11. Hukuk Dairesi 2012/5561 E. 2012/7717 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2012/5561 Esas 2012/7717 Karar 14.05.2012
11. Hukuk Dairesi 2012/5561 E., 2012/7717 K.
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. (Beyoğlu 2) Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/12/2009 tarih ve 2009/114-2009/486 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin dayanağı olarak da taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 7011 kod nolu hizmet bedelinin gösterildiğini, müvekkili şirketin genel müdürlük onayı ile toplam 14.516,98 TL’yi menfi tespit ve istirdat davası açılması şartıyla davalıya ödediğini ancak taraflar arasındaki sözleşmenin eki durumunda olan şartname hükümleri gereğince müvekkili tarafından davalı tarafa ödeme yapılmasını gerektirir bir durum olmadığını ileri sürerek, şimdilik 7.500 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın İcra İflas Kanununun 72/7 maddesine belirtilen istirdat davası mahiyetinde olmadığı, davanın dayanağının Borçlar Kanunun 61 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri olduğu, davacının icra takibine süresi içerisine itiraz ederek hakkındaki takibi durdurduğu ancak sonradan 14.516,98 TL ödemesi gerektiğini düşünüp bu konuda kurum yetkililerinden olur da alınarak belirtilen bedelin icra veznesine yatırıldığı ve takip alacaklısına ödenmesine muvafakat edildiği, borcun hiç meydana gelmediği ya da meydana gelen borcun sonradan ortadan kalktığı şeklinde bir durumun söz konusu olmadığı, icra takibi yapılan alacaklının kimliğinde yanılma ya da hataen bir ödemenin de mümkün olmadığı, davacının serbest iradesiyle yapmış olduğu ödemeyi geri isteyemeyeceği, zira Borçlar Kanunun 62 inci maddesinin buna engel olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, istirdat istemine ilişkindir. İstirdat davası, icra hukukunun bir kavramı olmasına rağmen, uyuşmazlığı maddi hukuk yönünden çözümleyen bir yoldur. Ne var ki, burada borçlu, BK'nun 62. maddesinde öngörülen ilke hilafına, kendini borçlu sanarak hataen ödeme yaptığını ispatla yükümlü değildir. Bunun nedeni, ödemenin icra zoru ile yapılmış olmasıdır. İstirdat davasının amacı, davacının ödeme emrine itiraz etmemesi ya da edip de itirazın kaldırılmış olması sebebiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı ve fakat gerçekte borçlu olmadığı bir paranın geri alınmasını sağlamaktır. Çünkü, ödeme emrine zamanında itiraz edilmemesi ya da edilip de itirazın kaldırılması üzerine ödeme emrinde yazılı miktarın ödenmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık, sadece icra hukuku yönünden sonuçlanır. Maddi hukuk yönünden ise uyuşmazlık kesin olarak sona ermiş olmaz. Maddi hukuk yönünden bir eda davası niteliğindeki bu davanın konusu, öncelikle ödeme emrindeki alacağın, aslında var olmadığı ya da hukuken borçluyu ilzam eder nitelikte bulunmadığı yönlerinin ispatı ile ilgilidir. İİK'nin 72. maddesinin son fıkrasındaki davacı yalnız, paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur hükmü, BK' nın 62. maddesiyle münasebeti olmadığını, yani verilen şeyin geri alınabilmesi için hataen verildiğini ispat zarureti bulunmadığını belirtmek maksadına matuftur. Somut olayda davacı taraf, aleyhine girişilen icra takibi üzerine ihtirazi kayıtla ödediği tutarın istirdadı için işbu davayı açmıştır. Her ne kadar ödeme takibe yapılan itirazdan ve takibin durmasından sonra yapılmışsa da, dosya evrakı içeriğindeki ifadelerden de anlaşılacağı üzere bu ödeme alacaklı davalının davacı hakkında açacağı itirazın iptali davasında icra inkar tazminatı ödemek durumunda kalmamak amacı ile yapılmış olup, BK'nun 62. maddesi uyarınca yapılan bir ödeme olarak kabul edilemez. Bu itibarla mahkemece, uyuşmazlığın esası incelenip ödemenin karşılıksız ödeme olup olmadığı üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.