10. Hukuk Dairesi 2023/67 E. 2023/10168 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2023/67 E. 2023/10168 K. — Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2023/67 Esas 2023/10168 Karar 24.10.2023
10. Hukuk Dairesi 2023/67 E.,  2023/10168 K.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/4217 E., 2022/2186 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kangal Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/557 E., 2022/20 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.10.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı asil ... ve adına Av. ... geldiler. Davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 22.06.2017 tarihinde davalı işverene ait araçta yolcu olarak bulunmakta iken aracın tek taraflı kaza yaptığı, davacı müvekkilinin yaralandığı, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin davacıya karşı kusurlu - kusursuz sorumlu olduğundan bahisle 17.259,61 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 427.154,80 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uygun illiyet bağı ortadan kalkmış olduğundan dolayı olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği, kusurlu ve/veya kusursuz sorumluluğu söz konusu olmadığı, davacının özlük haklarında ve maaş alacaklarında herhangi bir eksilme söz konusu olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2020 tarih ve 2019/104 Esas, 2020/509 Karar sayılı kararı ile trafik iş kazasının meydana gelişinde %100 oranında davalı işverenin diğer işçisi dava dışı şöför ...’nın kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de davalının adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında kusursuz sorumluluğu bulunduğundan bahisle davacının maddi tazminat taleplerinin kabulüne, davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2020 tarih ve 2019/104 Esas, 2020/509 Karar sayılı bu kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.11.2021 tarih, 2021/310 Esas, 2021/2067 Karar sayılı kararı ile hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunda zararlandırıcı olayın salt trafik kazası açısından irdelendiği, 6331 sayılı Yasa kapsamında kusur değerlendirilmesi yapılmadığından kararın eksik incelemeye dayalı olduğu, kabule göre de, işverenin sorumluluğu objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu olduğundan kusursuz sorumluluğa dair verilen karar yerinde olmadığı gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2022 tarih ve 2021/557 Esas, 2022/20 Karar sayılı kararı ile trafik iş kazasının meydana gelişinde davalının diğer bir işçisi olan dava dışı şöför ...’nın %100 oranında kusurlu olduğu, somut olayda davalı işverenin sorumluluğunun objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu olduğu, 6331 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümlerinin işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmamasının işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak işverenin sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılaması gerektiği, öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremeyeceği, çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığının şart olduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümlerinin objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişlettiği, öte yandan işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durumun eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesi olduğu, kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağının mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebileceği, uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, somut olayda gerekçeli, açık ve denetlenebilir nitelikte olan bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alındığı ve davalı işverenin davaya konu trafik-iş kazsının oluşumunda illiyet bağı olacak şekilde atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2022 tarih ve 2021/557 Esas, 2022/20 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda alınan kusur bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, hukuki görüş içeren bilirkişi raporuna itirazda bulunduğunu, adam çalıştıranın sorumluluğu - tehlike sorumluluğu - işletenin kusursuz sorumluluğu gibi hususlarda değerlendirme yapılmadığını, illiyet bağının kesilmediğini, davacıya karşı davalı idarenin kusursuz sorumlu olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2022 tarih, 2022/4217 Esas, 2022/2186 Karar sayılı kararı ile davalı işverenin sorumluluğunun objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu olması nedeniyle davalı işverenin kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçeleri ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur oranının hatalı tespit edildiğini, davalının doğrudan kusuru bulunduğunu, davalının adam çalıştıran, işleten ve ayrıca tehlike sorumluluğu kapsamında kusursuz sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince trafik iş kazasının meydana gelişinde davalının diğer bir işçisi olan dava dışı şöför ...’nın %100 oranında kusurlu olduğu, davalı işverene atfı kabil bir kusur bulunmadığından bahisle davalı işveren aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2020 tarih ve 2019/104 Esas, 2020/509 Karar sayılı ilk kararında davalının diğer bir işçisi olan dava dışı şöför ...’nın %100 oranında kusurlu olduğu kabulünden ve davalı işverenin adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında kusursuz sorumluluğu bulunduğundan bahisle sonuca gidildiği, bu ilk kararın taraflarca istinaf edildiği, davacı tarafın istinaf nedenleri arasında kusurun oran ve aidiyetine yönelik bir itiraz bulunmadığı, temyiz incelemesine konu kararın davalı tarafından temyiz edilmediği anlaşıldığına göre temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyası açısından dava dışı şöför ...’nın %100 oranında kusurlu olduğu hususunun taraflar arasında ihtilaflı olduğundan bahsedilebilmesinin mümkün olmadığı açıktır.

Uyuşmazlık davalı işverenin diğer bir işçisi olan dava dışı şöför ...’nın %100 oranında kusurlu olması durumunda dahi kendisine kusur atfedilmemiş olan davalı işverenin maddi ve manevi tazminatlardan sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddesinde adam çalıştıranın, çalışanının, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğu, adam çalıştıranın, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmayacağı; aynı kanunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk başlıklı 116 ıncı maddesinde borçlunun, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olması durumunda bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğu; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu başlıklı 85 inci maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu düzenlenmiştir.

Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davalıya bir kusur atfedilmemiş olsa dahi davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı veya aynı Kanun'un 116 ncı maddesi ya da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesi kapsamında kusursuz sorumluluğu bulunup bulunmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca gidilmiş olması yerinde görülmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş; davalı işverenin diğer bir işçisi olan dava dışı şöför ...’nın %100 oranında kusurlu olması durumunda dahi kendisine kusur atfedilmemiş olan davalı işverenin Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı veya aynı Kanun'un 116 ncı maddesi ya da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesi kapsamında davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu tutulup tutulamayacağı konusunda bir değerlendirme yapmak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Davacı yararına 17.100 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın