11. Ceza Dairesi 2010/7397 E. 2012/3478 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

11. Ceza Dairesi 2010/7397 E. 2012/3478 K. — Yargıtay Kararı

11. Ceza Dairesi 2010/7397 Esas 2012/3478 Karar 14.03.2012
11. Ceza Dairesi 2010/7397 E.,  2012/3478 K.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Sanıkların, 765 sayılı Yasanın 342/1, 59/2. maddelerin göre 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına.
5237 sayılı Yasanın 158/1-f, 52/2 ve 53. maddelerine göre 1yıl 8 ay hapis ve 2000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmalarına.

Fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların ...’in fotoğrafı yapıştırılmış, katılan ...’ın kimlik bilgilerini taşıyan sahte kimlikle Bursa 11. Noterliği’ne müracaatla ...’ın sanık ...’e Bursa Ziraat Bankası’ndaki hesaplarındaki paraları dilediği şekilde çekmeye, tasarruf etmeye vs. yetki verdiğine ilişkin 08.04.2005 gün ve 9295 yevmiye nolu vekaletnameyi tanzim ettirdikleri, yine aynı gün aynı noterliğe müracaatla sahte kimlik ibraz ederek bu kez ...’ın banka hesap cüzdanını kaybettiğinden yeni cüzdan verilmesi için 9340 yevmiye nolu ibranameyi düzenlettirdikleri, aynı gün anılan vekaletname ve ibraname ile sanık ...’in katılanın hesabının bulunduğu şubeye başvurup, vekil sıfatıyla hesabı kapatıp vadeli bir başka hesaba aktararak 11.04.2005 tarihinde de bu hesabı kapatıp katılanın 21.703,72 YTL parasını çekerek haksız menfaat sağladıklarının, iddia, kabul, banka yazı cevapları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; sahte kimlikle düzenletilen vekaletname ve ibranamenin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 342/2, 80 (5237 sayılı TCK.nun 204/1-3, 43) madde ve fıkraları kapsamında kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu gözetilmeden ve sahte düzenlenip değişik zamanlarda kullanılan birden fazla sahte belge nedeniyle teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmadan eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, aynı gerekçelerle alt sınırından dahi ceza tayin olunması halinde anılan Yasa maddelerinde öngörülen ceza miktarlarına ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarına göre, mahkemenin suç vasfının tayininde hatalı uygulama yapması sanık lehine ikinci bir hak bahşetmeyeceği cihetle; tebliğnamedeki karardan sonra yürürlüğe giren CMK.nun 231. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğinden bozma isteyen düşüncesine iştirak edilmemiştir.
I-Sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 sayılı TCK ile olaya uygulanması gereken 5237 sayılı Yasa hükümlerinin denetime olanak verecek şekilde olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenip sonucuna göre hüküm kurulmuş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II-Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Lehe yasa karşılaştırması sırasında sağlanan haksız menfaat miktarı dosya kapsamına uygun gerekçelerle pek fahiş kabul olunduğu ve 765 sayılı Yasanın 522. maddesinin arttırım hükmü uygulandığı halde, 5237 sayılı Yasanın 61. maddesi uyarınca suçun işlenişindeki özellikler, kastın yoğunluğu, hileli hareketlerin çokluğu, işlenen suç neticesinde meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınıp temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan ayrılarak hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi ve uygulamaya göre de adli para cezası alt sınırdan ayrılarak tayin olunduğu halde hapis cezası alt sınırdan hükmolunarak çelişkili karar verilmesi,
2-5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki tüm haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sanıkların c bendinde yer alan sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmaları gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı,
3-Hükümden sonra 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesi gereğince, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması'na karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın