14. Hukuk Dairesi 2009/6576 E. 2009/7601 K. — Yargıtay Kararı
14. Hukuk Dairesi 2009/6576 Esas 2009/7601 Karar 17.06.2009
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6576 E., 2009/7601 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.11.2007 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı, maliki bulunduğu 1 parsel sayılı taşınmaz içindeki bir civciv hane ve dört tavukhaneden oluşan tesis için davalı ile 06.04.2005 başlangıç tarihli iki yıl süreli kira sözleşmesi düzenlediklerini, anılan sözleşmenin 06.04.2007 tarihinde iki yıl süreli aylık 5.000TL bedelli olarak yenilendiğini, davalının hiçbir bildirimde bulunmadan tahliye ettiği taşınmazı 13.10.2007 tarihinde yapılan tespit ile teslim aldığını ileri sürerek, 06.09.2007-13.10.2007 tarihleri arası ödenmeyen kira bedeli 6.250,00TL’nin davalıdan alınmasını istemiştir. Davalı, davacı ile 06.04.2007 tarihli kira sözleşmesi düzenlemediklerini, davacının istemi ile taşınmazı 30.06.2007 tarihinde tahliye ettiğini, bu tarihe kadar olan kira bedellerini ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, 06.04.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin geçerliliğini koruduğu ve davacının itirazi kayıt ileri sürmeden kira bedellerini 1.000YTL olarak kabul ettiği gerekçesi ile 1.233,00YTL kira bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, hasılat kira sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Hasılat kira sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdir. Hukuken varlığını yitirmemiş kira sözleşmesi, sözleşmede süre veya mahalli adet ile hilafına bir hüküm tayin edilmemiş ise iki taraftan her biri en aşağı altı aylık bir ihbar müddetine riayet şartıyla akdi feshedebileceği BK’nun 285. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Somut olayda davacı, davasını taraflar arasında düzenlenmiş 06.04.2007 başlangıç tarihli aylık 5.000YTL ödemeli kira sözleşmesine dayanmıştır. Anılan sözleşme davalı tarafından kabul edilmediğinden, davalıya isticvap için davetiye tebliğ edilmiş, davalı usulüne uygun uyarılı davetiye tebliğ edildiği halde, çağrılı bulunduğu oturuma katılmamıştır. İsticvap, bir tarafın kendi aleyhine olan belli bir vakıa hakkında mahkeme tarafından sorguya çekilmesi (dinlenilmesi) demektir. Hakim bir tarafın isticvabına kendiliğinden karar verebilir. İsticvap için usulüne uygun uyarılı davetiye ile davet edilen taraf davet edildiği oturuma özürsüz katılmaz ise sorulan vakıaları ikrar etmiş sayılır. HUMK.nun 234.maddesinde de “İsticvap için çağrılmasına karar verilen tarafa geçerli bir özürü olmaksızın gelmediği veya tertip olunan soruları cevaplandırmadığı takdirde sorulan vakıaları ikrar etmiş sayılacağı, çıkarılacak davetiyeye yazılır. Çağrılan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkeme sorulan vakıaları ikrar edilmiş ...” hükmüne yer verilmiştir. Eldeki dosyada, davalı taraf 06.04.2007 günlü kira sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı konusunda isticvap için uyarılı davetiye tebliği ile çağrıldığı oturuma özür bildirmeksizin katılmadığından, anılan kira sözleşmesi mahkemenin de kabulünde olduğu gibi hukuki varlığını korumaktadır. Ayrıca davalı 06.04.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin feshi için davacı tarafa herhangi bir bildirimde de bulunmamıştır. Kiracının yükümlülükleri arasında kira bedelini belirlenen süre içinde tam olarak tediye etmek de bulunmaktadır.(BK.m.281) Davalı, 06.04.2007 tarihli sözleşmede belirlenen kira bedelinin tamamını ödemekle yükümlüdür. Davalının sunduğu önceki aylara ait ödeme makbuzlarında ise, “...aylık kira bedeli olan 1.000YTL’sini nakit olarak aldım” yazılmak suretiyle, aylık kira bedelinin kısmi olarak ödendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan bu saptamalara göre kira sözleşmesinde belirlenen bedel üzerinden istemin hüküm altına alınması yerine, sözleşme hükmü ve bu konudaki yasa kuralları bir yana bırakılarak davanın kısmen kabulü doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.