1. Ceza Dairesi 2026/1949 E. 2026/3824 K. — Yargıtay Kararı
1. Ceza Dairesi 2026/1949 Esas 2026/3824 Karar 12.05.2026
1. Ceza Dairesi 2026/1949 E., 2026/3824 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/217 E., 2025/223 K. SUÇ : Kasten yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 307/3. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 04.03.2025 tarihli ve 2023/9173 Esas, 2025/1662 Karar sayılı bozma ilâmı üzerine kurulan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.09.2025 tarihli ve 2025/217 Esas, 2025/223 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3.e, 87/1.d ve 53. maddeleri uyarınca iki kez 6 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilerek dava dosyası 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Meşru savunma, haksız tahrik ve takdîri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, B. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Suç vasfına, ilişkindir.
III. GEREKÇE 1. İncelenen dosya kapsamına, katılanlarda meydana gelen yaralanmaların hayati tehlike oluşturacak nitelikte bulunmamasına ve özellikle de sanığın eylemini devam ettirme imkanının varlığına rağmen kendiliğinden olay yerinden ayrılmasına göre öldürme kastının şüpheli kaldığı, oluşan şüpheli durumun sanık aleyhine yorumlanmasının mümkün olmadığı nazara alındığında, Mahkemenin suç vasfına ilişkin bozma ilâmı doğrultusundaki kabul, takdir ve uygulamasında isabetsizlik görülmemiş olduğundan tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasıflarının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, katılanlardan sanığa yönelen haksız söz veya davranışın bulunmadığı, takdîri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.09.2025 tarihli ve 2025/217 Esas, 2025/223 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan Vekili ... ve Üye ...'in karşı oyları ve oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Sanık ...'ın katılanlar ile aynı pasajda babasıyla beraber çay ocağı işlettiği, katılanların ise kardeş olup gümüş işleme işiyle uğraştıkları katılanların olaydan birkaç ay önce sanığa ait çay ocağından çay içmeyi bırakmaları nedeniyle sanığın katılanlara karşı içten içe düşmanlık beslemeye başladığı ancak taraflar arasında olay gününe kadar herhangi bir tartışma veya kavganın meydana gelmediği, olay günü katılanlar ... ve ... iş ortakları ... ve müşterileri ... olduğu halde işyerlerinde bulundukları sırada sanığın iş yerine aniden girerek olaydan sonra iş yerinin çatısında ele geçen ucu kanlı halk arasında maket bıçağı tabir edilen yaklaşık 20 santimetre boyundaki falçata ile önce çalışmakta olan ...'a hiç bir şey söylemeden doğrudan saldırıp yüz boyun ve sağ omuzunda 3 ayrı kesi oluşturduğu, ağabeyinin bıçaklandığını gören katılan ...’in bulunduğu masadan kalkarak sanığa müdahale etmek isterken bu kez sanığın ...'in boyun ve çene bölgesine birer adet ve yine kendisini korumak için ellerini kaldırması üzerine sağ el bileğine, sağ ve sol el parmaklarına olmak üzere toplam da 5 kesi oluşturduğu bu kesilerin de hiçbirinin hayati tehlikeye sebebiyet vermediği anlaşılmıştır. Olay sırasında dükkanda bulunan tanık ... ... beyanında; sanığın hızlıca dükkana gelerek elindeki maket bıçağını açıp katılanlara saldırdığını önce ...'ı bıçakladığını abisini korumak isteyen ve müdahale eden ...'e de göğüs boyun ve ellerine vurmak suretiyle yaraladığını ...'i bıçaklarken “sizi öldürürüm” diye sözler de söylediğini daha sonra sanığın oradan ayrılarak gittiğini beyan etmiştir.
Her iki katılan aşamalarda değişmeyen ifadelerinde, sanıkla husumetleri olmadığını, doğrudan dükkana gelerek önce ...'a birden çok kez bıçakla vurduğunu, sanığa engel olmak isteyen ...'e de aynı şekilde birden çok kez bıçak salladığını, ...'in kendisini korumak isterken ellerinden de yaralandığını, sanığın kendilerini öldürme amacıyla bıçağı savurduğunu ancak kendilerini korunmak amaçlı geri çekilmeleri nedeniyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmadıklarını ifade etmişlerdir. Dosya'da bulunan Adli raporlardan katılan ...’ın yüz, boyun ve sağ omuz bölgesinde toplam üç yarasının olduğu, burun bölgesinden göğüse doğru uzanan kesi nedeniyle sabit iz oluştuğu ve hayati tehlikesinin bulunmadığı ve yine katılan ...'in de göğüs ve boyunda birer, el bileğinde yine bir sağ ve sol Parmaklarda birer olmak üzere toplam 5 kesisinin olduğu, hayati tehlikesinin bulunmadığı, yüzde sabit iz olduğu bildirilmiştir.
Yerel mahkemece sanığa her iki katılana karşı ayrı ayrı kasten adam öldürme suçuna teşebbüsten mahkumiyetine dair verilen karar Bölge Adliye Mahkemesince onaylanmış, bu kararın temyiz edilmesi üzerine dosya dairemizde incelenerek sanığın kastının öldürmeye yönelik olmayıp yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı oy çokluğu ile bozulmuştur.
Kesici delici aletle işlenen suçlarda sanığın kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun belirlenmesi konusu dosyamızın çözümünde önemli bir noktadır. Sanığın olay sırasında kullandığı aletin öldürmeye elverişli olup olmadığı ve aletin kullanılış şekli sanığın katılanlara öldürmeyi gerektirir herhangi bir nedenin husumet besleyip beslemediği, sanığın olay öncesinde veya sırasında öldürme kastını açığa çıkartan söz veya davranışların olup olmadığı bu olay sırasında sanığın kastettiği suçu işlemeye engel halin olup olmaması da önemli hususlardır.
Tüm dosya kapsamı dikkate aldığında her ne kadar dosya da sanık lehine haksız tahrik oluşturacak hiçbir neden olmasa da sanık kendilerinin çay ocağından çay içmedikleri için aynı pasajda dükkanları bulunan katılanlar ... ve ...’e içten içe düşmanlık beslemiş, olay günü de maket bıçağı ile dükkana girerek hiçbir şey söylemeden ...'ın yüz boyun ve omuz bölgesine yani hayati tehlike oluşturabilecek bölgelerine öldürmeye elverişli aletle birden çok kez vurmuş ...'ın kendisini geriye çekmesi nedeniyle hayati tehlike oluşturmayacak şekilde yaralanmış, ancak saldırılarına devam etmesi üzerine kardeşi ... abisini koruma amacıyla sanığa engel oluşturacak şekilde müdahale ettiğinden sanık katılan ...'a yönelik eylemlerine devam edemediği için kendisine engel olmaya çalışan ...'e aynı kesici aletle saldırmış onun da boyun ve çenesinde birer tane yine kendisinin savunmak için elini kaldırması nedeniyle savunma kesisi olacak şekilde toplam 5 yerinden yaralamıştır. Olayın sübutunun bu şekilde olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Sanığın bu eylemleri gerçekleştirirken “sizi öldürürüm” şeklinde sözler söylediği de tanık ...’ın beyanı ile sabittir. Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesinde düzenlenen teşebbüs müessesesinde bir kimsenin işlemeyi kastettiği suçun elverişli aletlerle icra hareketlerine başladığı halde engel hal veya başka nedenle ve icra hareketlerini tamamlayamamasını düzenlemiş ve sadece oluşan zarara değil aynı zamanda saldırı sırasında oluşan tehlikenin ağırlığınada açıkça vurgu yaparak suç vasfının belirlenmesinde hem zararın hem de tehlikenin ağırlığının bu suçun vasfının belirlenmesinde önemli olduğunu yasa koyucu açıkça ifade etmiştir.
Dosya kapsamındaki raporlardan katılanların ayrı ayrı hayati tehlike geçirmemiş olmaları kendilerine yönelik falçatayla boğazlarına yapılan saldırıların öldürme kastıyla yapıldığı gerçeğini ortadan kaldırmaz engel hal nedeniyle sanık her iki darbede ayrı ayrı yönelen eylemlerini tamamlayamamış ancak öldürme kastını katılan ve tanık ... beyanlarıyla “sizleri öldüreceğim” demek suretiyle açığa çıkartmıştır, bu haliyle sanığın her iki katılana yönelik kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan ayrı ayrı cezalandırılması gerekirken bu sanığın eylemlerinin kasten yaralama suçunu oluşturacağından bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına dair Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.