Hükümlü hakkında uyarlama yargılaması sonucu kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükümlünün yüzüne karşı verilen kararın kanun yolu bildirim kısmında kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcı olarak "tefhim ve tebliğden itibaren" denilmek suretiyle hükümlünün yanıltıldığı, hükümlüye gerekçeli kararın daha sonra 13.05.2022 tarihinde tebliğ edildiği, hükümlünün bunun üzerine 13.05.2022 tarihinde kararı temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek ve dosya içerisinde 19.11.1987 tarihli hükme ilişkin hiç bir soruşturma evrakının yer almadığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.07.2022 tarihli yazısı ile dosya aslının veya onaylı örneğinin istenildiği, Mahkemesince tutulan 02.11.2022 tarihli tutanakta, adliyenin taşınması nedeniyle dosyanın eski binada kaldığı, eski arşivin su bastığı, bir kısım dosyaların bulunamadığı, arşivde yapılan tüm aramalara rağmen istenen dosyanın da bulunamadığı, kararının ise karar kartonundan temin edildiğinin belirtildiği anlaşılmakla; dosya içerisinde var olan evraklar çerçevesinde yapılan temyiz incelemesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2 ve 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddeleri uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, hükümlü hakkında karar gerekçesinde ayrıntılı değerlendirme yapılarak 765 sayılı Kanun'un lehe olması sebebiyle uyarlama talebinin reddine karar verilmesine rağmen, devamında kısa kararda sanki 5237 sayılı Kanun lehe gibi tüm suçlardan ayrı ayrı hüküm kurulup, hükmün sonunda 765 sayılı Kanun'un lehe olduğu ve uyarlama talebinin reddine karar verildiği belirtilmek suretiyle, infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.