8397 K. — Yargıtay Kararı
4. Ceza Dairesi 2010/7124 Esas 2010/8397 Karar 28.04.2010
4. Ceza Dairesi 2010/7124 E., 2010/8397 K.
Gerçeğe aykırı bilirkişlik suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24.07.2008 tarihli ve 2008/29651-24931 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 3.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 22.10.2008 tarihli ve 2008/1536 değişik iş sayılı kararın Adalet Bakanlığınca 09.04.2009 gün ve 2009/21344 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2009 gün ve 100907 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin 21/07/2008 tarihli şikâyet dilekçesi ile, müvekkilinin taraf olduğu ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/284 esas sayılı dosyasında bilirkişi olarak seçilen şüphelilerin mahkemeye sundukları raporun gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini bildirmesi üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca hiç bir araştırma yapılmadan, bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olup olmadığını tespit ve değerlendirme yetkisinin sadece ibraz edilen mahkemeye ait olduğu, aksine kabulün mahkemelerin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisine müdahale anlamına geleceği, mahkemelerce bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olduğunun tespiti hâlinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 286. maddesi gereğince zaten suç ihbarında bulunabilecekleri ve gereğinin bundan sonra ifa edileceğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş bulunulduğunun anlaşılması karşısında, şikâyet konusu ile ilgili olarak hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddinde isabet görülmemiştir. karar ” denilmektedir. Gereği görüşüldü; 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 160. maddesinin 1.fıkrasında "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. Maddesinin 2.fıkrasında, " Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 173.maddesinin 3.fıkrasında ise " Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; " hükümleri yer almaktadır. İncelenen dosyada; yakınan ...'ın, ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesince 2005/284 esas sayılı dosyada bilirkişi olarak görevlendirilen şüpheliler ... ve ...'in düzenlediği 9.6.2008 tarihli raporun gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürerek şikayetçi olduğu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının, C.Y.Y.'nın 160. maddesiyle Cumhuriyet savcısına verilen görev ve yetki uyarınca gerekli araştırma ve soruşturma işlemlerini yerine getirmeden bilirkişi raporunun gerçeğe aykırılık veya uygunluğunun görevlendirmeyi yapan mahkemece değerlendirilmesi gerektiği ve aksi kabulün mahkemelerin delilleri takdir yetkisine müdahale anlamına geleceği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği anlaşılmaktadır. C.Y.Y.'nın 160. maddesinin, Cumhuriyet savcısına yüklediği sorumluluk ve verdiği yetkinin gereğinin, somut olayda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yerine getirilmediği ve itiraz merciinin savcılığın hiçbir soruşturma ve araştırma yapmamasını dikkate almadan verdiği itirazın reddi kararının hukuka aykırı olduğu açıktır. Ancak bu durumda soruşturmanın hangi merci tarafından yapılması gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. Y.C.G.K.'nun 4.12.2007 tarih ve 2007/247-257 sayılı kararında özetle "Cumhuriyet savcısı tarafından ceza yargılamasının temel hedefi olan maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı hatta buna teşebbüs bile edilmediği çok açık olarak anlaşılmakta, başka bir anlatımla soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı varken istisnai yetkili olan sulh ceza hakiminin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu C.Y.Y.'nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırıdır." denilerek soruşturma eksikliğinin nasıl giderilmesi gerektiği gösterilmiştir. Yapılan açıklamalara göre itiraz merciinin, itirazı kabul edip dosyayı soruşturmayı tamamlaması için ... Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi hukuka uygun olacaktır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, gerçeğe aykırı bilirkişilik suçundan şüpheliler ... ve ... hakkında ... 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilip kesinleşen 22.10.2008 gün ve 2008/1536 D.İş sayılı kararın,5271 sayılı C.Y.Y.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 28.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.