I. HUKUKÎ SÜREÇ Datça Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 52, 53, 51 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, karara karşı sanık ve katılan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince istinaf başvurularının kabulü ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; "Dava konusu somut olayda da; sanığın olay öncesi İstanbul'da ikamet edip yazlık olarak kullanılan taşınmazın bulunduğu yerin Doğal Sit Alanı içerisinde bulunduğunu bilmediğini, 2015 yılından sonra burada kalmaya başladığını savunup, taşınmazın tapu kaydında bu yönde bir şerh bulunmadığı, taşınmazın bulunduğu yer olan Datça İlçesi ... Mahallesi Muhtarlığının 14/05/2018 tarihli yazısından sit alanı kabulü kararının mahallinde mutat vasıtalarla duyurusunun yapılmadığının, kolluk aracılığıyla yapılan inceleme sonrası düzenlenen 30/04/2018 tarihli tutanakta da sit alanı ilanı yapılmadığı ve çevrede yaşayanlarca bu özelliğinin bilinmediğinin belirtildiği, sit kararının alındığı tarih olan 14/02/1996 tarihi itibariyle ve bu dönemde yapılan duyurulardan o tarihte kayınbabasına ait taşınmazda ikamet etmeyen sanığın bilgisi olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, bu bağlamda sanığın bahse konu yerin II. Derece Doğal Sit alanı vasfında olduğunu bilmediğine ilişkin savunmasının aksine herhangi bir delil bulunmadığından 2863 Sayılı Kanuna Muhalefet suçunun yasal unsurları oluşmadığı" gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 280/1 ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılarak hükmün; "Her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı yasaya muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın suç kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden , sanığın CMK 223/2-c maddesi uyarınca BERAATİNE,
Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına" şeklinde düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna, cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III.OLAY VE OLGULAR Tüm dosya kapsamından sanık hakkında Datça ilçesi, ... Mahallesi ... mevkii 799 parselde 598 sayılı II. derece doğal sit alanında kalan taşınmazı üzerinde Çiğdem tipi projeye aykırı olarak 1,94 m*6,80m ön cephede 1,35m*3,50m ve binanın arka cephesinde 5,44*3,35m duvar örülmek suretiyle kapalı alan ile 1 katta hayat gölümünün 5,44m*3,3 m ebadında kapalı alan inşa ettiği, bu şekilde izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunulduğunun 26.12.2017 tarihli yapı tatil zaptı ile tespiti üzerine yürütülen soruşturma neticesinde sanığın üzerine atılı 2863 sayılı yasaya muhalefet suçunu işlediği iddia edilerek kamu davası açıldığı, sanığın İlk Derece Mahkemesince alınan savunmasında; söz konusu evin kayınpederinden kendilerine kaldığını 2015 tarihinden beri hem yaz, hem kış bu yapıda devamlı suretle kalmaya başladıklarını, yağışlar sebebi ile zorunlu olarak tadilat yapmak zorunda kaldıklarını ve sit alanında kaldığını bilmediğini beyan ettiği, dosya arasında yer alan İlçe Jandarma Komutanlığının araştırma tutanağına göre sanığın suça konu yerde ilan yapılmadığı ve çevrenin sit alanı olarak bilmediğinin belirtildiği, Muğla Valiliği İl Kültür Turizim Müdürlüğü yazısında şuça konu yerin 2. derece doğal sit alanında kaldığı ve hopörlör ile ilan yapıldığının bildirildiği, yine Müze Müdürlüğü cevabi yazısı ekinde Hoparlör İlan Zabıt Varakasının yer aldığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince 25.05.2018 tarihinde icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan inşaat ve fen bilirkişi raporuna göre, yapılan tadilat ve değişikliklerin kullanılan malzeme ve yapılan sıva ve doğramaların eskime ve yıpranma oranlarına bakıldığında 2014 ila 2015 yıllarında yapılmış olduğu, ve keşif tarihi itibarıyla aykırılıkların giderilmemiş olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Datça Belediyesi Başkanlığı İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında suça konu yerinde koruma, uygulama ve denetim bürosu bulunmadığının belirtildiği,anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde; "Yapılan keşif, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde suça konu yer olan Datça ilçesi, ... mahallesi, ... mahallesi 799 parsel D-2 Blok no: 18 no'lu bağımsız bölümün çiğdem tipi konut olduğu, kaçak yapının projesinin olmadığı, 2. Derece doğal sit alanında olduğu, kanunda tanımlanan bina vasfında olup Taks artışı oluşturduğu, orjinal proje dışına çıkıldığı, yapı tatil zaptı tutanağının ve mührün yerinde bulunduğu, mühür bozma yapılmamış olduğunun tespit edildiği, suça konu yerin koruma uygulama ve denetim bürosunun sorumluluk alanında kalmadığı, eylemin 2863 sayılı yasanın 9. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale olduğu" kanaatiyle sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; "Dava konusu somut olayda da; sanığın olay öncesi İstanbul'da ikamet edip yazlık olarak kullanılan taşınmazın bulunduğu yerin Doğal Sit Alanı içerisinde bulunduğunu bilmediğini, 2015 yılından sonra burada kalmaya başladığını savunup, taşınmazın tapu kaydında bu yönde bir şerh bulunmadığı, taşınmazın bulunduğu yer olan Datça İlçesi ... Mahallesi Muhtarlığının 14/05/2018 tarihli yazısından sit alanı kabulü kararının mahallinde mutat vasıtalarla duyurusunun yapılmadığının, kolluk aracılığıyla yapılan inceleme sonrası düzenlenen 30/04/2018 tarihli tutanakta da sit alanı ilanı yapılmadığı ve çevrede yaşayanlarca bu özelliğinin bilinmediğinin belirtildiği, sit kararının alındığı tarih olan 14/02/1996 tarihi itibariyle ve bu dönemde yapılan duyurulardan o tarihte kayınbabasına ait taşınmazda ikamet etmeyen sanığın bilgisi olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, bu bağlamda sanığın bahse konu yerin II. Derece Doğal Sit alanı vasfında olduğunu bilmediğine ilişkin savunmasının aksine herhangi bir delil bulunmadığından 2863 Sayılı Kanuna Muhalefet suçunun yasal unsurları oluşmadığı" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak sanığın CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR 2863 sayılı Kanun'un 7 inci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilmediğinden ve 14/02/1996 tarihi itibariyle ve bu dönemde yapılan duyurulardan o tarihte kayınbabasına ait taşınmazda ikamet etmeyen sanığın bilgisi olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı gerekçeleriyle beraatine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının Datça Belediye Başkanlığında mutad vasıtalarla ilan edildiğine ilişkin tutanakların mevcut olduğu dikkate alındığında delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,19.12.2024 tarihinde karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.