İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli ve 2017/397 Esas, 2019/3 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında "güveni kötüye kullanma" suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/1, 62, 50 ve 52. maddeleri uyarınca 3000 TL hapisten çevrili ve 80 TL adli para ile cezalandırılmasına verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, 29.01.2021 tarihli ve 2020/598 Esas, 2021/82 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik katılan vekilinin, sanıklar müdafinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulü ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılması ile sanık hakkında açılan kamu davasının TCK'nın 167/1-b ve CMK'nın 223/4-b maddeleri uyarınca, şahsi cezasızlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına, aynı Kanunun 280/1-c ve 280/1-a maddeleri delaletiyle 303/1. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıkların dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları gerektiğine, sanık ...’ın şahsi cezasızlıktan yararlanması usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. Sanıklar müdafinin temyiz isteği; sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE Katılanın murisi ...'in, torunu olan sanık ...'a İstanbul ili ... ilçesi ... Mah....Sok. ... B blok No:22/10 adresinde 179 pafta, 613 ada, 112 parselde bulunan taşınmazın satış işlemlerini gerçekleştirmesi için vekaletname verdiği ve sanığın da bu vekaletname ile ilgili taşınmazı eşi olan diğer sanık ...'a devrettiği ve bu suretle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin kabul edildiği olayda;
Sanığa yüklenen "güveni kötüye kullanma" suçunun takibi şikayete bağlı olup, soruşturma aşamasında vefat eden müşteki muris ...'in kolluk beyanında, taşınmazın satış işleminin torununun kocası sanık ...'a yapılacağını öğrendiğini ve araştırmaları neticesinde satış işleminin sanık ...'a yapıldığını gördükten sonra torunu sanık ...'ı azlettiğini beyan etmesi karşısında, tapu devir işleminin 08.09.2014 tarihinde gerçekleştirildiği ve müşteki ...'in 24.04.2015 tarihinde sanık ...'ı azlettiğinin anlaşılması karşısında, en aleyhe kabulle öğrenme tarihinin azilname tarihi olan 24.04.2015 tarihinin kabul edilmesi gerektiği, öğrenme tarihinden itibaren 6 aylık yasal şikayet süresi geçtikten sonra 09.09.2016 tarihinde şikayetçi olunduğu dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince sanıklar hakkında güveni kötüye kullanma suçundan süresinde şikayette bulunulmaması nedeni ile düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde TCK'nın 167/1-b ve CMK'nın 223/4-b maddeleri uyarınca, şahsi cezasızlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına, aynı Kanunun 280/1-c ve 280/1-a maddeleri delaletiyle 303/1. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
IV. KARAR İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.