3. Hukuk Dairesi 2025/3784 E. 2026/1961 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

3. Hukuk Dairesi 2025/3784 E. 2026/1961 K. — Yargıtay Kararı

3. Hukuk Dairesi 2025/3784 Esas 2026/1961 Karar 08.04.2026
3. Hukuk Dairesi 2025/3784 E.,  2026/1961 K.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/520 E., 2025/1173 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2024/88 E., 2024/513 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 23.06.2019 tarihinde davalı şirkete ait markette alışveriş yaparken lavabo açacağı olarak kullanılan temizlik ürünlerinin olduğu rafta “...” marka ürünü inceleyerek yerine koyduğu sırada rafta bulunan aynı marka ürünün yere düşerek aniden patladığını ve içinde bulunan sülfirik asidin müvekkiline sıçrayarak yaralanmasına ve vücudunda 1. ve 2. derecede yanıklar oluşmasına sebep olduğunu, müvekkiline 15 günlük iş göremezlik raporu verildiğini, müvekkilinin vücudunda oluşan yanıklar nedeniyle çok büyük acılar çektiğini, yaşanan olayın davalıların kusuru nedeniyle meydana geldiğini belirterek, 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 23.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; davacının ürüne elinin çarpması sonucu ürünün yere düşüp, patlamasıyla yaralanma olayının gerçekleştiğini, davacının dikkatsiz ve özensiz davranması suretiyle tam kusurlu olduğunu, market görevlilerince ürünlerin kontrolünün düzenli olarak yapıldığını, müvekkili şirketin kusursuz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; müvekkilinin söz konusu ürünün gerek üretim aşamasında gerekse ambalajlama ve dağıtım aşamasında gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ürünün ambalajında ''5 derece altında ve 35 derece üzerinde sıcaklıklarda ve direkt güneş ışığına bırakmayınız. Kullanırken eldiven giyiniz başka bir ürün veya madde ile karıştırmayınız, uygulama esnasında oluşan buharı solumayınız'' şeklinde uyarıların yer aldığını, ayrıca ürünün üzerinde çocuk kilidi diye anılan ve ürünü açmak özel bir çaba gösterilmesi gereken bir kapağın da bulunduğunu, bu kapağın açılabilmesi için özellikle üstüne kuvvet uygulanarak bastırılması gerektiğini, müvekkilinin diğer davalı şirkete ürünleri satış ve teşhire uygun koşullarda teslim etmesiyle birlikte sorumluluğunun sona erdiğini, bu davada taraf sıfatının bulunmadığını, ayrıca davacının olayda tamamen kusurlu olduğunun ya da en azından müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, talep edilen tutarın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ceza dava dosyasında katılanın doğrudan davranışları neticesinde kimyevi ve içerik olarak asit barındıran maddenin katılanın reyona koyma ve düşürmesi neticesinde kazanın vuku bulduğu şeklinde, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin maddi vakıanın tespit edildiği ve sanığın beraatine karar verilerek kararın kesinleştiği, ceza mahkemesinin maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle hukuk hakiminin bağlı olduğu, dosya kapsamında alınan 12.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde davalıların kusurunun bulunmadığı, davacının kusurlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda ceza mahkemesince verilen kararın gerekçesinde; “davalı tarafın dava konusu ürünü sızıntı yapar şekilde reyonda bulundurduğuna dair bir eyleminin bulunmadığı, davacının ürünü reyona koyma ve düşürmesi neticesinde kazanın gerçekleştiği” yönünde maddi olgu tespitlerinin yapıldığını, bu tespitler dikkate alınarak düzenlenen bilirkişi raporu ile davacının kusurlu olduğu, davalılara atfedilebilecek bir kusur bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ürünü davacının düşürmediğini, ürünün raftaki ıslaklık sebebiyle düştüğünü, üretici ve satıcı şirketlerin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ve ceza dosyasında maddi vakıanın net bir şekilde tespit edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ayıplı hizmet nedeniyle meydana gelen yaralanma neticesinde açılan manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Dosya kapsamı incelendiğinde; 23.06.2019 tarihinde davalı markette reyon incelemesi sırasında "..." marka lavabo açıcı ürünün yere düşerek patladığı ve içindeki sülfürik asidin davacının vücudunda 1. ve 2. derece yanıklar oluşturduğu sabittir. İlk Derece Mahkemesince, ceza dosyasındaki maddi vakıa tespiti ve 12.08.2024 tarihli son bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Soruşturma aşamasında alınan rapor ve 06.09.2022 tarihli bilirkişi raporlarında davalı market işletmesine ve davacıya kusur izafe edilmişken, hükme esas alınan son raporda davalıların tamamen kusursuz bulunması raporlar arasında çelişki yaratmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 281. maddesi uyarınca, bu çelişki giderilmeden ve önceki raporlardaki saptamalar tartışılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2. Dava konusu ürün, içeriği itibarıyla (sülfürik asit) tehlikeli madde sınıfındadır. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 71. maddesi uyarınca, tehlikeli bir işletmeyi yürüten veya tehlikeli bir ürünü piyasaya sürenlerin sorumluluğu kusursuz sorumluluk esasına dayanır. Dosyadaki kamera görüntüleri incelendiğinde; davacının eğilme mesafesi ve ürünün düştüğü yüksekliğin oldukça az olduğu görülmektedir. Bu kadar kısa bir mesafeden düşme ile kapağı açılan veya gövdesi patlayan bir ürünün, "emniyetli kapak" veya "darbeye dayanıklı ambalaj" kriterlerini taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.
3. Davacının ürünü elinden düşürmüş olması veya düşmesine sebep olması, davalıların sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Ancak bu durum, TBK m. 52 uyarınca tazminattan indirim yapılmasını gerektiren bir müterafik kusur (birlikte kusur) olarak değerlendirilmelidir. Mahkemece yapılması gereken; davacı düşürmüş olsa dahi, ürünün bu kadar kısa mesafeden düşmesiyle patlamasının ambalaj/kapak hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit ederek, davalıların sorumluluğuna gidilmesi halinde davacının dikkatsizliği oranında makul bir indirim yapmaktan ibarettir.
4. Soruşturma aşamasında alınan rapora göre market müdürü ve davacının kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2022 tarihli kararına dayanak 06.09.2022 tarihli rapora göre de davalı market ve davacının kusurlu bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin ceza dosyasının neticesine göre karar verilmesine dair kaldırma kararı sonrası alınan 12.08.2024 tarihli rapora göre de davalı markete kusur izafe edilemeyeceği, davacının kendi kusuru ile ürünü düşürdüğü belirlenmiştir. Ceza mahkemesinin beraat gerekçesi hukuk hâkimini bağlamayacağı gibi, mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler de hüküm kurmaya elverişli değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, aralarında kimya mühendisi ve iş güvenliği uzmanının da bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden, taraf itirazlarını karşılayan, kamera kayıtlarını ve ürünün teknik özelliklerini (kapak emniyeti vb.) analiz eden, TBK 71. maddesi ışığında sorumluluğu tayin eden yeni bir rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın