11. Ceza Dairesi 2012/28208 E. 2013/86 K. — Yargıtay Kararı
11. Ceza Dairesi 2012/28208 Esas 2013/86 Karar 07.01.2013
11. Ceza Dairesi 2012/28208 E., 2013/86 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanığın sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesi gereği 2yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
13.02.2009- 31.12.2009 tarihleri arasında cezaevinde bulunan sanığa yokluğunda verilen 11.09.2009 tarihli hükmün ikametgah ve işyeri adreslerine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 09.11.2009 ve 10.11.2009 tarihlerinde yapılan tebliğ işlemlerinin usulüne uygun bulunmadığı anlaşılmakla, vasisinin öğrenme üzerine 15.03.2010 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilip temyiz isteminin reddine ilişkin 17.03.2010 günlü ek karar kaldırılarak dosya incelenip gereği görüşüldü: 1- Sanık hakkında ''nitelikli dolandırıcılık'' suçundan kurulan hükme yönelik vasisinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen '' nitelikli dolandırıcılık '' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 14.07.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık vasisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 2- Sanık hakkında ''resmi belgede sahtecilik'' suçundan kurulan hükme yönelik vasisinin temyiz itirazlarına gelince; a- Sanığın yargılama sırasında alınan beyanında suça konu çeki alacağına karşılık ... ekipmanları isimli şirketi temsilen ... isimli şahıstan alıp katılan ... isimli firmaya ciro ederek verdiğini savunduğu, tanık olarak dinlenen ...'ın sanığı tanımadığını ve suça konu çekteki keşideci imzasının kendisine ait olmadığını ancak ... ekipmanları isimli bir işyerinin bulunduğunu ve işlerin idaresi için akrabası olan ... ve ... kişilerin vekaletname verdiğini beyan etmesi, dosya içindeki keşidecisi ... gözüken çek fotokopilerindeki keşideci imzalarının adı geçenin yargılama sırasında huzurda alınan imzalarına benzerlik göstermediğinin anlaşılması karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, ... ve ... isimli kişilerin araştırılarak olay hakkında beyanının alınması, yine ... ve ...'ın olay tarihinden önceki samimi yazı ve imza örnekleri de temin edilerek suça konu çekin ön yüzündeki yazılar ile keşideci imzasının bu şahısların eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sanığın şikayeti üzerine başlatılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/21873 sayılı soruşturma dosyasının akıbeti araştırılarak toplanan tüm deliller bütün halinde değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, b- Kabule göre de; Sanığın mahkumiyetine karar verilen 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası olup, 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde sanık lehine düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK.nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan ceza içinden 2 yıl 6 ayın tercih edildiği, 5237 sayılı Yasa ile üst sınırın aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de gözetilerek temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi nedeniyle, 765 sayılı Yasa uyarınca hükmolunan cezadan daha az bir cezanın takdir ve tayin olunması gerektiği gözetilerek 01.06.2005 günü yürürlüğe giren 5252 Yasanın 9/3. maddesi uyarınca olay tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun hükümleri olaya uygulanarak bulunacak sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık vasisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.