14. Hukuk Dairesi 2006/7277 E. 2006/10244 K. — Yargıtay Kararı
14. Hukuk Dairesi 2006/7277 Esas 2006/10244 Karar 02.10.2006
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/7277 E., 2006/10244 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 3.9.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.10.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili 3.9.2002 tarihli dilekçesiyle 174 ada 1 sayılı parselde tam malik 174 ada 2 sayılı parselde paydaş olduğunu tapu kayıtları üzerine 10 yıllık hakdüşürücü süreden sonra ve tek taraflı olarak konulan "Sultan II. ... Vakfı" şerhinin tapudan terkinini istemiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava konusu taşınmazların tapu kaydı üzerine mahkeme kararı olmadan idari yoldan vakıf şerhi konulmasının Medeni Yasanan 1027 maddesine aykırı olduğu nedeniyle davanın kabulüne 174 ada 1 ve 2 sayılı parsel numaralı taşınmazlar kaydında yazılı "Sultan II ... Vakfı" şerhinin kayıtlardan silinmesine 30.10.2002 tarihinde karar verilmiştir. Davalı ... idaresi vekili kararı temyiz etmiştir. Dava tapu kayıtlarında bulunan vakıf şerhinin terkini istemiyle açılmıştır. Ne var ki; mahkemece yapılan araştırma ve uygulama uyuşmazlığı tam olarak aydınlatmaya ve doğru bir hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle belirtilmelidir ki, vakıf şerhi kesinleşen kadastro tespitinden sonra 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra tapu kaydına yazılmış ise 2.4.2004 tarih 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurul Kararı gereğince başka bir tahdide gerek uyulmaksızın vakıf şerhinin tapudan terkin isteğinin kabulüne karar verilmesi zarureti doğar. 3402 sayılı kanunda 5304 sayılı Yasanın 11. maddesiyle yapılan değişiklik 3.3.2005 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak yasada değişiklik hükmünün yasanın yürürlüğünden önce tekemmül etmiş hukuksal durumlara uygulanacağına ilişkin bir hüküm yoktur. Esasen yasa koyucunun kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte bir kural koymaması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Bu nedenlerle dava konusu 174 ada 1 ve 2 sayılı parsellerin geldi kayıtlarına ait tapulama tutanakları sağlıklı biçimde temin edilerek, tutanaklara vakıf şerhinin işlenip işlenmediğinin araştırılması işlenmemiş ise ve vakıf şerhi tapu kayıtlarına 10 yıllık hakdüşürücü süre geçirildikten sonra yazılmış ise başka bir tahkike gerek duyulmaksızın silinme (terkin) isteğinin kabulüne karar verilmesi zarureti doğar. Ancak; vakıf şerhi dava konusu taşınmazların öncesi olan tapulama tutanaklarına yazılmış ise veya dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına 10 yıllık süre geçirilmeden yazılmış ise vakfın türü ve tavize tabi olup olmaması yönünden inceleme yapılması zorunlu hale gelir. Şayet terkini istenen vakıf şerhi gayrisahih bir vakfa ait ise ... idaresinin ivaz hakkı bulunmadığından bedelsiz kaldırılacak ve fakat bu şerh sahih bir vakfa ait ise terkin ivaz karşılığı yapılacaktır. Eski hukukumuzda kaynağını Arazi Kanununun 4. maddesinden alan ve vakıfları mülkiyet hakkının devredilip edilmemesine göre vakfın nitelik bakımdan ayıran iki türünden bahsetmek yerinde olacaktır. Bunlardan ilki, sahih vakıflardır. Sahih ... aynı anda akara tahsisli gelirlerinden yararlanılan vakıf türüdür. Sahih vakıflarda getirdikleri gelirlere göre ya mukataalı vakıf veyahutta icareteynli ... olarak ayrıma tabi tutulur. Diğeri ise, sahih olmayan ... yani tahsis ve irsat kabilinden gayrisahih vakıflardır. Bunlar padişah ya da onun izin verdiği kişiler tarafından miri arazi türü denen arazi üzerinde meydana getirilen vakıflardır. Arazi Kanunnamesinde miri araziler, ... köy ve kasabaların tümüyle dışında kalan tarla, çayır, yaylak, kışlak, koru veya benzeri yerler olarak tarif edilmektedir. Görüldüğü üzere sahih vakıfların konusunu ... köy kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar teşkil etmekte iken sahih olmayan vakıfların konusunu anılan ... yerleşim birimlerinin tümüyle dışında kalan miri yani Devlete ait araziler teşkil etmektedir. Uygulama ve doktirinde vergi ve resimlerin (aşar ve rusumatın) bir hayır cemiyetine tahsis edildiği vakıflarda her ne kadar 2762 sayılı ... Yasanın 27. maddesinde sahih olmayan ... yönünden tam bir açıklık bulunmamakta ise de; taviz bedeli alınamaması gerektiğinde tam bir birlik vardır. Açıkçası vakıfların taviz bedeli alınarak mülkiyetini mutasarrıfına terk edeceği vakıf türleri sahih vakıflardır. Gayrisahih olan vakıf türlerinde ... İdaresinin taviz bedeli istemesine olanak bulunmadığından ... Genel Müdürlüğünün dava açarak sahih olmayan bir vakfa ait şerhin tapu siciline işlenmesini istemesinde de hukuki yararı yoktur. Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı ayrı olacağından bu taşınmazların ... köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkartılması doğru olmaz. O yüzden incelemenin keşfen yapılması taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada ... köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi gerekir. Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Hal böyle olunca vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, ... Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı ve HUMK.nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de;174 ada 2 sayılı parselden davacı ... tapuda 11529/28886 müşterek pay maliki olup diğer müşterek paydaşların davası olmadığından tapudaki şerhin sadece davacı ... Tüzel Kişiliği payına hasren kaldırılması gerekirken yazılı şekilde tapunun bütünü üzerinden HUMK.nun 72. maddesine aykırı olarak vakıf şerhinin terkinine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Tüm bu hususlar bir yana bırakılarak Medeni Kanunun 1027 maddesine istinaden davanın kabulüne dair verilen karar doğru görülmediğinden hükmün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... idaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 9.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.