11. Hukuk Dairesi 2010/8486 E. 2012/1117 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2010/8486 E. 2012/1117 K. — Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2010/8486 Esas 2012/1117 Karar 01.02.2012
11. Hukuk Dairesi 2010/8486 E.,  2012/1117 K.

MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Vekili : Av. ...
DAVALILAR : 1-Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı
Vekili : Av. ...
2-Hekim Yapı Endüstrisi Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/04/2010 tarih ve 2007/1-2010/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının "Hekim Yapı Endüstri Sanayi A.Ş. Betonpan+Şekil" ibaresinin 19. ve 37. sınıf emtialarda marka tescili başvurusuna müvekkili tarafından yapılan itirazın, TPE YİDK tarafından kısmen reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkiline ait "BETOPAN" ibareli tescilli ve tanınmış markası ile iltibas yaratacak kadar benzer olup aynı zamanda davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK'nun 23.05.2007 tarih ve 2007-M-1613 sayılı kararının iptalini, markanın tescil edilmesi halinde iptali ile marka sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, inceleme aşamasında aynı ve benzer emtianın başvuru kapsamından çıkarıldığını, davacı markası ile davalı başvurusu markasal anlamda benziyor ise de ait oldukları mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğundan iltibasın söz konusu olmayacağını, itirazda ileri sürülmeyen tanınmışlık iddiasının iptal davasında dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, yararlanılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusu ile davacıya ait "BETOPAN" ve "TEPE BETOPAN" markalarının benzer olduğu, her ne kadar davalı başvurusu ile davacı markalarının mal/hizmet sınıfları farklı ise de birbiriyle ilintili oldukları, bu noktada endüstriyel kullanıcılar ve aracıların markalar arasında bağ olduğunu düşünebililecekleri, bu halde markaların kapsadığı mal ve hizmetler 8/1-b maddesi anlamında benzer olduğundan davacı markalarının 556 sayılı kararnamenin 8/1-b, 8/4 ve 35.maddeleri bağlamında tescile engel oldukları, öte yandan davacının “BETOPAN” ve “TEPE BETOPAN +şekil” ibareli markalarının tanışmışlık düzeyine ulaştığı, davalının tanınmış davacı markaları ile esas unsur olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer “BETONPAN” ibaresini kullanmasının davacı markasının itibarına zarar verebileceği, onun toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayabileceği, kaldı ki söz konusu markanın davalı tarafından yapı endüstrisi alanı dışında kullanılmak istenmesinin de iyiniyetli bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davalının marka tescil başvurusunda MK'nun 2.maddesi anlamında iyi niyetli de sayılamayacağı ve bu halde davacı markalarının, başvurunun tümü yönünden tescil engeli olacağı gerekçesi ile, TPE YİDK kararının iptaline, marka başvurusunun tescil edildiği tespit edildiğinden hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir.
.../...

2010/8486
2012/1117
-2-

Kararı; davalılılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, marka tescil başvurusuna yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali, tescil olunması halinde davalı markasının iptali ve sicilden terkini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesinin " birlikte sakin daimi sekreter" şerhi ile Dilek Ata'ya tebliğ olunduğu, davalı şirketin ilk duruşmaya katılmadığı, mahkemece davalıya usulünce tebligat yapıldığının ancak hazır olmadığının tutanağa geçirildiği, 07.11.2007 tarihli celsede bu kere mahkemece, davalıya yapılan tebligatın usulsüz olduğundan bahisle yeniden tebligat çıkartılmasına karar verildiği, takip eden celse de ise tebligatın şirket çalışanına tebliğ olunduğu belirtilerek yargılamaya devam olunduğu görülmekte olup, esasen bu son tebligatın da aynı şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava dilekçesi birlikte sakin daimi sekreter Dilek Ata imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligat usulsüzdür.
Şu halde, usulüne uygun olmayan tebligata dayanılarak, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenme hakkı gözardı edilerek davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazları ile diğer davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazları ile diğer davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, 01.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

30.03.2012 - SK

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın