20. Hukuk Dairesi 2006/13402 E. 2006/12731 K. — Yargıtay Kararı
20. Hukuk Dairesi 2006/13402 Esas 2006/12731 Karar 05.10.2006
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/13402 E., 2006/12731 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, ... Köyü ... mevkiinde bulunan 100 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, ... Köyü, ... mevkiinde bulunan ve Fen Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 19.04.2000 tarihli krokide (A) ile gösterilen 55659 m2 yüzölçümündeki taşınmazın payları oranında ... ve arkadaşları adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide (B) ile gösterilen 4708 m2 yüzölçümündeki taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölüme yönelik temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. ... Köyünde genel arazi kadastrosu 1980 yılında yapılıp kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre geçmemiştir. Mahkemece, resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen ormancı bilirkişi ve ziraat uzmanı bilirkişi raporlarıyla çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle (A) bölümüne ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki; orman bilirkişisi çekişmeli taşınmazın 1958 ve 1978 yılında düzenlenen memleket haritalarında orman sayılmayan kültür alanı olarak nitelendirildiğini bildirmişse de, rapora eklenen memleket haritasının hangi yılda düzenlendiğini açıklamamış, dosya içinde bulunan ve davalı yönetimlerin dayanağı, Sulh Ceza Mahkemesinin 24.09.1981 gün ve 1981/192-288 sayılı, sanık ... oğlu ...’un, ... Köyü ... mevkiinde orman açma suçundan cezalandırılmasına ilişkin, Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandıktan sonra 02.02.1982 tarihinde kesinleşen kararı uygulanmamış, davacılardan birisi de ... olduğu halde, Sulh Ceza Mahkemesi kararının çekişmeli taşınmaz ile ilgisi belirlenmemiş, taşınmazın çevresi orman ağaçlandırma sahası olarak tarif edildiği halde orman içi açıklığı olup olmadığı yöntemince saptanmamıştır. Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece Devlet Ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez. 6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2 Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır. Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali). Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır. Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları]. Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez. Ayrıca; Kadastro Müdürlüğünce, genel arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin paftasının düzenlenmediği bildirilmiştir. En yakın arazi kadastro parsellerinin bulunduğu paftada, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yön devlet ormanı olarak paftasında gösterilmek suretiyle tapulama dışı bırakılmıştır. Arazi kadastrosunun birliğin belirlenen sınırları içindeki tüm taşınmazlar için yapılacağı, paftasının düzenlenmesinin zorunlu olduğu gözetilerek, gerekirse bölge müdürlüğü yada genel müdürlükten çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin paftası getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın niçin tapulama dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın güney tarafında en yakında bulunan taşınmazların orman olarak tapulama dışı bırakılması nedeniyle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerinde, orman niteliğinde olduğu için tapulama dışı bırakılıp bırakılmadığı yöntemince saptanmalıdır. Bu nedenle; mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer için arazi kadastro paftası düzenlenip düzenlenmediği araştırılarak, düzenlenmişse, yerel kadastro müdürlüğü, bölge müdürlüğü yada genel müdürlükten, yine en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, Sulh Ceza Mahkemesinin 24.09.1981 gün ve 1981/192-288 sayılı kararı ve eki olan teknik bilirkişi rapor ve krokileri ile suç zaptı ve krokisi uygulanmalı, çekişmeli taşınmazın Sulh Ceza Mahkemesindeki suça konu yer olup olmadığı belirlenmeli; çekişmeli taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) en eski tarihli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine, paftası yok ise fen elemanı tarafından düzenlenecek geniş çevreyi gösteren kroki ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri, Sulh Ceza Mahkemesi kararına konu yer ile ilgisi var ise suç konusu taşınmaz ile ilgisini gösterir yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, Sulh Ceza Mahkemesi kararına konu olup olmadığı, orman içi açıklığı olup olmadığı saptanmalı, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakılma nedeni ve tarihine göre kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı ve tapulama dışı bırakma tarihinden dava tarihine imar ihya ve 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının eksiksiz gerçekleşip gerçekleşmediği yönleri de incelenerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının temyiz eden Orman Yönetimine iadesine 05/10/2006 günü oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.