11. Hukuk Dairesi 2011/2095 E. 2012/11946 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2011/2095 Esas 2012/11946 Karar 04.07.2012
11. Hukuk Dairesi 2011/2095 E., 2012/11946 K.
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.10.2010 tarih ve 2010/92-2010/391 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Manisa Soma Şubesi'ne ait 2006670 nolu 25.12.2004 tarihli 26.000.000.000 TL (26.000,00 YTL) bedelli ve keşidecisi Barış Geven olan çeki Mustafa Meşhur isimli şahıstan usulüne uygun ciro yoluyla aldığını, davacının iyiniyetli 3. kişi olarak bu çekin karşılığını tahsil etmek için 27.12.2004 tarihinde davalı bankanın Denizli Delikliçınar Şubesi'ne başvurduğunda, İvrindi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/390 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen ihtiyati tedbir kararı bulunduğundan bahisle davalı banka şubesi tarafından bir işlem yapılmayıp, çeke el konulduğunu ve çekin fotokopisinin davacıya verildiğini, 23.07.2008 tarihinde çek üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırıldığını, davalı bankadan çek talep edildiğinde davalı bankaca çekin kaybedildiğinin bildirildiği, çekin kaybolması nedeniyle keşideci ve cırantakar aleyhine kambiyo senedine mahsus icra takibi yapamayıp ilamsız icra takibi yapıldığını ancak yapılan bu takibin de sonuçsuz kaldığını, keşideci ve cırantalardan ...dışındakilerle arasında temel bir ilişki olmadığından bunlar aleyhine dava yoluna başvuramadığını, ...un ise aleyhine yapılan takibe itiraz etmedği ancak takibin sonuçsuz kaldığını, eğer çek kaybolmasa idi çek bedelini maddi durumu iyi olan cıranta ...'den tahsil edebilecekken, davalının eylemi sebebiyle müvekkilinin çeki tahsil etme imkanı ortadan kalktığının, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek çek bedeli 26.000,00 TL alacağın çekin keşide tarihi olan 25.12.2004 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili, davacının itirazın iptali davası açma imkanı varken işbu alacak davasını açtığını, davacının, davalı bankadan tazminat talep edebilmesi için haksız eylem, kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının bir arada olması gerektiğini, dava konusu çekin davalı banka şubesi nezdinde kaybedildiğinin 19.12.2008 tarihli yazıdan anlaşıldığını, aradan geçen süre içinde çek sorumluları hakkında gerek kambiyo ilişkisine dayalı olarak gerekse ilamsız takiplerin yapılıp yapılmadığı, yasal yolların etkin bir şekilde kullanılmış olmamasından davalı bankanın kusurunun olup olmadığı, alacaklının hukuken zararının olup olmadığının ispatlanması durumunda bankanın kusuru ile zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının tartışılacağını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla 19.12.2008 tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çek aslının davalı banka tarafından kaybedildiği, dolayısıyla çek hamili davacı ...'in kambiyo senetlerine mahsus yolla çek keşidecisi ve cirantalarına karşı takip yapma hakkını kaybettiği, davacının tüm cirantalar ve keşideci aleyhine ilamsız icra takibi başlattığı ancak takibin semeresiz kaldığı, davacının gerekli hukuki yollara başvurmasına rağmen bir sonuç alamadığı, bu hale göre davacının zararının doğduğu, basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olan davalı bankanın ihmal ve dikkatsizliğinden ötürü çekin kaybedilmesinden kaynaklanan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile çek bedeli tutarı olan 26.000,00 TL'nın 19.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.158,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.