11. Ceza Dairesi 2021/27355 E. 2023/7134 K. — Yargıtay Kararı
11. Ceza Dairesi 2021/27355 Esas 2023/7134 Karar 16.10.2023
11. Ceza Dairesi 2021/27355 E., 2023/7134 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/242 E., 2015/330 K. SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ ... Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2014/242 Esas, 2015/330 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında; Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis ve 23.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve taksitlendirmeye, Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi Katılan vekilinin temyiz isteğinin, katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi talebine münhasır olduğu belirlenmiştir.
B. Sanıklar ... ile ... ve Müdafilerinin Temyiz Sebepleri 1. Sanığın atılı suçları işlemediğine, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Lehe hükümlerin uygulanması talebine, İlişkindir.
C. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri 1. Sanığın asli fail olarak suçlara katılmadığı gözetilerek hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Lehe hükümlerin uygulanması talebine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık ...'ın inşaat işiyle uğraştığı ve olay tarihinden bir süre önce katılan ...'tan mermer satın aldığı, bu alışverişten doğan borcun vadesinde ödenmemesi sebebiyle katlan tarafından sanık ... aleyhine icra takibi başlatıldığı ve sanığın bir kısım araçlarına haciz konulduğu, bunun üzerine sanık ...'ın kardeşi olan diğer sanık ... ile katılanı arayarak meseleyi çözmek istediklerini söyleyip katılanı ...'ya çağırdıkları, katılanın yanında ağabeyi olan tanık ... de olduğu hâlde Afyonkarahisar'dan ...'ya iline geldikleri, ... ... Sanayi Sitesinde sanık ...'a ait oto tamirhanesinde sanıklarla buluştukları, sanıklar...ve ...in de hazır bulundukları, sanıkların katılana paranın hazır olduğunu ancak önce araç üzerindeki haczin kaldırılması gerektiğini söyledikleri, katılanın ise parayı almadan haczi kaldırtmayacağını ifade ettiği, sanık ...'ın, bahse konu aracı kendisinin satın alacağını ancak aracın devrini almadan para vermeyeceğini, teminat olarak çek verebileceklerini söyledikleri, katılanın bu teklifi kabul ettiği, bunun üzerine sanık ...'ın suça konu (... Halk Bankası Şubesine ait ... adına kayıtlı çek hesabına ilişkin 5671659 çek numaralı 08.08.2013 tarihli 14.000,00 TL bedelli) keşide yeri bulunmayan çeki sanık ... ciro ettikten sonra katılana verdiği, katılanın ise sanık ...'a ibraname verdiği, akabinde katılanın kendi avukatıyla görüşerek araç üzerindeki haczi kaldırttığı, araç üzerindeki haczin kaldırıldığını öğrenen sanık ...'ın araç üzerindeki başka bir haczi de kaldırıp geleceğini söyleyerek oradan acele bir şekilde ayrıldığı ancak bir daha dönmediği, katılanın söz konusu çeki bankaya ibrazında çekin sahte olduğunun anlaşıldığı, çekte çek keşide yerinin bulunmaması nedeniyle unsurlarının tam olmayıp özel evrak niteliğinde bulunduğu anlaşılmıştır. 2. Sanıklar üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmemişler, sanık ... katılandan mermer aldığını kabul etmiştir. 3. Katılanın aşamalardaki anlatımları istikrarlı olup kardeşi olan tanık ...'in anlatımları, katılan beyanları ile uyumludur. 4. Suça konu çek üzerinde yapılan incelemede keşide yerinin bulunmadığı, bu itibarla kanuni unsurları tam olmayan evrakın özel evrak niteliğinde bulunduğu saptanmıştır. 5. Çek sahibi Hacı Özer'in tanık sıfatıyla beyanı tespit olunmuş bahse konu çekteki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir. 6. Sanıklar Erhan ve Halil, söz konusu çeki ... adlı kişiden ticari ilişki nedeniyle aldıklarını savunmuşlar ise de ..., sanıklar Halil ve Erhan'ı tanımadığını, sanık ...'ı oto tamircisi olması sebebiyle tanıdığını ancak onunla da herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, çekteki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
7. Halk Bankasının 03.04.2013 ve 04.11.2013 tarihli yazısında, Halk Bankası ... Şubesine ait 5671656-5671680 numaraları arasındaki 25 adet çek yaprağının 03.04.2013 tarihinde eski basımlı çek olması nedeniyle sistemlerinden iptal edildiği, müşteki tarafından herhangi bir kayıp, çalıntı ihbarının yapılmadığı belirtilmiştir. 8. Suça konu çek üzerinde yapılan inceleme neticesinde grafoloji ve sahtecilik uzmanı tarafından tanzim olunan; a. 17.04.2014 tarihli; "... çekin ön ve arka yüzlerinde bulunan yazı ve rakamların, ... ... ve ... elinden çıkmadığı," b. 16.06.2014 tarihli; "... çekin ön ve arka yüzlerinde bulunan yazı ve rakamların, ... elinden çıkmadığı," c. 01.06.2015 tarihli; "... çekin ön yüzünde yazılı bulunan "08.08.2013","14.000", "on Dört bin" ve arka yüzünde yazılı bulunan "... TC...", "iptal" yazılarının sanık ...'ın elinden çıktığı," Görüşlerini içeren bilirkişi raporları dava dosyasında mevcuttur. 9. Mahkemece, sanık ... müdafii ile sanıklar Halil ve Erhan'ın hazır bulunduğu 15.01.2015 tarihli duruşmada suça konu belge üzerinde inceleme yapılarak özellik ve unsurlarının tutanağa yansıtıldığı, keşide yerinin bulunmadığının belirtildiği ve çekin aldatıcılık niteliğine sahip olduğu kanaatinin açıklandığı belirlenmiştir. 10. Sanıkların güncel adli sicil kayıt örnekleri Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE A. Sanık ... Müdafii ile Sanıklar ... ve ... ve Müdafilerinin Temyiz Sebepleri Yönünden 1. Katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları, tanıklar ...ve ... ile ...'in anlatımları, Olay ve Olgular başlığı altında (8) numaralı paragrafta içeriğine yer verilen bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı itibarıyla sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek atılı suçları işledikleri sübuta ermekle, haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanıklar hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan hükmolunan netice ceza miktarı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinde yer verilen seçenek yaptırımlar ile aynı Kanun'un 51 inci maddesinde düzenlenen erteleme hükümleri ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasında kanunî engel bulunduğu, özel belgede sahtecilik suçu yönünden ise Mahkemece lehe hükümlerin uygulama olanağının değerlendirildiği ve "... sanıkların dosyaya yansıyan olumsuz kişilikleri, suçun işlenmesindeki özellikler ve tekrar suç işlemeyecekleri konusunda Mahkememizde olumlu kanaat oluşmaması" şeklindeki yeterli gerekçeye istinaden lehe hükümlerin uygulanmaması yönünde takdir kılındığı belirlenmekle, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanıklar hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan hükmolunan adlî para cezalarının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususların infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
4. Sanıklar hakkında her iki suç yönünden kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafii ile sanıklar Halil ve Erhan ile müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi Yönünden Katılanın kendisini vekille temsil ettirmesi karşısında, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılığın, Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenle ... Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2014/242 Esas, 2015/330 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin (5) numaralı paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıklardan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.10.2023 tarihinde karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.