3. Hukuk Dairesi 2011/2686 E. 2011/6549 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

3. Hukuk Dairesi 2011/2686 E. 2011/6549 K. — Yargıtay Kararı

3. Hukuk Dairesi 2011/2686 Esas 2011/6549 Karar 18.04.2011
3. Hukuk Dairesi 2011/2686 E.,  2011/6549 K.

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 3.500 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 3.000 TL'lik bölümünün kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde; çiftçi koruma başkanlığınca, belde halkına ait büyükbaş hayvanların güdülmesi için davalının çoban olarak tutulduğu, bu nedenle büyükbaş hayvanlarını davalıya teslim ettiğini, ancak görevi sona eren davalının iki adet büyükbaş hayvanını iade etmediğini ileri sürerek, hayvanların bedeli olan 3.500 TL nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, yapmış olduğu sözleşme gereğince tosun vasfındaki büyükbaş hayvanları teslim aldığını, bir süre sonra belde de muhtar olan ...nın ...isimli şahıs ile birlikte yanına gelerek, mozik tabir edilen 2 yaşındaki büyükbaş hayvanları gütmek için tutulan çobanın görevden ayrılması nedeniyle bu hayvanları da kendisine teslim etmek istediklerini, bu şekilde verilen işi sahiplerinin hayvanlarını kendisine göstermesi koşuluyla kabul ettiğini, bir kısım hayvan sahiplerinin hayvanlarını teslim edilmiş olan sürü içerisinde belirleyerek gösterdiğini, fakat davacı ile görüşmediğini, bu nedenle sahipleri belirli olan hayvanları teslim ettikten sonra geriye kalan hayvanları da davacıya verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yöresel adet ve gelenekler gereğince hayvan teslimi konusunda yazılı belge düzenlenmediği, davacının 22 adet hayvanını davalıya teslim ettiği ancak 2 adet hayvanın geri verilmediği hususunun tanık beyanları ile kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, hizmet sözleşmesine konu işin özenle ifa edilmemesinden doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, teslim ettiği hayvanlardan iki tanesinin çoban olarak tutulan davalının gerekli özeni göstermemesi nedeniyle kaybolduğunu ileri sürmüş, davalı ise belde halkına ait hayvanların sahipleri belirtilmeden sürü halinde teslim edildiğini, işin bitiminde kendisine teslim edilen tüm hayvanları iade ettiğini savunmuştur.
Bu durumda, HUMK. nun 288. vd. maddeleri uyarınca davacının dayandığı hayvan teslimine ilişkin hukuki işlemin varlığının miktarı itibariyle senetle (kesin delille) ispatı zorunlu olup davalının açık kabulü olmadan tanık dinlenemez.
Somut olayda; hukuki işlemin varlığı konusunda herhangi bir yazılı belgenin varlığını ileri sürmeyen davacı, iddiasını tanıkla ispatlamak istemiş, mahkemece, davalının katılmadığı oturumda davacı tarafından (dosyaya isimleri de bildirilmemesine rağmen) hazır edilen tanıklar dinlenmiş; gerekçeli kararda ise, davacının tanık dinletme isteminin kabulünün ve dinlenen tanıkların sözlerine itibar edilmesinin hukuksal dayanağı olarak, HUMK. nun 293/4. maddesi gösterilmiştir.
Gerçektende HUMK. nun 293/4. maddesi “Halin icabına ve iki tarafın vaziyetlerine nazaran senede raptı müteamil olmayan muameleler” hakkında, her halde tanık dinletilebileceği hükmünü amirdir.
Ne var ki; HUMK. nun bu hükmü, çerçevesinde tanık dinlenebilmesi için, ispat yükü kendisinde bulunan tarafın, tanıkla ispat etmek istediği hususta, o bölgede, o yönde bir gelenek bulunduğunu ileri sürmüş olması da gerekir (HGK. nun 28.06.2006 gün ve 2006/13–468 E, 2006/470 K.)
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde: davacı tarafından, dava dilekçesinde ve yargılama aşamalarında, yukarıda açıklanan şekildeki bir geleneğin varlığı ileri sürülmemiştir. Bu nedenle mahkemece, davada tanık dinlenmesi ve dinlenilen tanık sözlerine itibar edilerek hüküm kurulması isabetsizdir. Ancak, davacının dava dilekçesinde, her türlü delil demek suretiyle yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır.
Şu halde mahkemece, davacıya davadaki iddiası konusunda davalıya yemin teklif etmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; yörede davaya konu işlemler hakkında yazılı belge düzenlenmemesi konusunda gelenek olup olmadığı araştırılmadan ve sonucuna göre tanık dinlenmesinin mümkün olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın