11. Hukuk Dairesi 2008/9249 E. 2010/4909 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2008/9249 Esas 2010/4909 Karar 04.05.2010
11. Hukuk Dairesi 2008/9249 E., 2010/4909 K.
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.02.2008 tarih ve 2006/143-2008/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde davacı Avukatı ... ile davalı Avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, İngiltere’de mukim bir şirket olan müvekkilinin bilgisayar programlarının yüklenmesi ve uygulanması konusunda danışmanlık hizmeti verdiğini, davalı ...’nin müvekkilinin 1998 yılından beri çalışanı olduğunu, bu davalının müvekkilinin hizmet verdiği diğer davalı şirkete müvekkili adına danışmanlık hizmeti verdiğini, davalının müvekkile gönderdiği yazı ile müvekkili şirketten 21.12.2001 tarihi itibariyle ayrıldığını bildirdiğini, müvekkilinin davalı şirkete hizmet bedeli olarak kestiği faturanın ödenmesini davalı ...’in engellediğini, zira, davalı şirkete yazdığı yazıdan müvekkilini kötüleyerek faturanın gerçeği yansıtmadığının belirttiğini, davalıların aralarında işbirliği oluşturduğunu ileri sürerek, ödenmeyen fatura ve fatura tarihinden itibaren işleyen temerrüt faizi ile toplam 51.478.65 USD’nin faizi ile davalılardan tahsiline, müvekkilinin olayda Pfizer grubunun üst düzey yöneticileri ile görüşmesi ve olayda çalışanının da bulunması nedeniyle müşterileri nezdinde itibar kaybına uğraması nedeniyle 20.000 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davanın bir yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, müvekkilinin davalı şirketin çalışanı olmadığını, yaptığı işi fatura ederek ücretini aldığını, davacıya danışmanlık hizmeti verdiğini, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın bir yıllık zamanaşımına uğradığını, davacının faturalarda gösterilen hizmeti hiçbir zaman vermediğini, ödeme yapılmamasının sebebinin de bu durum olduğunu, davacının ticaret sırlarının ifşa edilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... vekilinin yetki itirazı kabul edilerek yetkisizlik kararı verilip dava dosyasında ayırma kararı verildiği, davalı ... yönünden ise, davalının davacı ile çalışırken diğer davalı ile danışmanlık sözleşmesi yapmasının haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.400 USD’nin faizi ile bu davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve usulsüz tebligat yapıldığı iddia edilmeden davalı vekili tarafından verilen 17.09.2004 tarihli süre tutum dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı definin, dava dilekçesinin tebliğ edildiği 09.08.2004 tarihi itibariyle süresinde olmadığının davacı vekili tarafından 07.06.2005 tarihli dilekçe ile itiraz edilmesi üzerine, mahkemece 20.12.2005 celse süresinde yapılmayan zamanaşımı definin reddine karar verilmiş bulunmasında bir usulsüzlük olmamasına göre,davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili, davalı ...’nin müvekkilinin 1998 yılından beri çalışanı olduğunu, bu davalının müvekkilinin hizmet verdiği dava dışı Pfizer Hellas şirketine müvekkili adına danışmanlık hizmeti verdiğini, davalının müvekkiline gönderdiği yazı ile müvekkili şirketten 21.12.2001 tarihi itibariyle ayrıldığını bildirip, kendisinin doğrudan dava dışı şirketle çalışmaya başladığını, ayrıca davalı tarafından yazılan yazıda müvekkilini kötüleyerek müvekkili tarafından kesilen hizmet faturasının ödenmesini engellediğini ileri sürerek, ödenmeyen fatura ve fatura tarihinden itibaren işleyen temerrüt faizi ile toplam 51.478.65 YTL ve 20.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının faturalarla ilgili alacağının olup olmadığı hususunun yargılamaya muhtaç olduğu gibi bir an için davacının tahsil etme hakkı var denilse bile, önce alacağını asıl muhatabından isteyebileceği, eğer talebi sonuçsuz kalır ise, davalıya müracaat edeceği,bu durumda davacının sadece kar kaybı isteyebileceği gerekçesiyle, davalının dava dışı Pfizer Hellas Şirketi ile yaptığı sözleşme tarihi ile davalının davacı ile yaptığı sözleşmenin fesih tarihi arasında elde ettiği danışmanlık ücreti tesbit edilip, davacı ve davalı arasında icap ve kabule göre oluşan oran üzerinden hesap edilen miktar hüküm altına alınmıştır. Hakim kural olarak; iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup ,talepten fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.( HUMK.74.maddesi). Bu itibarla ,dava dilekçesi ile talep edilen, davacı tarafından Pfizer Hellas Şirketine kesilen fatura miktarı ve fatura tarihinden işleyen temerrüt faizi olduğu halde, mahkemece HUMK.74. maddesi hükmüne aykırı olarak kazanç kaybına karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3- Ayrıca, mahkemece davalının eylemi ile dava dışı şirket tarafından fatura bedelinin ödenmediği kabul edildiği dosya kapsamı ile sabit bulunmuştur. Davacı vekili, haksız rekabetin tespit ve önlenmesi yanında TTK.nun 58/e maddesi hükmüne dayanarak manevi tazminat da talep etmiştir. Anılan yasa hükmünün yollama yaptığı BK nun 49 ncu maddesinde açıklanan şartların varlığı halinde manevi tazminatın da hüküm altına alınması gerekir. 3444 sayılı Yasa ile değişik BK.nun 49 ncu maddesi uyarınca, manevi tazminat için hukuka aykırılığın varlığı yeterli olup,ayrıca kusurun özel bir kasta veya ağırlığa bağlı olması şart değildir. O halde mahkemece,davalının eyleminin hukuka aykırılığı tespit edildiğine göre, somut olayın özellikleri de dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminatın hüküm altına alınmaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin her bir taraftan alınarak yek diğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 570,26 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 04.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.