10. Hukuk Dairesi 2012/7572 E. 2012/11739 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2012/7572 E. 2012/11739 K. — Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2012/7572 Esas 2012/11739 Karar 18.06.2012
10. Hukuk Dairesi 2012/7572 E.,  2012/11739 K.

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :652-39

Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 10.02.1978-15.12.1984 tarihleri arasında, hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının tespitine ve davalı ...’a ait Kurum kayıtlarındaki 1978 yılındaki 24 günlük çalışmanın kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin 1. fıkrasında, hükmün “a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.” kapsayacağı hüküm altına alınmış iken davalı ...’ın ismine karar başlığında yer verilmeyerek, anılan Kanunun 388. maddesinin amir hükmüne muhalefet edilmesi isabetsizdir.
2-Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Kanunun Geçici 7. maddesinin “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gereği, 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ve aidiyete ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacının, davalı ...’a ait, Kurum kayıtlarına geçen 1978 yılındaki 24 günlük çalışmanın kendisine ait olduğunu iddia etmesi, davalı işveren kayıtlarından, bu çalışmaların davacıya ait olduğunun anlaşılması karşısında; Mahkemece, Kurum kayıtlarında davalı ...’a ait hizmet cetvelinde 10.02.1978 tarihinden itibaren bildirim konusu olan 24 günlük çalışmanın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilerek, bu dönem haricindeki ihtilaf konusu süreler yönünden ise, varsa işveren nezdindeki tüm belgeler getirtilerek, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyerinin, bir kamu kuruluşu olduğu, kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının asıl olduğu gözetilerek, çalışmanın geçtiği iddia edilen döneme ilişkin, işveren nezdindeki ücret tediye bordroları ve konuya ilişkin tüm belgeler eksiksiz olarak getirtilip, anılan belge ve bordrolardan sigortalının imzasını içerenlerden, imza aidiyeti yönünden çekişme bulunmayanlar ile hata, hile, ikrah halleriyle sakatlığı iddia ve kanıtlanamayan belgelerin içeriklerinde gösterilen gün kadar çalışmanın karinesini teşkil edeceği göz önüne alınmalı, şayet işveren hiçbir kayıt ibraz edemiyorsa, bunun sebebi sorularak, yangın sel ve benzeri sebepler sonucu kayıtların tahrip olması gibi fiili imkansızlık hallerinde davacı ile birlikte çalışan bordro tanıkları dinlenilerek, varsa tarafların göstereceği tüm deliller toplanarak, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin hangi nedenle bildirim dışı kaldığı yeterince araştırma konusu yapılarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının çalışmaları ve bu çalışmalarının geçtiği tarihler ile süreleri konusunda somut bir bilgi içermeyen yetersiz tanık beyanlarına dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan Orman Gen. Müd.'ne iadesine, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın