22. Hukuk Dairesi 2012/13037 E. 2012/21135 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

22. Hukuk Dairesi 2012/13037 E. 2012/21135 K. — Yargıtay Kararı

22. Hukuk Dairesi 2012/13037 Esas 2012/21135 Karar 05.10.2012
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/13037 E.,  2012/21135 K.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davalı işyerinde çalışmakta iken, işyeri değişikliği ile ilgili olarak 04.03.2011 tarihinde yapılan tebligat ile İstanbul Kadıköy Mağazasında görevlendirilmek üzere özlük haklarında herhangi bir değişiklik yapılmaksızın görevlendirme yapıldığı, davacının tebliğatı almaktan imtina ettiği, daha sonra 5 Mayıs 2011 tarihinde, Bakırköy 40. Noterliğinin ihtarnamesi ile, davacıya işyeri değişikliği konusunda tebligat yapıldığı, davacının başka bir firmada çalışacağından bahisle gelmeyeceğini beyan ettiği, davacının, şu anda başka bir firmada çalıştığı, davacının işverenin Ankara'daki mağazasında çalıştıktan sonra ...'da görevlendirildiği, ancak yeni görev yerine gitmediği, tanıklardan ... ve ... 'in bu hususu beyan ettikleri, görev değişikliği ile ilgili olarak davacının, bu görev değişikliğini kabul etmemesindeki nedenleri ve zorunlu sebepleri bildirmesi gerekirken bildirmediği, işçilerin görev yaptıkları yerden başka yerde de görevlendirilmesinin mümkün olabileceği, bu durumda davacının dava açmada haklı olmadığı, işverenin davacının işten çıkartılmasındaki gerekçelerinin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık iş sözleşmesinin işverence haklı nedene dayalı olarak feshedilip feshedilmediği noktasındadır.

4857 sayılı Kanun'un 25/II . maddesinde, "Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi. e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması." hallerinde iş akdinin işverence haklı nedene dayalı olarak feshedilebileceği düzenlenmiştir.
Dosya içeriğinden, davacının 29.08.2006-11.03.2011 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde mağaza müdürü olarak çalıştığı, 04.03.2011 tarihli bildirimde, davacının görev yerinin iş sözleşmesinin 2. ve 4. maddeleri gereği 10.03.2011 tarihinden itibaren ... Mağazası olarak değiştirileceği, 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca yapılan değişiklik önerisini altı işgünü içerisinde kabul ettiğini bildirmesinin istendiği, bildirimin davacının yüzüne karşı okunduğu, davacının imzadan imtina ettiği, iş sözleşmesinin 11.03.2011 tarihli noterde düzenlenen ihtarname ile davacının 03.03.2011 tarihinde ... Genel Müdürlüğüne çağrıldığı, 04.03.2011 günü görev yerinin iş sözleşmesinin 2. ve 4. maddelerince 10.03.2011 tarihinden itibaren ... Mağaza müdürü olarak değiştirileceği, 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince yapılacak değişiklik önerisinin altı işgünü içinde kabulunü işverene bildirmesi gerektiği yazılı ve sözlü olarak tebliğ edilmek istenmişse de davacının yazıyı imzalamayarak imzadan imtina ettiği, 04.03.2011 tarihinden itibaren bir hafta içinde konu ile ilgili cevap vermediği, 11.03.2011 tarihinde yeni işyerinde işe başlamadığı nedenleriyle 4857 sayılı Kanun'un 25. ve Disiplin Yönetmeliğinin ilgili hükümleri, iş sözleşmesinin 2. ve 4. maddeleri gereğince 11.03.2011 tarihi itibariyle feshedildiği, işverenin 05.05.2011 tarihli noter ihtarnamesinde, davacıya 04.03.2011 tarihinde işyeri değişikliği yapıldığının yeni görev yerinin ... Şubesi olduğunun yazılı olarak bildirildiği, bu bildirimi imzalamaktan imtina ettiği, işyeri değişikliği talimatına uymaması üzerine iş sözleşmesinin 11.03.2011 tarihinde feshedildiği, bunun üzerine işe iade davası açıldığının öğrenildiği, her ne kadar işyeri değişikliğinin tebliğ edilmediğini iddia etmiş ise de gerçekle örtüşmeyen bu iddiasına karşı bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren on gün içerisinde yeni görev yeri olan ... şubesinde işe başlaması halinde iş sözleşmesinin devam edeceğinin ihtaren bildirildiği, davacının 17.05.2011 tarihli noter ihtarnamesinde, 04.03.2011 tarihinde yapıldığı iddia edilen işyeri değişikliği teklifinin kendisine yazılı veya sözlü olarak yapılmadığını, 11.03.2011 tarihinde değil, 04.03.2011 tarihinde işine son verildiğini, ihtarnamede bildirilen yeni işyerine icabet etmesi halinde dava haklarından imtina etmiş sayılacağından kabul etmediğini ve yargılama sonucunu bekleyeceğini bildirdiği, 05.03.2011 tarihli tutanakta davacıdan mağaza asıl kapı anahtarının alındığına ilişkin tutanak tutulduğu, işveren yetkilisinin, mağaza yöneticisi ve çalışanlarına gönderdiği 04.03.2011 tarihli elektronik posta da davacının bugün itibariyle şirketle ilişiğinin kalmadığının bildirildiği, iş sözleşmesinin 2. maddesinde, işçinin işverene ait diğer bölümlerde görevlendirilmesine veya işverene ait diğer işyerlerine tayinine peşinen muvafakat ettiği, 4. maddesinde, işçinin iş ve çalışma şartlarındaki değişiklikleri iş bu sözleşmenin başında açıkça kabul ettiği, işçiye gerekli görüldüğünde işverene ait bulunan başka işyerlerinde devamlı veya geçici olarak iş verilebileceği, işçinin iş bakımından gerekli görüldüğünde Türkiye sınırları dahilinde başka bir şehirdeki işyerine naklini ve burada çalışmayı kabul ettiği, işyerinin bu hüküm çerçevesinde değiştirilmesinin iş şartlarında esaslı değişiklik olmadığının karşılıklı olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, iş sözleşmesinin 04.03.2011 tarihinde sözlü olarak feshedildiği, yazılı fesih bildirimi yapılmadığı, buna dair işveren yetkilisince mağaza yöneticisi ve çalışanlarına gönderilen elektronik posta ve işyeri anahtarlarının teslim tutanaklarının bulunduğu, bundan sonrasına ilişkin işveren işlemlerinin geçerli olamayacağı, tutanak mümzinin işyerinde halen çalışmaya devam eden çalışan olduğu için beyanına itibar edilemeyeceği anlaşılmış olup, bu durumda haklı ve geçerli nedenle fesih şartlarının oluşmadığı düşünülmeden davanın kabulü yerine reddine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 63,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, oybirliğiyle 05.10.2012 tarihinde karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın