22. Hukuk Dairesi 2012/8339 E. 2012/28168 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

22. Hukuk Dairesi 2012/8339 E. 2012/28168 K. — Yargıtay Kararı

22. Hukuk Dairesi 2012/8339 Esas 2012/28168 Karar 13.12.2012
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/8339 E.,  2012/28168 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret ile asgari geçim indirimi ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı ile yaptığı hizmet sözleşmesi uyarınca 02.11.2007 tarihinde davalı işyerinde işe başladığını, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu başlangıcının 02.12.2007 tarihinde yapıldığını, ... sözleşmesinin davalı işveren tarafından 19.07.2010 tarihinde haksız yere feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren, davacının 01.12.2007 tarihinde işe başladığının işe giriş bildirgesi ile ... olduğunu, davacının kendisine düşen görevleri yerine getirmediğini, asansörle eşya taşınmasına izin verdiğini, kazanı zaman zaman temizlemediğini, Temmuz ayına ilişkin ücretinin ödendiğini, ayrıca ücretlerini banka havalesi yoluyla aldığına ilişkin beyanının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı işçi, ... sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilirken yargılama sırasında davalı tarafından verilen kesin süre içersinde tanıklarının bildirilmediği gerekçesi ile tanıkların dinlenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen istisnalar dışında kesindir. Bu sebeple 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, aynı Kanun'un 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi mümkün değildir. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazan davanın kaybedilmesine dahi sebep olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Mahkemece tarafın yatırması gereken giderler kalem kalem tebligat ücreti, tanık masrafı olarak hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir. Somut olayda, 21.10.2011 tarihli duruşmada davalı vekiline delillerini sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, "verilen kesin süre içersinde tanığın adresini bildirmemesi halinde bu tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı)" denildiği, davalı vekilinin bir sonraki celsede 25.11.2011 tarihinde tanıklarını bildirdiği ancak aynı celsede mahkemece davalı tarafın tanıklarını verilen kesin süre içersinde bildirmemesi sebebiyle tanık delilinden vazgeçmiş sayılarak bildirilen tanıkların dinlenilmesi talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı vekiline tanıklarını bildirmek üzere kesin süre verilmiş, takip eden oturumda tanık listesi sunulmuş, masrafların yatırılması bakımından ise kesin süre verildiği hatırlatılmamıştır. Davalı vekili, gösterdiği tanıklarının dinlenilmesinden vazgeçmemiş, davalıya tanıklarının dinlenmesi için imkan tanınmadan hukuki dinlenilme ... kısıtlanarak karar verilmiştir. Davalıya gerekli ihtarat yapılmadığından mahkemece davalı tanıklarının beyanlarına başvurularak alınacak ifadelere göre deliller yeniden değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Davalı tanıkları dinlenmeden hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın