10. Hukuk Dairesi 2012/17333 E. 2012/20907 K. — Yargıtay Kararı
10. Hukuk Dairesi 2012/17333 Esas 2012/20907 Karar 08.11.2012
10. Hukuk Dairesi 2012/17333 E., 2012/20907 K.
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1456-643
Davacı, aksi kurum işleminin iptalini, yaşlılık aylığı bağlanarak ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu olayda; 04.07.1975-04.03.1977 tarihleri arası 600 gün askerlik borçlanması, 26.08.1977-31.12.1985 arası muhtelif dönem 922 gün zorunlu SSK, 01.08.2002-30.04.2004 tarihleri arası 630 gün isteğe bağlı SSK sigortalılığı bulunan ve 01.01.1986-31.12.2006 tarihleri arası kesintisiz İsviçre’de geçen 7.560 günlük yurtdışı hizmetlerini 3201 sayılı Kanun kapsamında 26.01.2009 tarihinde borçlanan davacının, 26.09.2010 günlü aylık bağlama başvurusu, davalı Kurum tarafından, İsviçre’den %46 oranla maluliyet aylığı bağlanmış olması ve İsviçre mevzuatı gereğince, bu şekilde aylık alanların 65 yaşına kadar isteğe bağlı veya ikamete dayalı prim yatırılmağa devam edilmesi nedeniyle, aylık bağlama koşullarından olan kesin dönüş şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle red edilmiştir.
İş bu dava ile davacı, kurum işleminin haksızlığından bahisle, aksi kurum işleminin iptalini, yaşlılık aylığı bağlanarak ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkeme, yurda kesin dönüş yapmayan davacının, anılan maluliyet durumu nedeniyle yurt dışında çalışamadığı, bu halin aylık bağlanmasına engel teşkil etmediğinden hareketle, davanın kabulüne karar vermiştir.
Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6. maddesinde belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi de, yurda kesin dönülmüş olmasıdır
Çünkü, bilindiği üzere 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 3. Maddesinde yer alan, borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılması gereğini öngören düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 günlü, 2000/36 E. 2002/198 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş, 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Yasanın 56. maddesiyle de, 3201 sayılı Yasanın 3. maddesinde bu yönde gerekli düzenleme yapılmıştır. Sıralanan hukuksal çerçeve karşısında, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının borçlanabilmeleri için yurda kesin dönüş yapma koşulu ortadan kalkmış olmakla birlikte, 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanan Türk vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için,
a)Yurda kesin dönülmüş olması,
b)Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması,
c)Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması koşullarının hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin aynı Kanunun 6. maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesince iptal edilmemiş olup; izah edilen hukuksal gerçeklik karşısında, mahkemenin aksini öngören yaklaşımı hatalıdır.
Şu halde, yapılması gereken iş; davacının borçlanma işleminin geçerliliğine karşın, aylık bağlanabilmesi için 6. maddenin aradığı kesin dönüş koşulunun yeniden ve usulünce (bu anlamda özellikle yurtdışı sigorta merciine ait tercümeli sigortalılık hizmet cetvelleri celbedilmeli; %46 oranla maluliyet aylığı alan sigortalıların 65 yaşına kadar kendileri adına isteğe bağlı veya ikamete dayalı prim yatırılmağa devam edilmesi şartının, yurda kesin dönüşe engel teşkil edip etmediği) araştırılarak varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Öte yandan kabule göre de; tahsis şartlarının varlığı hususunda hiçbir irdeleme ve değerlendirme yapılmaksızın, anılan istemin kabulüne karar verilmesi de isabetli görülmemiştir. Bu kapsamda, sigortalıya ait kurum nezdindeki şahsi sicil dosyasının eksiksiz bir sureti celbedilmeli; sigortalıya ait geçerliğine karar verilen sigortalılık süreleri ve prim gün sayıları (zira yurt içi isteğe bağlı SSK’lı süreler ile borçlanmaya konu yurt dışı sürelerin çakıştığı görülmektedir.)belirlenerek, tahsis şartlarının varlığı ilgili yasal mevzuat da dikkate alınarak saptanmalı ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.