11. Hukuk Dairesi 2012/14293 E. 2012/16781 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2012/14293 Esas 2012/16781 Karar 22.10.2012
11. Hukuk Dairesi 2012/14293 E., 2012/16781 K.
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/06/2012 tarih ve 2012/644-2012/644 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili,müvekkili bankanın Kredi Sözleşmesi gereği toplam 145.962,77 TL alacaklı olduğunu vadesinde borçlunun borçlarını ödemediğini, yapılan ihtara rağmen yine ödemediğinden, borçluların borcuna ve masraflarına yeterli miktarda taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Dosya üzerinden karar verilip, davalıya tebligat çıkarılmamıştır. Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; kredi sözleşmesinde geçerli hukuk ve yetki alanının kararlaştırıldığı ve taraflar arasırnda Amsterdam Şehri Mahkemeleri'nin münhasır yetkiye sahip olacağının belirlendiği, bu durumda ihtiyati haciz kararı verme görev ve yetkisinin mahkemelerine ait olmadığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Karar, ihtiyati haciz isteyen vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 24/2 maddesinde Amsterdam şehri mahkemelerinin münhasır yetkiye sahip olacağının belirlendiği kabul edilmişse de aynı madde hükmünde bankanın kredi alan veya bir müşterek borçlu ve kefil aleyhine, sözkonusu kişinin kurulduğu veya ikamet ettiği veya varlıklarını tuttuğu diğer bir yargı alanında yasal takibata başlama hakkına halel gelmeyeceği kararlaştırıldığına göre anılan maddedeki düzenlemenin, İİK'nun 258 ve 50/1. maddeleri delaletiyle uygulanması gereken HMK'nun 17. maddesinde belirtilen biçimde bir kesin yetki kuralı niteliğinde kabul edilemeyeceği açıktır. Bu durumda, karşı tarafın yetki itirazı olmaksızın mahkemece resen yetkisizlik kararı verilemeyeceğinden kararın temyiz eden alacaklı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın alacaklı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.