15. Ceza Dairesi 2011/67360 E. 2013/10776 K. — Yargıtay Kararı
15. Ceza Dairesi 2011/67360 Esas 2013/10776 Karar 10.06.2013
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/67360 E., 2013/10776 K.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. 1-Sanık ...’in, yanında bulunan ve kimlikleri tespit edilemeyen iki kişiyle birlikte şikayetçiye yaklaştıkları, içlerinden Azeri şivesiyle konuşan kişinin şikayetçiye altın, saat ve telefon sattığını, ancak aldığı paraları tanımadığını, sahte olup olmadıklarını kontrol etmesini isteyerek şikayetçiyle yakınlık kurmaya çalıştığı, daha sonra bir cep telefonu markası söyleyerek fiyatını sorduğu ve şikayetçiden cep telefonunu aldığı, telefonunun içinden şikayetçiye ait sim kartı çıkarttığı, şikayetçinin telefonunu geri istemesine rağmen ona vermediği, o sırada sanık ile yanındaki arkadaşının şikayetçiye “Telefonu ne yapacaksın, saatler altın, onlardan satın al” diyerek şikayetçiyi oyalamaya çalıştıkları ve daha sonra şikayetçinin dalgınlığından faydalanarak telefonu da alarak kaçtıklarının iddia edildiği olayda; mağdurun, sanığa vermiş olduğu cep telefonu cihazını kendisine geri verileceğini düşünerek teslim etmesi karşısında, hukuksal anlamda geçerli bir zilyetliğin devrinin söz konusu olmaması nedeniyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1.maddesinde öngörülen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, Kabule göre de; 2-Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ile denetli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK'un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.