10. Hukuk Dairesi 2011/5719 E. 2012/10000 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2011/5719 E. 2012/10000 K. — Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2011/5719 Esas 2012/10000 Karar 29.05.2012
10. Hukuk Dairesi 2011/5719 E.,  2012/10000 K.

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :20-14

Dava, 506 sayılı Yasanın 26.maddesi kapsamında rücuen tazminat davasıdır.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ...tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.

Dosya incelendiğinde; 23.03.2005 tarihinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğu,davalı şirkete ait aliminyum döküm işlerinin yapıldığı işyerinde çalışan ...'in gece vardiyasında ocaktan çıkan cürufu dökmek için uzaklaştıktan sonra aramalar sonucu fabrika sahasında bulunan 6 metre derinliğindeki su kuyusunda bulunduğu,vefat eden işçinin hak sahiplerine peşin değerli aylık gelir bağlandığı anlaşılmıştır.
Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/145 E -2008/109 K 15.04.2008 tarihli kararında; ,meydana gelen olayda işveren sanıklar ...,... ...,... 'in 1/8 'er, sanık ...'in 3/8, ölen sigortalının 2/8 kusurlu olduğu tespitiyle sanıkların cezalandırılmasına karar verildiği, Sanık ... hakkında verilen cezanın Yargıtay incelemesinde olduğu ve kesinleşmediği,diğer sanıklar ...,... ..., ... ...'e ilişkin verilen kararlar hakkında ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.ş
Mahkemece, benimsenen heyet raporuna göre, kazada davalı şirketin %85, vefat eden işçi ... 'in % 15 oranda kusurlu olduğu kabul edilmiştir.

Kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri; işyerleri ve eklerinde bulunması gereken sağlık şartlarını, kullanılacak alet, makineler ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek hastalıklara engel olarak alınacak tedbirleri, aynı şekilde işyerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirtmektedir. Burada amaçlanan, yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin giderilmesidir.

Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına neden olmuş hareketinin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının tespiti işidir.

Bu konuda yapılacak ilk yargı işlemi, mevcut hükümlere göre, alınacak tedbirlerin neler olduğunun tespiti işidir. Mevzuat hükümlerince öngörülmemiş, fakat alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların dahi tespiti zorunluluğu açıktır. Bunların işverence tam olarak alınıp alınmadığı, (=işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa, zararın bundan doğup doğmadığı, duruma işçinin tedbirlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı saptanacaktır. Sorumluluğun saptanmasında kural, sorumluluğu gerektiren ve yasada belirlenmiş bulunan durumun kendi özelliğini göz önünde bulundurmak ve araştırmayı bu özelliğe göre yürütmektir.

Bu açıklamalardan sonra, mahkemece yapılacak iş, bu davaya konu iş kazasında; iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, sigortalının ölümüne neden olan kişilerin kusurları ayrıştırılmalı, ilgili mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı, varsa, üçüncü kişilerin sorumlulukları, yargısal denetime elverir biçimde irdelenip, ceza davasında kusurlu bulunarak mahkum olan ve cezası kesinleştiği takdirde, ...hakkında sigorta olayının meydana gelmesinde az da olsa bir miktar kusur verilmesi gerektiği ilkesinden ayrılmadan, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği üzerinde durulmaksızın, kusur ve aidiyeti konusunda, eksik ve yetersiz inceleme ile sonuca varılması isabetsizdir.

Bozma sonrası yapılacak yargılama sonucuna göre; davalı şirketin hükmü temyiz etmemiş olması nedeniyle, davacı Kurum lehine oluşabilecek usulü kazanılmış hak durumunun dikkate alınması gerekeceği muhakkaktır.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın