2. Ceza Dairesi 2023/11503 E. 2025/15571 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2023/11503 E. 2025/15571 K. — Yargıtay Kararı

2. Ceza Dairesi 2023/11503 Esas 2025/15571 Karar 16.09.2025
2. Ceza Dairesi 2023/11503 E.,  2025/15571 K.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2547 E., 2021/2943 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık ile aralarında husumet bulunan tanık ve diğer suça sürüklenen çocuğun beyanlarına itibar edilemeyeceğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın atılı suçu işlemediğine, eksik araştırma sonucu verilen usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanunu’nun 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2019/580 Esas, 2020/543 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 17.03.2021 tarihli ve 2021/337 Esas, 2021/930 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kurulan hükmün, sanığın üzerine atılı suçun alt sınırı dikkate alınarak müdafii atanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeni ile bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılmak suretiyle taraflar da çağrılıp deliller değerlendirilerek sonucuna göre İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulması veya duruşma neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine ya da düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi veya hukuka aykırılığın niteliğine göre duruşma açılmasını dahi gerektirmeyecek bir hukuka aykırılığın bulunması durumunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma yerine düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 17.03.2021 tarihli ve 2021/337 Esas, 2021/930 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.07.2021 tarihli ve 2021/412 Esas, 2021/545 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılmak suretiyle taraflar da çağrılıp deliller değerlendirilerek sonucuna göre İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulması veya duruşma neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine ya da düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi veya hukuka aykırılığın niteliğine göre duruşma açılmasını dahi gerektirmeyecek bir hukuka aykırılığın bulunması durumunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma yerine düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, “Duruşmada hazır bulunması doğrudan şart koşulan zorunlu müdafiinin görevlendirilmemesinin CMK’nın 289. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi kapsamındaki hukuka kesin aykırılık halini oluşturup oluşturmadığı ve bu bağlamda bölge adliye mahkemelerine bozma yetkisi veren CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca bölge adliye mahkemelerince ilk derece mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilip verilemeyeceği” noktasında toplanmaktadır.
İlk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü bölge adliye mahkemesi ceza dairesince; “28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyan ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusu üzerine de düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hükmün temyizi üzerine Dairemizce, “Bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilen bozma kararında belirtilen nedenlerin aynı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucu hukuka aykırılığın kendisi tarafından giderilmesi gerektiği, bu nedenle bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bozma kararı ile bu bozma kararı üzerine verilen ilk derece mahkemesi kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirtilerek bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin son hükmünün bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa müdafi atanması gerektiği konusunda sayın çoğunluk ile aramızda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması bölge adliye mahkemelerine bozma yetkisi veren CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin yollamada bulunduğu, CMK'nın 289. maddenin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamındaki hukuka kesin aykırılık olup bölge adliye mahkemesinin bu nedenle ilk derece mahkemesi kararını bozması usul ve yasaya uygundur. Bozma üzerine ilk derece mahkemesinin verdiği karar da hukuken geçerlidir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin son hükmünün esastan incelenerek bir karar verilmesi gerekir.
Şöyle ki;
CMK’nın 280. maddesinde, bölge adliye mahkemesince hangi hallerde bozma kararı verilebileceği açık, kesin ve sınırlı bir şekilde sayılmış olup sınırlı olarak sayılan bu bozma nedenlerinin niteliği gereği kıyas yoluyla genişletilmesi de mümkün değildir.
Bölge adliye mahkemesi tarafından incelenen kararda, CMK’nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin yollamada bulunduğu CMK’nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e), (f) ve (i) bentlerinde yer alan kesin hukuka aykırılık hallerinin veya CMK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde sayılan sebeplerin bulunması halinde hükmün bozulmasına karar verilecektir.
Kanuna göre diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmesi gerekir (CMK m.280/1-g).
Davanın yeniden görülmesini gerektiren hallerin neler olduğu kanunda açıklanmamıştır. Ancak kararda bozma ya da düzeltilerek istinaf isteminin esastan reddi nedenleri dışında kalan ve hükme etki eden diğer hukuka aykırılıklar varsa dava yeniden görülmelidir. Kararda CMK’nın 289. maddesinin 1. fıkrasının (g) ve (h) bentlerinde sayılan hukuka kesin aykırılık nedenleri veya hükme etki eden diğer bir hukuka aykırılık bulunuyorsa ya da delil ve işlemlerde veya ispat bakımından değerlendirmede bir eksiklik olduğu tespit edilirse davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilecektir.
Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından sonra en yoğun tartışma istinaf kanun yolundaki denetimin kapsamı ve hangi hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına karar verilebileceği noktasında yaşanmıştır. Nitekim kanun koyucunun istinaf kanun yoluna ilişkin yaptığı değişikliklerin büyük bir kısmının da CMK’nın 280. maddesiyle ilgili olduğu görülmektedir. Konuyla ilgili yasal sürece ve düzenlemelere baktığımızda;
İstinafta bozma kararı verilmesine ilişkin CMK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasında, 696 sayılı KHK ile değişiklik yapılmadan önce ilk derece mahkemesinin kararında, CMK’nın 289. maddesinde dokuz bent olarak sayılan kesin hukuka aykırılık nedenlerinden herhangi birisinin bulunması halinde hükmün bozulmasına karar verilebilmekteydi.
Kanun koyucu başta verdiği bozma nedenlerini daraltmış; 24 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nın 98. maddesi ile CMK’nın 280. maddesinde yapılan değişiklik ile bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece mahkemesinin kararında 289. maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. 696 sayılı KHK’nın 98. maddesi ile CMK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklikten sonra Bölge Adliye Mahkemeleri ilk derece mahkemesi kararında yalnızca CMK’nın 289. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e), (f) ve (i) bentlerinde yer alan kesin hukuka aykırılık hallerinin varlığını tespit ettiğinde hükmün bozulmasına karar verilebilecektir (CMK m.280/1-e). (Kanaatimizce hukuka kesin aykırılık halleri olan CMK’nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri nedeniyle geri alınan bozma yetkisinin yeniden bölge adliye mahkemelerine verilmesi gerekli olup iş yoğunluğunu önemli ölçüde azaltacaktır.)
Sonrasında, 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 27. maddesiyle CMK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (f) bendi ile Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı verebileceği sebeplere yenileri eklenmiştir. Buna göre; soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde de hükmün bozulmasına karar verilebilecektir (CMK m.280/1-f). CMK'nın, "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinin (e) ve (f) bentleri;
e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Karar verir." şeklinde düzenlenerek son halini almıştır.
Bölge adliye mahkemelerine bozma yetkisi veren CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin yollamada bulunduğu CMK’nın "Hukuka kesin aykırılık hâlleri" başlıklı 289. maddesi ise;
"1- Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması,
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması,
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi,
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi,
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi,
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması,
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması,"
Şeklindedir.
Görüldüğü üzere CMK’nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması durumunda da hukuka kesin aykırılık hâli bulunduğu kabul edilmiştir.
Konuyla ilgili CMK'nın "Duruşmada hazır bulunacaklar" başlıklı 188. maddesinin birinci fıkrası;
"Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır." şeklinde düzenlenmiş olup Kanun'un zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiinin karar oturumu dâhil tüm oturumlarda hazır bulunması şart koşulmuştur. Duruşmada hazır bulunması doğrudan şart koşulan zorunlu müdafinin görevlendirilmemesi, CMK’nın 188/1 ve 289/1-e maddeleri kapsamında hukuka kesin aykırılık halini oluşturur.
Kanunen bulunması zorunlu olanlar bulunmadan davanın görülmesi mutlak hukuka aykırılık sebebi olduğu için bu durumun hükme etkili olup olmadığının ya da onların bulunmadığı oturumda esaslı işlemlerin yapılıp yapılmadığının bir önemi yoktur.
CMK 188/1. madde metninde “görevlendirilmiş olan zorunlu müdafiinin duruşmada hazır bulunmasından” bahsedilmemektedir. Madde metninde tam olarak “Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin duruşmada hazır bulunmasının şart olduğu” belirtilmektedir. İlk derece mahkemesinin müdafii görevlendirmeden yargılamaya devam etmesi ile atanan müdafiinin duruşmada hazır bulunmaması arasında bir fark bulunmamaktadır. Cumhuriyet savcısının tüm duruşmalara katılmaması ile bir duruşmaya katılmaması arasında fark olmadığı gibi, Kanun'un zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiinin tüm oturumlarda hazır bulunması şart koşulmuştur.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince CMK'nın 150. maddesinin 3. fıkrası gereğince zorunlu müdafii görevlendirilmemiş, sanığın sorgusu sırasında zorunlu müdafii hazır edilmemiş, zorunlu müdafii hazır bulundurulmadan yargılama yapılmış ve nihayetinde zorunlu müdafiinin yokluğunda karar verilmiştir. Duruşma, hakim veya Cumhuriyet savcısı veya zabıt kâtibi hazır bulunmadan yapılamıyorsa, kanunen hazır bulunması şart olan zorunlu müdafii de hazır bulunmadan yapılamaz. Yapılması halinde CMK’nın 188. maddesinin 1. fıkrasına aykırı davranılmış olur. Bu hukuka kesin aykırılık nedeniyle CMK’nın 280. maddesinin yollamada bulunduğu aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi kapsamında bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesinin hükmünü bozma yetkisi vardır.
Nitekim zorunlu müdafii atanması gerektiği halde müdafii atanmadan yargılama yapılması nedeniyle Yargıtayın bozma kararlarında da bu durum CMK’nın 188/1 ve 289/1. maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilmiştir. Savunma hakkının kısıtlanmasına sebep olan hukuka kesin aykırılık ise CMK’nın 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılmasıdır. Örneğin;
Yargıtay 2. Ceza Dairesince 06.06.2024 tarih ve 22953-9422 sayı ile;
“5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK’nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezaların alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması ve müdafii huzurunda savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,” isabetsizliğinden hükmün bozulmasına,
Yargıtay 2. Ceza Dairesince, 16.10.2024 tarih ve 9582-14866 sayı ile;
“CMK'nın 289/1-e. maddesinde, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılmasının “hukuka kesin aykırılık halleri” arasında düzenlendiği; somut olaya bakıldığında; 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemesince yapılan duruşmada sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1. ve 289/1-e. maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,” isabetsizliğinden hükmün bozulmasına,
Yargıtay 6. Ceza Dairesince 02.03.2022 tarih ve 7710-2616 sayı ile;
“28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması," isabetsizliğinden hükmün bozulmasına,
(Kapatılan) Yargıtay 13. Ceza Dairesince 04.06.2020 tarih ve 8626-4862 sayı ile;
“Sanık K.T. hakkında üzerine atılı 28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,” isabetsizliğinden hükmün bozulmasına,
(Kapatılan) Yargıtay 17. Ceza Dairesince 16.05.2018 tarih ve 17729-7122 sayı ile;
“765 sayılı TCK'nın 493/1-son maddesi gereği hükümlülere yüklenen suçların alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi karşısında; hükümlülere zorunlu müdafii atanmadan dosya üzerinden verilen kararla CMK’nın 150/3, 188/1, 289/1-e maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması” isabetsizliğinden hükmün bozulmasına, karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, CMK’nın 188. maddesinin birinci fıkrası gereğince duruşmada, Kanun’un zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiinin hazır bulunmasının şart olduğu, dolayısıyla zorunlu müdafiinin görevlendirilmemesinin CMK'nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâlini oluşturduğu ve aynı Kanun'un 280 maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince bölge adliye mahkemesi ceza dairesi tarafından hükmün bozulmasına karar verilebileceği, bölge adliye mahkemesince verilen bozma kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozmaya uyularak verilen ilk derece mahkemesi hükmünün de usul ve yasaya uygun olduğu, her iki kararında da yasal dayanağının mevcut ve hukuken geçerli kararlar olduğu, bu nedenle bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin son kararının esastan incelenmesi gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemiz mümkün olmamıştır.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın