16. Hukuk Dairesi 2007/4765 E. 2007/4596 K. — Yargıtay Kararı
16. Hukuk Dairesi 2007/4765 Esas 2007/4596 Karar 20.11.2007
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/4765 E., 2007/4596 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Emirlere muhalefet suçundan sanıklar ... ve ... hakkında yapılan hazırlık soruşturması neticesinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.12.2005 tarihli ve 2005/80652-88282 sayılı takipsizlik kararına yapılan itirazın reddine dair, mercii Sincan 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2006 tarihli 2006/546 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet Savcısının görevi” başlıklı 160.maddesinde belirtildiği üzere; Cumhuriyet Savcısının kendisine yapılan şikayet karşısında soruşturma başlatıp delilleri toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar vermesi gerektiği, somut olayda şüphelilerin ifadesi dahi alınmaksızın meselenin hukuki mahiyet arzettiğinden bahisle takipsizlik kararı verildiği görülmüş ise de, şüphelilerin alacaklıdan mal kaçırdıklarının iddia edilmiş olunması karşısında, öncelikle ifadelerinin alınıp söz konusu iddiayı destekler nitelikte deliller tespit edilip sonucuna göre 5358 sayılı Kanunla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesindeki suç yönünden dava açılıp açılmayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 21/2/2007 ... ve 8634 sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 15/03/2007 ... ve K.Y.B.2007/37010 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya kapsamına göre, şüphelilere isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 333/a maddesinde düzenlenmiş olup buna göre Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine cezalandırılacağının düzenlenmiş olması, yine anılan Kanun’un 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır" hükümleri karşısında, şüphelilere yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu göz önüne alındığında, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isabetlidir. Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmemekle talebin REDDİNE, dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.