20. Hukuk Dairesi 2012/15564 E. 2013/1152 K. — Yargıtay Kararı
20. Hukuk Dairesi 2012/15564 Esas 2013/1152 Karar 12.02.2013
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/15564 E., 2013/1152 K.
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı gerçek kişiler, dava dilekçeleri ile ... İlçesi, ... Mahallesinde 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek - 4. madde gereğince yapılan kadastro çalışmalarında, hudutlarını bildirdikleri taşınmazlarının 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı halde, tespite konu edilmeyerek tutanak tutulmadığını iddia ederek, taşınmazın kullanıcılarının kendileri olduğunun tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazın kendisinini kullanımında olduğunu idia ederek davaya katılmıştır. Mahkemece; davacıların dava konusu yaptıkları taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanunun Ek - 4. maddesi gereğince yapılan kadastro işlemi sırasında tespite konu edilmediği, taşınmazın 1965 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit sınırı içinde bulunduğu, 1988 yılında yapılıp kesinleşen 2/B madde uygulamasına konu edilmediğinden halen orman sınırı içinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek - 4. madde gereğince yapılan kullanım kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Bölgede 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 1989 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır. Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki, kadastro mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesinin 4. fıkrasına göre, kadastro mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Hakkında tutanak düzenlenmeyen veya düzenlenmiş olup kesinleşen taşınmazlarla ilgili iddiaların (davaların) genel mahkemede görülmesi gerekir. Tutanak kesinleştikten sonra kadastro mahkemesinin görevi sona erer. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi de zorunludur. Somut olayda, yörede 3402 sayılı Kanunun (5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen) Ek - 4. maddesi gereğince yapılan kulanım kadastrosu sırasında davacının dava ettiği taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmediği, mahkemece mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir. Bu durumda, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 12/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.