11. Hukuk Dairesi 2009/1755 E. 2010/7906 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2009/1755 Esas 2010/7906 Karar 05.07.2010
11. Hukuk Dairesi 2009/1755 E., 2010/7906 K.
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.12.2008 tarih ve 2008/121-2008/377 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesi nezdindeki internet işlemlerine açık hesabından davalının yeterli güvenlik önlemi almaması nedeniyle 9.150,00 TL’nın müvekkilinin bilgisi haricinde internet şifreleri kırılarak tanımadığı kişilerin hesaplarına aktarıldığını, davalının objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu işlemin davacıya ait şifre kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiğini, müvekkilinin internet bankacılığı konusunda gerekli tüm önlemleri eksiksiz aldığını, şifre ve kişisel bilgilerin korunmasındaki sorumluluğun hesap sahibine ait olduğunu, işlemin davacı tarafından bilinen şifre ve bilgiler kullanılarak gerçekleştirildiğini, müvekkiline yüklenecek kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, internet şifresinin üçüncü kişilerin eline geçmesindeki kusurun davacıda olduğu, davalının ise, hesap sahibinin kimliğinin tanınması ile ilgili yeterli güvenlik önlemi almaması nedeniyle zararın oluşumunda tarfların % 50 şer oranda müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, 4.575,00 TL 'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalarda sonra somut olaya gelindiğinde davaya konu internet yolu ile yapılan işlemle davacı hesabından uyuşmazlık konusu paranın dava dışı kimliği belirli kişi adına havale edildiği çekişmesizdir. Dosya kapsamından, yapılan işlemde davacının bu kişi veya başka üçüncü kişilerle el ve iş birliği kanıtlanmamıştır. Esasen, böyle bir savunma da yapılmamıştır. Davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığı, kötü niyetli kişilerin işlemlerine karşı korunamadığı, bu kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmediği, bu önlemleri kullanmayı müşterileri için zorunlu hale getirmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, davalı bankanın çekilen paradan sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durum karşısında, mahkeme davanın kabulüne karar vermesi gerekirken davacının yarı oranında kusurlu olduğunun kabulü ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına kararın BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 209,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.