10. Hukuk Dairesi 2012/6032 E. 2012/9695 K. — Yargıtay Kararı
10. Hukuk Dairesi 2012/6032 Esas 2012/9695 Karar 28.05.2012
10. Hukuk Dairesi 2012/6032 E., 2012/9695 K.
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :834-1133
Dava, davacının 2002-2005 yılları arası SSK sigortalılığı ile çakışan Bağ-kur sigortalılığının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava konusu olayda öncelikle çözülmesi gereken husus, davacının 2002-2005 yılları arası SSK sigortalılığı ile çakışan Bağkur sigortalılığının iptali yönünden bilirkişi incelenmesine gerek duyulup duyulmadığı, bir başka ifade ile bu yönde yapılacak değerlendirmenin genel ve hukuki bilgi niteliğinde olup olmadığı, buna bağlı olarak bilirkişi incelemesi için gerekli olan giderlerin yatırılması yönünde davacıya verilen kesin sürenin sonuçlarının söz konusu uyuşmazlıkta gözetilip gözetilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. (mülga HUMK 275) maddesi uyarınca “…Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.”
Davacının SSK sigortalılığı ile çakışan Bağkur sigortalılığının iptali yönünde yapılacak bir değerlendirme hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi gereken bir konudur. HMK’nun 266. maddesi hükmü gereğince bu gibi konularda bilirkişi incelemesine gidilemez. Bu nedenle de bilirkişi incelemesi için gerekli giderler yönünden verilen kesin sürenin sonuçları söz konusu uyuşmazlıkta gözetilemez.
Kaldı ki; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup, anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunlu olup, bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği gözönünde bulundurularak, kesin süreye uyulmaması nedeniyle bilirkişi incelemesine gidilememiş olsa bile sair delillere göre karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması,
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.05.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.