3. Ceza Dairesi 2021/1311 E. 2023/2013 K. — Yargıtay Kararı
3. Ceza Dairesi 2021/1311 Esas 2023/2013 Karar 05.04.2023
3. Ceza Dairesi 2021/1311 E., 2023/2013 K.
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. .... Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2017 tarihli ve 2017/7 Esas, 2017/271 sayılı Kararı ile; 1.Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. ...Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2018/55 Esas, 2018/518 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 15.10.2019 ve 16.01.2020 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğnameler ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafiin temyiz istemi özetle; ByLock'un hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, ByLock verilerinin çelişkili olduğuna, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının araştırılması gerektiğine, yapının 15 Temmuz darbe girişimi ile örgüt sayılması gerektiğine, iddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, bu tarihten önceki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna ve sair nedenlere ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiin temyiz istemi özetle; eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, delillerin yetersiz olduğuna, etkin pişmanlık indiriminin yetersiz olduğuna, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının araştırılması gerektiğine, kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, yapının 15 Temmuz darbe girişimi ile örgüt sayılması gerektiğine, ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık ... bakımından: FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 17-25 Aralık süreci ile birlikte devlet organlarıyla çatışma içerisine girdikten sonra kendini gizlemek için aldığı tedbirler kapsamında, örgüt üyelerinin birbirleri ile haberleşmek için ByLock programı kullandıklarının bilindiği, bu kapsamda sanığın ByLock programını, ... IMEI numaralı telefon makinesi ile 0505 (...) (..) (..) numaralı telefon hattından 17.10.2014 tespit tarihinde kullandığının tespit edildiği, Ayrıntıları dosyada bulunan ByLock raporunda açıklandığı üzere; terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmayan, irtibat halinde olmadığı, güvenilir bulmadığı, denetlemediği kaynaklardan bilgi kabul etmeyeceğinin bilindiği, bu kapsamda sıradan bir vatandaşın temin edip kullanma imkanı olmayan ve sadece FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca haberleşme amacıyla kullanıldığı bilinen ByLock isimli programı, sanığın kendisine ait hat ile kullanmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun anlaşıldığı, Dosya içinde bulunan HTS kayıtlarına göre sanığın kullanımında bulunan 0505 (...) (..) (..) numaralı telefon hattının ... IMEI numaralı telefon makinesinde ByLock tespit tarihinden 3 ... öncesinde ve 3 ... sonrasında da kullanıldığının tespit edildiği, Ayrıca ByLock isimli programın kullanıldığı 9 farklı hedef IP adresinden olan 46.166.160.177- 46.166.160.181 nolu adreslerde yukarıda belirtilen 0505 (...) (..) (..) numaralı telefon hattının 16.10.2014 - 29.04.2015 tarihleri arasında 3828 kez internet bağlantısı yapılmak suretiyle kullanıldığının görüldüğü, buna ilişkin çıktıların 1 inci ve 157 inci sayfasının dosya içine alındığı, diğer kayıtların sayfa sayısı dikkate alınarak UYAP ortamına aktarıldığı, Sanığın soruşturma aşamasında, müdafii huzurunda alınan 06.02.2017 tarihli savunmasında, Bank ... hesabının olduğunu, örgüt sohbetlerine katıldığını, Ümit kod isimli kişi aracılığı ile ByLock isimli programı yüklediğini belirterek örgüt içinde olduğunu bildiği kişiler ile ilgili ayrıntılı bilgiler vererek gerekli teşhis işlemlerini yaptığı, ancak kovuşturma aşamasında ilk celsede bu beyanlarının doğru olmadığını belirttiği, ikinci celsede ise soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu ifadelerinin doğru olduğunu belirttiği, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilince Mahkememize gönderdiği dilekçe ve sonraki celselerde vermiş olduğu beyanlar ile ikinci celsede vermiş olduğu beyanlarının doğru olmadığını belirttiği, sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasının müdafii huzurunda alınmış olması, adli raporlarında darp veya cebir uygulandığına dair bir ibare olmaması, dosyadaki diğer delillerle uyumlu olması nedeniyle sanığın ilk savunmalarının doğru olduğu, yapılan soruşturma ve kovuşturmalardan anlaşıldığı üzere, etkin pişmanlıkta bulunan kişilere örgüt üyelerinin bir şekilde ulaşarak bu beyanlarından vazgeçilmesi konusunda talimatlar verildiği, bu talimatı alan örgüt üyelerinin de önceki ifadelerinden döndükleri, sanığın da bu doğrultuda bayanda bulunarak soruşturma aşamasındaki beyanlarını kabul etmediğinin değerlendirildiği, sanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinden örgütün talimatı üzerine vazgeçmesin dahi tek başına örgütle hiyerarşik bağının olduğunu gösterdiği, Sanığın Bank ... hesabına ilişkin kayıtların dosya içine alındığı, her ne kadar bu bankada sanığın herhangi bir parası yoksa da, sanığın ByLock isimli programı kullanması, soruşturma aşamasındaki örgüt ile bağlantısına ilişkin ayrıntılı beyanları dikkate alındığında sanığın Bank Asyada hesabının bulunmasının, sanığın örgüt ile iltisakını göstermesi bakımından bir yan delil olarak değerlendirildiği, Yine sanıktan temin edilen dijital materyaller üzerinde yapılan incelemeler neticesinde ... Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün düzenlediği 13.10.2017 tarihli rapora göre, sanığın telefonunu 22.07.2016 tarihinde etkinleştirildiği, bilgisayarına ise 23.07.2016 tarihinde format attığı, sanık hakkında yukarıda belirtilen deliller dikkate alındığında, bu işlemlerin meydana gelen darbe girişiminden hemen sonraya denk gelmesinin mahkememizce şüphe ile karşılandığı, Tüm bu hususların, sanığın ByLock kullanıcısı olduğu, örgüt üyeleri ile görüştüğü, sohbet adı altında yapılan faaliyetlerde bulunduğu konusunda tereddüte mahal bırakmadığı, bu hususlardan sanığın eylemlerinin yoğunluk, çeşitlilik ve süreklilik içerdiği kanaatine varılarak FETÖ/PYD silahlı terör örgütü ile organik bağlarının bulunduğu, bu nedenle FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş, Her ne kadar sanık etkin pişmanlıkta bulunmak istediğini belirtip soruşturma aşamasında bazı kişilerin adını vermiş ise de, sanığın bu beyanlarından kovuşturma aşamasında vazgeçmesi ve yerleşik Yargıtay kararlarına göre etkin pişmanlıktan vazgeçilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmaması nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık nedeniyle indirim yapılmamış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 2. Sanık ... bakımından: FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 17-25 Aralık süreci ile birlikte devlet organlarıyla çatışma içerisine girdikten sonra kendini gizlemek için aldığı tedbirler kapsamında, örgüt üyelerinin birbirleri ile haberleşmek için ByLock programı kullandıklarının bilindiği, bu kapsamda sanığın ByLock programını, 35713901900030 IMEI numaralı telefon makinesi ile 0505 (...) (..) (..) numaralı telefon hattından 04.11.2014 tespit tarihinde kullandığının tespit edildiği, Ayrıntıları dosyada bulunan ByLock raporunda açıklandığı üzere; terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmayan, irtibat halinde olmadığı, güvenilir bulmadığı, denetlemediği kaynaklardan bilgi kabul etmeyeceğinin bilindiği, bu kapsamda sıradan bir vatandaşın temin edip kullanma imkanı olmayan ve sadece FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca haberleşme amacıyla kullanıldığı bilinen ByLock isimli programı, sanığın kendisine ait hat ile kullanmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun anlaşıldığı, Dosya içinde bulunan HTS kayıtlarına göre sanığın kullanımında bulunan 0505 (...) (..) (..) numaralı telefon hattının 35713901900030 IMEI numaralı telefon makinesinde ByLock tespit tarihinden 3 ... öncesinde ve 3 ... sonrasında da kullanıldığının tespit edildiği, Ayrıca ByLock isimli programın kullanıldığı 9 farklı hedef IP adresinden olan 46.166.160.177 nolu adreste yukarıda belirtilen 0505 (...) (..) (..) numaralı telefon hattının 04.11.2014-20.11.2014 tarihleri arasında 90 kez internet bağlantısı yapılmak suretiyle kullanıldığının görüldüğü, Sanığın soruşturma aşamasında alınan ilk savunmalarında FETÖ/PYD silahlı terör örgütü ile bir bağlantısının olmadığını belirttiği, 22.03.2017 tarihinde alınan savunmasında ise etkin pişmanlıkta bulunmak istediğini belirterek M. isimli kişi aracılığı ile ByLock isimli programı yüklediğini, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığını belirterek örgüt içinde olduğunu bildiği kişiler ile ilgili ayrıntılı bilgiler vererek gerekli teşhis işlemlerini yaptığı, Sanığın Bank ... hesabına ilişkin kayıtların dosya içine alındığı, her ne kadar bu bankada sanığın herhangi bir parası yoksa da, sanığın ByLock isimli programı kullanması, soruşturma aşamasındaki örgüt ile bağlantısına ilişkin ayrıntılı beyanları dikkate alındığında, sanığın Bank Asyada hesabının bulunmasının, örgüt ile iltisakını göstermesi bakımından bir yan delil olarak değerlendirildiği, Tüm bu hususların, sanığın ByLock kullanıcısı olduğu, örgüt üyeleri ile görüştüğü, sohbet adı altında yapılan faaliyetlerde bulunduğu konusunda tereddüte mahal bırakmadığı, bu hususlardan sanığın eylemlerinin yoğunluk, çeşitlilik ve süreklilik içerdiği kanaatine varılarak FETÖ/PYD silahlı terör örgütü ile organik bağlarının bulunduğu, bu nedenle FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş, Sanığın soruşturma aşamasında savunma verirken etkin pişmanlık kapsamında bilgiler verdiği, verilen bu bilgilerin örgütün deşifresine katkı sağlayıp sağlamadığı konusunda ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına müzekkereler yazıldığı, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının vermiş olduğu 16.05.2017 tarihli cevapta, sanığın ismini vermiş olduğu K.Y. isimli kişi için sanığın beyanlarının ek delil niteliğinde bulunduğunun bildirildiği, Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının vermiş olduğu 15.05.2017 tarihli cevapta, sanığın ismini vermiş olduğu Z.D., B. ve F. isimli kişiler hakkında soruşturma işlemlerinin devam ettiğinin bildirildiği, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının vermiş olduğu 11.08.2017 tarihli cevapta, sanığın ismini vermiş olduğu S. ve M. isimli kişiler hakkında sanığın beyanları üzerine soruşturma işlemlerine başlandığının bildirildiği, ayrıca sanık hakkında düzenlenen iddianamede sanığın ismini vermiş olduğu A.Y., M.G., Z.D., Z.C., E.G. isimli kişilerin aktif görevde olduklarının belirtildiği, sanığın polis memuru olduğu dikkate alındığında, soruşturma aşamasında alınan beyanlarında bilgisi dahilinde bulunan örgüt mensuplarıyla ilgili ayrıntılı ve inandırıcı bilgiler verdiği, bu bilgilerin devam eden veya yeni başlayan/başlayacak soruşturma ve kovuşturmalara katkı sunacağının anlaşıldığı, ismi geçen kişiler yönünden sanığın beyanlarının tanık sıfatı kazanacağı ve ismini belirttiği kişiler aleyhine kullanılabileceği nedeniyle TCK'nın 221 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlığın yasal koşullarının oluştuğu değerlendirilerek, bilgilerin kapsamı ve önemi neticesinde sanığın cezasından 2/3 oranında indirim yapılmış ve hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanıklar müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. c) Sanığın Bank Asyadaki rutin bankacılık işlemlerinin müsnet suç bakımından delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın bireyselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle sonuca etkili bulunmamıştır. d)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme aracı olarak ByLock kullanan, örgütsel toplantılara katılan, himmet veren sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. d)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın eleştiri dışında kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. B. Sanık ... Hakkında kurulan hüküm yönünden Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. b)Sanığın Bank Asyada'ki rutin bankacılık işlemlerinin müsnet suç bakımından delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın bireyselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle sonuca etkili bulunmamıştır. c)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme aracı olarak ByLock kullanan, örgütsel toplantılara katılan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. d)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu ve karar gerekçelerine göre sanık müdafiin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmemiştir, ancak; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı Kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin tatbiki için, "suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi" gerektiğinden, hakkında ceza soruşturması bulunan şüphelinin yakalanmadan önce yetkili merciilere gönüllü olarak teslim olsa/kendiliğinden gelse bile bu aşamada örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermemesi halinde anılan normun uygulanma imkanı bulunmayacağı ve fakat şartları oluşmuş ise cezada indirim öngören şahsi sebep olarak düzenlenen ikinci cümlenin tatbik edilebileceği gözetilmelidir. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemlerini, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas, 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.). 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 1/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespitiyle ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Hakkında müsnet suçtan başlatılan soruşturma kapsamında verilen arama/yakalama kararına istinaden 28.01.2017 tarihinde ikametinde yapılan aramada bulunamayan sanığın, 28.01.2017 tarihinde saat 11:22'de kendiliğinden gelerek TEM şube müdürlüğüne teslim olmak suretiyle, anılan örgütle irtibatı, örgütsel faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili konumuna uygun faydalı bilgiler verdiğinin kabul edilmesi karşısında hakkında etkin pişmanlık kurumunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanması gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile anılan fıkranın ikinci cümlesi uygulanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır. V. KARAR A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünde, sanık yönünden (a) bendinde açıklanan nedenlerle ...Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2018/55 Esas, 2018/518 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünde sanık yönünden (b) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ...Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2018/55 Esas, 2018/518 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ...Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2023 tarihinde karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.