Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 25.03.2010 tarih ve 2009/872 esas, 2010/506 sayılı ilamı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra beş yıllık denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlenmesi nedeniyle aynı esas üzerinden yeniden duruşma açılması üzerine, atılı suçtan sanığın mahkûmiyetine dair hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın katılana ait aracı katılana iade etmeme şeklinde gerçekleşen eyleminde, suça konu aracın sanığın ifa ettiği bir hizmet veya meslek dolayısıyla kendisine tevdi ve teslim edilmemiş olması, kendisine emaneten verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında; tebliğnamedeki eylemin TCK’nın 155/2. maddesindeki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Katılanın yanında işçi olarak çalışan sanığın, katılana ait... plakalı aracı kullanmak için aldığı, ancak bir daha aracı iade etmediği, bu şekilde sanığın güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda; Sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda atılı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak, hükmün açıklanmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde işlediği Keskin Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2011/154 esas ve 2012/111 karar sayılı ilamı ile mahkumiyetine ilişkin kararında belirtilen TCK'nın 86/2 maddesinde düzenlenen basit yaralama suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kalması ve sanık ile katılan arasında 6763 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın yeniden değerlendirilmesi lüzumu karşısında, ihbara konu suça ilişkin belirtilen işlemlerin akıbetinin mahkemesinden sorulup sonucuna göre hükmün açıklanıp açıklanamayacağının tartışılması zorunluluğu, Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 18/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.