11. Ceza Dairesi 2012/10384 E. 2013/12582 K. — Yargıtay Kararı
11. Ceza Dairesi 2012/10384 Esas 2013/12582 Karar 09.09.2013
11. Ceza Dairesi 2012/10384 E., 2013/12582 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, sahte fatura düzenlemek HÜKÜM : -Sanık ... hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan; 213 sayılı Yasanın 359/1-b, 2 ve 765 sayılı TCK.nun 80 ve 5237 sayılı TCK.nun 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna dair.
Katılan Gelir İdaresi Başkanlığı vekilinin temyizinin tüm sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede gereği görüşüldü ; Gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında “Uygur”şeklinde yanlış yazılı sanık ...'ın soyisminin “Uyğur” olarak, hüküm fıkrasında “Sebahattin” şeklinde yanlış yazılı sanık isminin “Sebati”; “...” olarak yanlış yazılı sanık soyisminin ise “Gürer” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. I- Sanık ...'ın hakkında “resmi belgede sahtecilik” “özel belgede sahtecilik” ve “sahte fatura düzenlemek”, katılan idare vekilinin ise tüm sanıklar hakkında “resmi belgede sahtecilik” ve “özel belgede sahtecilik” suçlarından kurulan hükümlere yönelen temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde; Tebligat Kanunu'nun "vekile ve kanuni mümessile tebligat" konu başlıklı 11. maddesi: "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.” hükmünü içermektedir. Bu itibarla hükmün 30.07.2004 tarihli vekaletnameye göre sanık ... müdafilerinden avukat ... ...'a 03.03.2010 günü usulüne uygun şekilde tebliğ olunduğunun anlaşılmasına, dosya kapsamında adı geçenin vekillikten azledildiğine dair bilgi bulunmamasına göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 310. maddesinde gösterilen bir haftalık süre içerisinde temyiz edilmediğinden, sanık ...'ın yasal süresi geçtikten sonra 22.03.2010 havale tarihli dilekçeyle vaki temyiz isteminin; Sanıklara yüklenen, “resmi belgede sahtecilik” ve “özel belgede sahtecilik” suçundan Gelir İdaresi Başkanlığının doğrudan doğruya zarar görmediği, usulsüz olarak verilen ve hukuken geçerliliği bulunmayan katılma kararının hükmü temyiz yetkisi kazandırmayacağından, şikayetçi idare vekilinin vaki temyiz isteminin; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, II- Katılan idare vekilinin, sanıklar ... ve ... hakkında “sahte fatura düzenlemek”, sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında “sahte fatura düzenlemek” suçundan kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarına gelince; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Yasanın 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen "2004 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan idare vekili ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki yüklenen suçtan açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı Yasanın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, III-“Özel belgede sahtecilik” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından kurulan hükümlere yönelen, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafileri ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde; Suç tarihinde sanıklar ... ve ...’ın birlikte işlettiği matbaada sahte belge bastıkları yönündeki ihbar üzerine, söz konusu işyerinde yapılan aramada birtakım sahte diploma, şirket faturaları, transit geçiş belgeleri ve banka hesap cüzdanı ele geçirilmesi sonucu, anılan sanıklar ile söz konusu belgelerin pazarlanıp başkalarına satılmasında aracılık ettiklerini belirttikleri diğer sanıklar ve adlarına sahte diploma düzenlenen sanıkların “resmi belgede sahtecilik” ve “özel belgede sahtecilik” suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan davada; bir kısım sanıkların suçlamayı kabul etmedikleri, bir kısım sanıkların ise somut şekilde sadece bir diploma düzenlenmesi ve adlarına temin edilmesi eylemlerine katıldıklarını beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 gün ve 2008/1-89/2008/158 sayılı kararında da açıklandığı şekliyle, hükmün gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 230 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma, Cumhuriyet savcısının mütalaası ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanıklar yönünden suçların sübutuna ilişkin deliller ile suçun yasal unsurlarının ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca; tekerrür hükümleri de dahil olmak üzere suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun olaya ilişkin tüm hükümleri ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçlar kararın gerekçe bölümünde denetime olanak verecek şekilde somut olarak gösterilip birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerekirken, somut uygulama yapılmadan ve bu ilkelere uyulmadan, gerekçeden yoksun olarak hangi belgenin özel; hangi belgenin resmi belge kabul edildiği belirtilmeden, birden fazla belge düzenleyen/kullanan sanıkların sübutu halinde eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında kül halinde zincirleme/teselsül eden en ağır suç olan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağı; yine eylemleri tek olan bir kısım sanıkların fiillerinde zincirleme suç/teselsül koşullarının bulunmayabileceği hususları karar yerinde tartışılıp irdelenmeden denetlemeye imkan vermeyecek şekilde toplu hükümler kurulması, 2- Kabul ve uygulamaya göre, sanık ... hakkında hükmün 3 numaralı bendinde 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesi gereğince "2 yıl" tayin olunan hapis cezasında, aynı Yasa’nın 43. maddesi gereğince ”1/4” oranında arttırım; 62. maddesi uyarınca "1/6" oranında indirim uygulandığı belirtilmesine rağmen sonuç cezanın "2 yıl 1 ay hapis" yerine hesap hatası sonucu "1 yıl 11 ay 10 gün hapis" olarak; hükmün 5 numaralı bendinde ise sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında aynı şekilde uygulamaya ek olarak 5237 sayılı TCK'nun 39. maddesi gereğince “yarı” oranında indirim yapıldığı belirtilmek suretiyle sonuç cezanın “1 yıl 15 gün hapis” yerine “11 ay 20 gün hapis” şeklinde eksik tayin edilmesi, 3- Sahte diploma temin edip kullanan sanıklar ... ve ...'un eylemlerinin sübutu halinde 765 sayılı TCK'nun 342/1 (5237 sayılı TCK’nun 204/1) maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıyla yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi, 4- Adli emanette kayıtlı sahteliği kabul olunan belgelerin dosyada delil olarak saklanması yerine 5237 sayılı TCK.nun 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi Yasaya aykırı; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafileri, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 10.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.