3. Ceza Dairesi 2022/28925 E. 2023/1609 K. — Yargıtay Kararı
3. Ceza Dairesi 2022/28925 Esas 2023/1609 Karar 28.03.2023
3. Ceza Dairesi 2022/28925 E., 2023/1609 K.
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/237 E., 2022/319 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret ve düzeltilerek esastan ret kararlarının, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci ve 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.01.2022 tarihli ve 2021/80 Esas, 2022/9 sayılı Kararıyla sanık hakkında 1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un (3713 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 16 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir.
2. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2022/237 Esas ve 2022/319 sayılı Kararıyla sanık hakkında 1. Resmi belgede sahtecilik suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafiinin istinaf başvuruları üzerine, temel ceza üzerine yapılan artırım ve takdiri indirim neticesi hesap hatası yapıldığı değerlendirilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm fıkrasında yer alan "3 Yıl 16 Ay 15 ..." ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "4 Yıl 4 Ay 15 ..." ibaresinin yazılması suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilen hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 2. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.05.2022 tarihli ve resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan başvuru bakımından ret, silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden yapılan başvuru bakımından onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine, Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, Teşdidin derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayin edildiğine, Delillerin yetersiz olduğu, ByLock kullanmadığına, Tanıkların beyanlarının gerçeği yansıtmadığına, Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Dosyada mevcut ve hukuka uygun olarak elde edilen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile ByLock isimli örgütün örgütsel gizliliğini muhafaza etmek adına tasarlanmış ve münhasıran örgüt üyeleri tarafından kullanılan programın kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, ayrıca tanık beyanlarından sanığın sohbet adı altında düzenlenen örgüt toplantılarına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerince 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen hain darbe girişiminden bir buçuk ay öncesine kadar katılmaya devam ettiği, sanığın veri inceleme raporuna göre "FETÖ mensubiyeti olan teslimiyeti, sadakati, ve bağlılığı en üst seviyede olan" kişileri ifade eden A5 koduyla fişlendiği, öte yandan en son İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulunda "Başmüfettiş" olarak görev yapan ve 2015 yılı Nisan ayında emekliye ayrılan sanığın 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen hain darbe girişiminden sonra hakkında soruşturma başlatılmasına rağmen sanığa ulaşılmadığı ve bu nedenle hakkında 17.10.2017 tarihinde yakalama kararı çıkartıldığı, yakalandığı 18.12.2020 tarihine kadar 3 yılı aşkın süre boyunca saklandığı, ihbar üzerine polis memurlarınca yakalandığında adının Hüseyin Tonbul olduğunu söylediği ve Hüseyin Tonbul adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ibraz ettiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle organik bağ oluşturur şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarını taşıyan eylemleriyle örgüt bünyesinde yer aldığı, sanığın bu haliyle üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 314/2 maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, sanığın güttüğü amaç ve saik gözetilerek sanığın takdiren ve teşdiden mahkumiyetine karar verilmiştir. Soruşturma aşamasında sanığa ulaşılamaması üzerine sanık hakkında 17.10.2017 tarihinde yakalama kararı çıkarıldığı, 18.12.2020 tarihli yakalama, göz altına alma, ikamet arama ve el koyma tutanağına göre sanığın 18.12.2020 tarihinde İstanbul ili Ümraniye ilçesinde yakalandığı, yakalandığında üzerinde Hüseyin Tonbul adına düzenlenmiş l-13/623205 seri numaralı nüfus cüzdanı bulunduğu, sanıktan kimliği sorulduğunda bu kimliği emniyet görevlilerine ibraz ettiği, yine sanığın ikametinde yapılan aramada Mustafa Bulmuş adına düzenlenmiş E sınıfı AC 137463 seri numaralı sürücü belgesi ve Hüseyin Tombul adına düzenlenmiş E sınıfı AC 043160 seri numaralı sürücü belgesi bulunduğu anlaşılmıştır. Soruşturma aşamasında, sahte olduğu değerlendirilen kimlik ve sürücü belgeleri hakkında alınan 01/02/2021 tarih ve İST-BLG-21-00584 sayılı Kriminal uzmanlık raporuna göre söz konusu belgelerin külliyen sahte olduklarına dair kanaat bildirilmiştir. Sanık savunmaları, 01.02.2021 tarihli kriminal uzmanlık raporu, 18.12.2020 tarihli yakalama, göz altına alma, ikamet arama ve el koyma tutanağı, Mahkeme gözlemi ve tüm dosyamı kapsamına göre sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit görülmekle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Resmi belgede sahtecilik suçundan İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, netice ceza bakımından yapılan hesap hatasının düzeltilmesi dışında, bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. 2. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen beş yıl veya daha az hapis cezasını artıran bölge adliye mahkemesi kararının temyizi kabil olduğu görüldüğünden, Tebliğnamede ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, hakkında soruşturma başlatıldıktan sonra kendisine uzun süre ulaşılamaması nedeniyle yakalama kararı çıkarıldığı, yakalandığında başkası adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ibraz ettiği, ikamet aramasında da iki adet sahte sürücü belgesi ele geçtiği, Kriminal uzmanlık raporuna göre söz konusu belgelerin külliyen sahte olduklarının tespit edildiği, duruşmada incelenen bahse konu belgelerin de mahkeme heyeti tarafından ilk bakışta aldatma kabiliyetini haiz nitelikte olduğu değerlendirilen ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içinde sohbet adı altında yapılan örgütsel toplantılara katıldığı, veri inceleme raporuna göre A5 olarak kodlandığı, örgüt içi haberleşmesini Bylock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği belirlenen, ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünün (A) ve (B) paragraflarında açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2022/237 Esas ve 2022/319 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.