11. Hukuk Dairesi 2010/12634 E. 2012/2867 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2010/12634 Esas 2012/2867 Karar 28.02.2012
11. Hukuk Dairesi 2010/12634 E., 2012/2867 K.
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/11/209 tarih ve 2008/601-2009/691 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28/02/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Uğur Taşatan ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin emlak komisyonculuğu yaptığını, davalıya ait taşınmazların, dava dışı 3. şahıs ... tarafından herhangi bir sorunu olmaması halinde davacı aracılığıyla satın alınmak istendiğini, davalı ile yaptıkları görüşmeler sonunda satış şartları hususunda mutabakata varıldığını, alıcı ...'dan kaparo olarak verilmek üzere alınan 40.000. YTL'nın davalı şirket hesabına kaparo olarak yatırıldığını, daha sonra ...'un taşınmaz hakkında yaptığı incelemede bölgenin fay hattında olduğunu, belediye tarafından uzun süre döküm sahası olarak kullanıldığını, taşınmazın hafriyat bedelinin 4.500.000. YTL tutacağını, yerin jeolojik özellikleri sebebiyle yapılaşmaya hiç bir şekilde izin verilmediğini tespit ettiğini, bu sebeple taşınmazları satın almaktan vazgeçtiğini, kaparonun iade edilmesi gerektiğini müvekkillerine bildirildiğini, bu bildirimden sonra davalı hesabına yatırılan 40.000.YTL kaparonun iadesi için de, davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen davalı şirket kaparoyu hiç bir haklı nedene dayanmadan irat kaydettiğini belirterek iade etmeye yanaşmadığını, gayrimenkul satışı ve satış sözleşmeleri resmi surette yapılmadıkça geçerli olmayacağını, resmi sözleşmeyi yapmaya icbar etmek maksadıyla dahi olsa verilen paranın iade edilmesi gerektiğini, taraflar arasında adi veya resmi şekilde yapılmış bir sözleşme dahi bulunmadığını, cayma akçesinin borcu kuvvetlendirmeye yarayan fer'i bir şart olduğunu, esas akit geçerli olmazsa fer'i şartın dahi geçerli olmayacağını, bu sebeple ödenen pey akçesinin, sebepsiz mal edinmeye ilişkin hükümler gereğince istenebileceğini ileri sürerek, davacı tarafından davalı şirkete verilen 40.000. YTL kaparonun ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 18.08.2008 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı ile bir dizi görüşmeden sonra sözlü mutabakata varıldığını, anılan görüşmelerde satın alınması düşünülen gayrimenkuller ile ilgili her türlü bilgi ve belge, hiçbir gizlilik ya da hile söz konusu olmaksızın, davacının emrine sunulduğunu, bunun sonucunda, 40.000. YTL.nin davacı tarafından müvekkili şirket hesabına gönderildiğini, görüşmeler sırasında satışın herhangi bir sebeple gerçekleşmemesi halinde, işbu rakamın iade edilmeyeceğinin (teknik olarak cayma tazminatı olduğunu) kararlaştırıldığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın emlakçı olduğu, davalının satışa sunduğu taşınmazlar konusunda aracılık yaparak, dava dışı ... ile anlaşma zemini oluşturduğu ve 40.000,00 TL nı davalı şirket hesabına yatırdığı, yatırılan bu paranın halk arasında kaparo olarak adlandırılan şekilde adlandırıldığı, davalı şirketin yazısı incelendiğinde, taşınmazın satış işlemleri için ödenecek kaporadan bahsedildiği, buna göre paranın satış işlemlerinde kullanılmak üzere davalı şirket hesabına yatırıldığı, ancak, dava dışı kişinin satıştan vazgeçmesi üzerine, bu paranın davacı tarafa iadesi gerektiği, verilen paranın cayma tazminatı olarak değil, taraflar arasındaki anlaşmanın delili olması amacıyla pey akçesi olarak verildiği ve BK.nun 156/1. maddesi gereğince sözleşmeden dönüldüğünde iadesinin gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine aşağıda yazılı bakiye 1.836,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.