15. Hukuk Dairesi 2007/680 E. 2008/2630 K. — Yargıtay Kararı
15. Hukuk Dairesi 2007/680 Esas 2008/2630 Karar 21.04.2008
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2007/680 E., 2008/2630 K.
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-k.davacı ... vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili avukat ... ile davalı-k.davacı vekili avukat .... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle sözleşmenin davalı-birleşen davanın davacısı ... tarafından fesih olunması sebebiyle ceza ve gecikme tazminatı isteyemeyeceğine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davacı ... tarafından açılan ve Yalova 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/52 esas ve 2005/88 sayılı kararı ile birleştirilen davada; yanlar arasında yapıldığı ileri sürülen 15.09.2001 tarihli sözleşmenin davalı ... tarafından haksız olarak fesih olunduğu ileri sürülerek, sözleşmenin “Diğer Hususlar” başlıklı (G) maddesinde kararlaştırılan (15.000,00 YTL) ceza şartı alacağının tahsili istenmiştir. Mahkemece, (15.000,00 YTL) dönme cezasının 30.04.2002 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalı ...’tan tahsiline karar verilmiştir. Yanlar arasındaki sözleşmenin (G/I.) maddesi, “işin feshedilebilmesi için yukarıda belirtilen şartlara taraflardan birinin uymaması ve akdini yerine getirmemesi esastır. Bu durumda, ilgili taraf karşı tarafa protesto çekerek en geç 15 gün içerisinde gerekli şartları yerine getirmesini isteyebilir. Verilen bu süre içerisinde gerekli düzenlemeler ilgili tarafça yapılmazsa sözleşmenin tek taraflı olarak bozulması hakkı doğar. Sözleşmenin bozulmasına neden olan taraf ilgili tarafa cezai şart olarak 15.000.000.000 TL’si ödemekle yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yanlarca kararlaştırılan bu ceza koşulu, Borçlar Kanunu’nun 158/son maddesi hükmü gereğince ve hukuksal niteliğince "dönme cezası" niteliğindedir. Sözleşmenin "şartlar" başlıklı (c) maddesi uyarınca, yüklenici ...'in 20.09.2001 tarihinde sözleşme konusu 8 adet mesken, 3 adet işyerinden ibaret bağımsız bölümlü yapının onarım-güçlendirme inşaatının yapımına başlamayı ve 20.03.2002 tarihinde iş sahibi ...'a teslim etmeyi yüklenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 81.maddesi hükmü gereğince; karşılıklı borçları içeren sözleşmenin, yerine getirilmesini isteyen tarafın, sözleşmenin kurallarına veya niteliğine göre bir süreden yararlanma hakkı olmadıkça, kendi borcunu ödemiş veya ödemeyi önermiş olması gerekir ise de; sözleşmenin (F/I.) maddesi uyarınca, iş sahibinin önceliklli edimi kapsamında olan (3.000.000.000) TL. tutarındaki paranın ödenmesi için yüklenici tarafından sözleşme süresinin dolmasından önce borçlu temerrüdüne düşürülmemiştir. Yüklenici Hasan Şakir "işin tesliminde" borçlu temerrüdüne düşmüş ve iş sahibi tarafından 29.04.2002 tarihli ihtarname ile sözleşme haklı olarak fesih olunmuştur. Sözleşmenin feshine kendi kusuru ile sebep olan yüklenici, dönme cezası isteyemez. Bu yasal nedenle, dönme cezasının tahsili hakkındaki ...'in davasının reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan Borçlar Kanunu'nun 101.maddesi gereğince; alacaklı yararına temerrüd faizine hükmedilebilmesi için, alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp, davalı borçlunun alacaklı tarafından borçlu temerrüdüne düşürülmesi zorunludur. 2004/678 esas sayılı davada, Hüseyin Şakir tarafından ...'a gönderilip tebliğ olunan ihtarnamede iş bedeli tutarı gösterilip istenmediğinden bu alacak yönünden temerrüt ihtarı niteliğinde sayılamaz. Bu şekilde davalının, dava tarihinden itibaren temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek dava tarihi olan 28.08.2003 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekirken: mahkemece 30.04.2002 tarihinden itibaren faiz uygulaması yapılması doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenle davalı-karşı davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı-karşı davacı ... yararına BOZULMASINA, duruşmada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 550,00 YTL duruşma vekâlet ücretinin davacı-karşı davalı ...’den alınarak davalı-karşı davacı ...’a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacıya geri verilmesine, 21.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.