10. Ceza Dairesi 2025/7455 E. 2026/4369 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

10. Ceza Dairesi 2025/7455 E. 2026/4369 K. — Yargıtay Kararı

10. Ceza Dairesi 2025/7455 Esas 2026/4369 Karar 07.04.2026
10. Ceza Dairesi 2025/7455 E.,  2026/4369 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/367 E., 2016/710 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Gönen (Balıkesir) Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 10... gün hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 10... gün denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün 09.11.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 03.09.2025 tarihli ve 2024/35005 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve 2025/103189 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve 2025/103189 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05.10.2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediğinden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 09.06.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, .. (..) Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2014 tarihli ve 2014/1021 Soruşturma, 2014/12 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, tedbirin infazı için kararın 05.12.2014 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, ancak, şüphelinin 28.12.2014 tarihli aynı nev'i şuçu işlediği iddia olunarak 28.12.2014 tarihli eylem nedeniyle, 2014/12 Karar sayılı erteleme kararının kaldırılarak, .. (..) Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2015 tarihli ve 2015/10 Soruşturma, 2015/16 Karar sayılı kararı ile, ikinci kez kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve bu kez erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, "15 gün" yerine "7 gün" olarak gösterildiği,
B. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 11.10.2015 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak .. (..) Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2016 tarihli ve 2014/1021 Soruşturma, 2016/145 Esas, 2016/145 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. .. (..) Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.06.2016 tarihli ve 2016/367 Esas, 2016/710 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 09.06.20 14... .12.2014 tarihli eylemleri nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 10... gün hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 10... gün denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, ihlâl sayılan 11.10.2015 tarihli eylem yönünde ise 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca düşme kararı verildiği ve hükmün 09.11.2016 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
D. Dosya kapsamına göre;
1. 09.06.20 14... .12.2014 tarihli eylemleri yönünden yapılan incelemede, her iki olayda da kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen sanığın, rahatsızlanarak hastaneye kaldırılması sonrası .. Devlet Hastanesi’nin düzenlediği 09.06.2014 tarihli Genel Adli Muayene Raporunda "şüpheli madde kullanım ileri tetkik için sevk düşünülüyor" şeklinde tespit yapıldığı, .. Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesinin 17.07.2014 tarihli raporunda ise sanığın kan ve idrarında rapor ekinde yer verilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin bulunmadığının belirtildiği, yine .. Devlet Hastanesi’nin düzenlediği 28.12.2014 tarihli Genel Adli Muayene Raporunda ise "hasta tedavi edildikten sonra bilinç açıldı ve taburcu edildi" şeklinde tespit yapıldığı, .. Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesinin 17.02.2015 tarihli raporunda ise yine sanığın kanında rapor ekinde yer verilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin bulunmadığının, idrarında ".." bulunduğunun belirtildiği, ancak dosya içeriğinde sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığına yönelik varsa alınan tahlil sonuçlarına ilişkin .. Devlet Hastanesi raporlarının bulunmadığı anlaşıldığından, varsa tahlil sonuçlarının aslı veya onaylı örneğinin getirtilerek duruşmada okunup tartışılmasının sağlanması ve tüm deliller birlikte tartışılarak sonucuna göre her bir eylem yönünden ayrı ayrı sübut bulunup bulunmadığının ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2. Kabul ve uygulamaya göre de; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği de, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Sanık hakkında kanun yararına bozma istemine konu Mahkeme karar gerekçesinde hükme esas alınan, Gönen (Balıkesir) Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2015 tarihli ve 2015/10 Soruşturma, 2015/16 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından ihlâl kabul edilen 11.10.2015 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden ya da yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından;
Mahkemesince; açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Gönen (Balıkesir) Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2016/367 Esas, 2016/710 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.04.2026 tarihinde karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın