16. Hukuk Dairesi 2011/4343 E. 2011/7562 K. — Yargıtay Kararı
16. Hukuk Dairesi 2011/4343 Esas 2011/7562 Karar 18.11.2011
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2011/4343 E., 2011/7562 K.
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO KANUN YOLU: TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 102 ada 17 parsel sayılı 10420,02 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın kaçak ve yitik şahıslardan kaldığını ve 1936 yılı umumi tahririnde Hazine adına kayıtlı bulunduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve meralara özgü sicile kaydedilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece her ne kadar çekişmeli taşınmazın mera ile bütünleşmiş arazi olduğu gerekçesi ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Komşu köyden dinlenen yerel bilirkişilerden eylemli olarak taşınmazın sınırında bulunan 12 parsel numaralı meranın kadim mera olup olmadığı; taşınmazın, bitişiğindeki mera parselinden genişletilmek suretiyle elde edilip edilmediği sorulup saptanmadığı gibi, ziraat ve fen bilirkişilerinden çekişmeli taşınmaz ile sınırındaki mera parseli arasında ayırıcı nitelikte yapay ya da doğal sınır bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınmamış, mera parseli ile taşınmazın konumlarını gösterir yan kesit krokisi çizdirilmemiş, taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı kesin olarak belirlenmemiştir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için taşınmazın bulunduğu köyde 4753 sayılı Yasa uyarınca Toprak Tevzi Komisyonunun çalışma yapıp yapmadığı ya da 4342 sayılı Yasa uyarınca yapılan mera tahsisi bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa tahsis haritası ve norm kararları getirtilerek mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davanın sonucunda yararı bulunmayan komşu köylerden seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, aynı yöntemle belirlenecek tanıklar, üç kişilik zirai bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişisi de hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, varsa tahsis haritası fen bilirkişi aracılığı ile uygulanarak kapsamı belirlenmeli, taşınmazın tahsis haritasının kapsamı dışında kalması halinde, öncesi kadim mera olsa bile tahsisle birlikte mera niteliğinin kalkacağı gözönüne alınarak tahsis tarihi ile kadastro tespiti arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi; mera tahsisi bulunmuyor ise, yerel bilirkişilerden komşu mera parselinin öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parseli arasında ayırıcı bir unsurun bulunup bulunmadığı; taşınmazın, bitişiğindeki mera parselinden genişletilmek suretiyle elde edilip edilmediği; dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, bitişikteki meranın devamı niteliğinde olup olmadığı sorulup, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli; yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek, beyanlar arasındaki çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; ziraatçı bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliğini ve toprak yapısını çevredeki taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde inceleyip irdeleyen, komşu mera parseli ile dava konusu taşınmaz arasında ayırıcı unsur olup olmadığını belirleyen rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın niteliği kesin olarak belirlenmeli; fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı ve çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösterip açıklayan rapor ve harita düzenlettirilmeli, taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazinenin itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğunda kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.