11. Hukuk Dairesi 2010/13562 E. 2012/4244 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2010/13562 E. 2012/4244 K. — Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2010/13562 Esas 2012/4244 Karar 20.03.2012
11. Hukuk Dairesi 2010/13562 E.,  2012/4244 K.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/12/2009 tarih ve 2008/353-2009/489 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13/03/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında fiili bir franchise anlaşması olduğunu, bu anlaşma çerçevesinde sisteme katılım bedeli olarak 32.245,00 TL + KDV ödendiğini, bu bedelin 22.500,00 TL + KDV'sinin makine- ekipman-techizat karşılığı, ayrıca KDV dahil olarak yapılan 11.500,00 TL'nin ise isim hakkı, bilgisayar programı, eğitim ve el kitabı karşılığı verildiğini, davalının Türkiye'de faliyet gösteren bir spor komplesi olduğunu, değişik şubelerinin bulunduğunu, davalının tüm şubeleriyle benzer bir franchise anlaşması yaptığını, taraflar arasında sözleşme imzalama aşamasına gelinmesine rağmen imzalanmadığını, ancak tüm ilişki sürecinin; başlangıç, ödemeler, ürün teslimi ve kar oranlarının benzer nitelikteki diğer sözleşmeler gibi gerçekleştiğini, müvekkilinin davalı şirketin Yeşilköy Şubesi olarak açılış yapıp Ocak 2008'e kadar işi başarı ile yürüttüğünü, ancak davalının kurduğu sistemin iyi işlememesi sebebiyle müvekkilinin işe son vermek zorunda kaldığını, bu durumu davalıya yazılı ve sözlü olarak bildirdiğini ve elinde bulunan malzeme ve makineleri davalıya teslim ettiğini, davalının zararın giderilmesi yönünden müvekkiline taahhütlerde bulunduğunu,sözleşmeden dönen tarafın diğer tarafa daha önceden verdiği geri isteyebileceğini, haklı ise olumsuz zararın tazminini de talep edebileceğini ileri sürerek, şimdilik 4.000,00 TL sisteme katılım bedeli, 1.000,00 TL 2008 yılı Ocak ayı zararı ve 2.000,00 TL menfi zarar olmak üzere toplam 7.000,00 TL zararın,13.10.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle sisteme katılım bedeli olarak 38.000,00 TL, 2008 yılı Ocak ayı zararı 2.326,36 TL, 10.000,00 TL menfi zarar olmak toplam 50.326,36 TL'.nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında geçerli ve imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacının ticari faaliyetine kendi isteği ile son verdiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmamasından kaynaklanan zararını müvekkilinden talep edilemeyeceğini, ayrıca davacının zarar iddiasının da doğru olmadığını, müvekkilinden BKnun.108. maddesine göre talepte bulunamayacağını, aynı şekilde davacının sisteme katılım bedeli olarak verdiğini iddia ettiği bedeli isteme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasında franchise anlaşmasının varlığının sabit olmasına rağmen sözleşme koşullarının belli olmadığı, imzalanmayan örnek sözleşmenin tarafları kayıtsız şartsız bağladığı kabul edilmemekle beraber hükümlerinin fiilen uygulanmış olması karşısında taraflar arasındaki ilişkinin kapsamının belirlenmesinde yararlanılabileceğinin kabul edildiği, davacının faaliyetine son vermesi, davalının kusurundan bağımsız davacıya ait ticari bir karar olarak değerlendirildiği, dolayısıyla bu karardan dolayı uğranılan zararların davalıdan tahsilinin mümkün görülmediği, davacının ticari faaliyetine son vermesinden sonra, 11.01.2007 tarihli fatura kapsamındaki makine ve techizatı davalıya geri verdiği davalının kabulünde olduğu, davacı daha önce bedelini ödeyerek almış olduğu makine ve techizatı geri verdiğine, davalı da belirli bir ekonomik değerinin olduğu kuşkusuz olan bu malları geri aldığına göre bunun bir karşılığının bulunması gerektiği, bu karşılığın saptanmasında -yazılı sözleşme bulunmadığından- diğer yönleriyle taraflar arasında kabul görüp uygulama alanı bulmuş emsal sözleşmede yer alan iadeye ilişkin hükmün uygulanmasının daha uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 518,40 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 532,95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın