Mahkemece, davanın, emeklilik ikramiyesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, yaşlılık aylığı yönünden reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacının avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Davacının, 16.03.1987 – 28.02.1990 arası 1064 gün, 11.04.2008 – 25.10.2008 arası 162 gün, 04.03.2009 – 2009 yılı 7. ay arası 137 gün olmak üzere 506 (5510 S.Y. 4/a md.) kapsamında 1363 günlük prim ödemesinin bulunduğu; 01.03.1990 – 26.10.2001 tarihleri arasında da Emekli sandığına tabi (memur) olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin, davacıya, hizmet birleştirmesi yapılsa bile, sigortalılık süresi ve prim gün sayısı ile 506 sayılı yasaya (5510 SY 4/a md) tabi sigortalılık ile yaşlılık aylığı bağlanamayacağının kabulü yerindedir.
2- Mahkemece, davacının başkaca talepleri açıklatılarak, 5434 sayılı Yasa yönünden aylık veya emekli ikramiyesi talebinin varlığının anlaşılması durumunda; 5510 sayılı Kanunun geçici 7. maddesindeki, bu Kanunun yürürlük tarihine kadar ... 5434 sayılı Kanunlara … tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği; Yine, 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesindeki, bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı; 5510 sayılı Kanunun 101. maddesindeki, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğine ilişkin düzenlemeler ile; mülga 506 sayılı Kanun’un 134. maddesindeki, bu Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceğine ilişkin düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; eldeki davada, 5510 sayılı Kanun ve 506 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama yerinin bulunmadığı; mülga 5434 sayılı Kanun uygulamalarından doğan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girdiğinden, mahkemece, yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.