ASGARİ
ÜCRET TESPİT KOMİSYONU KARARI
Karar
Tarihi : 27/12/2012 Karar
No : 2012/1
22/5/2003
tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 39 uncu maddesi gereğince, iş sözleşmesi
ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin asgari
ücretini tespit etmekle görevli Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 4/12/2012
tarihinde başladığı çalışmalarını 27/12/2012 tarihine kadar sürdürmüş ve
yaptığı dört toplantı sonucunda;
1)
Milli seviyede tek asgari ücret tespitine, oybirliğiyle,
2)
16 yaşını doldurmuş işçilerin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari
ücretlerinin; 1/1/2013-30/6/2013 tarihleri arasında 32,62 (otuzikialtmışiki)
Türk Lirası olarak, 1/7/2013-31/12/2013 tarihleri arasında ise 34,05
(otuzdörtsıfırbeş ) Türk Lirası olarak tespitine, işçi temsilcilerinin
muhalefetine karşılık oy çokluğuyla,
3)
16 yaşını doldurmamış işçilerin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari
ücretlerinin; 1/1/2013-30/6/2013 tarihleri arasında 27,97 (yirmiyedidoksanyedi)
Türk Lirası olarak, 1/7/2013-31/12/2013 tarihleri arasında ise 29,25
(yirmidokuzyirmibeş) Türk Lirası olarak tespitine, işçi temsilcilerinin
muhalefetine karşılık oy çokluğuyla,
4)
İş bu Kararın, 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine dayanılarak hazırlanan
Asgari Ücret Yönetmeliği’nin 11 inci maddesi gereğince Resmî Gazete’de
yayımlanmasına oy birliğiyle,
karar
verilmiştir.
GEREKÇE
Asgari
ücret, bilindiği gibi ödenmesi zorunlu olan en az ücrettir.
Asgari
ücretin belirlenmesini düzenleyen Asgari Ücret Yönetmeliği uyarınca, asgari
ücret, pazarlık ücreti değildir.
Asgari
ücretin belirlenmesi sırasında, Komisyonumuz, bu çerçevede bir karar alınması
için çalışmış, işçilerin geçim şartları ve 2013 yılı enflasyon hedefi gibi
faktörleri değerlendirmiştir.
İşte
bu çerçevede hareket eden Komisyonumuz; 16 yaşını doldurmuş işçiler için günlük
asgari ücreti; 1/1/2013-30/6/2013 tarihleri arasında 32,62 (otuzikialtmışiki)
Türk Lirası olarak, 1/7/2013-31/12/2013 tarihleri arasında ise 34,05
(otuzdörtsıfırbeş) Türk Lirası olarak belirlemiştir.
16
yaşını doldurmamış işçilerin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari
ücretlerinin; 1/1/2013-30/6/2013 tarihleri arasında 27,97 (yirmiyedidoksanyedi)
Türk Lirası olarak, 1/7/2013-31/12/2013 tarihleri arasında ise 29,25
(yirmidokuzyirmibeş) Türk Lirası olarak belirlenmesi Komisyonca kabul
edilmiştir.
Asgari
Ücret Yönetmeliği’nin 11 inci maddesi gereğince, Asgari Ücret Tespit
Komisyonu’nca belirlenen asgari ücretler, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihi
izleyen ayın ilk gününden itibaren yürürlüğe girecektir.
İŞÇİ
TEMSİLCİLERİNİN ASGARİ ÜCRET
KARŞI OY GEREKÇESİ
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun işveren-devlet
kesimi temsilcileri, 16 yaşını doldurmuş işçilerin bir aylık asgari ücretini 01
Ocak-30 Haziran 2013 tarihleri arasında brüt 978,60 ve net 773,97 lira (asgari
geçim indirimi dahil), 01 Temmuz-31 Aralık 2013 tarihleri arasında ise brüt
1.021,50 lira ve net 804,69 lira (asgari geçim indirimi dahil) olarak oy
çokluğuyla belirlemiştir.
Komisyonda işçi kesimi adına görev yapan TÜRK-İŞ
(Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) temsilcileri karara muhalif kalmış ve
çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçeyle katılmamıştır:
“Asgari ücret, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve
sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak,
bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen taban
ücretidir. Pazarlık ücreti değildir. Asgari ücretin belirlenmesinde, diğer
ücret çeşitlerinin aksine işçinin emeği değil insan olma kimliği ön plandadır.
Ücretin temel insan haklarının güvencesi altında bir sosyal hak niteliğini
taşıması, asgari ücretin kaynağını ve temelini oluşturmaktadır. İşçiye,
ailesiyle birlikte insanca yaşaması için yeterli bir ücretin garanti
edilmesidir.
Anayasanın 55 inci maddesinde ‘asgari ücretin tespitinde
çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde
bulundurulur’ denilmektedir.
Asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında göz önünde
tutulması gereken öncelikli husus, çalışanların karşı karşıya bulundukları
geçim koşullarıdır. Çalışanlara insan onurunun gerektirdiği yaşama düzeyini
sağlamaya yetecek asgari ücretin belirlenmesi, bu işle görevlendirilen
Komisyonun gözetmesi gereken temel ilke ve anayasal zorunluluktur. Ancak asgari
ücret belirlenirken “çalışanların” değil ‘işverenlerin’ durumu dikkate alınmış
ve talepleri belirleyici olmuştur.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, geçim koşullarını
hesaplaması için Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) görev vermiştir. Devletin
resmi kurumunun Kasım 2012 tarihi itibariyle tek işçi için hesapladığı tutar
net 1.025,40 liradır. Yapılan bu hesaplamada ‘çalışanın ailesi’ dikkate
alınmamıştır.
İşçi kesimi, öncelikle TÜİK tarafından belirlenen net
tutarın temel alınmasını, sonradan öngörülen 2013 yılı enflasyon hedefi ile
refah payı ilavesi gerektiğini, sonuç itibariyle, bu yöntemle belirlenecek
asgari ücretin önemli adım ve başlangıç olacağını Komisyonda ifade ve talep
etmiştir. Ancak devletin resmi kurumu TÜİK tarafından belirlenen tutar bile
Komisyonda görev yapan işveren-devlet kesimi temsilcileri tarafından pazarlık
konusu yapılmış ve asgari ücret daha düşük belirlenerek, oy çokluğuyla kabul ve
ilan edilmiştir.
Komisyonun işveren-devlet temsilcilerinin oy
çokluğuyla belirlediği günlük 25,80 lira asgari ücret tutarıyla, çalışanların
aileleri ile birlikte gıda, konut (kira, elektrik, su, yakıt), giyim, sağlık,
ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden, minimum
düzeyde bile olsa, karşılaması mümkün değildir. Günlük asgari ücrete yapılan
yaklaşık 1 liralık artış sonucu çalışanlar, aileleri ile birlikte -bir kez
daha- yoksulluğa, insana yakışmayan olumsuz yaşama koşullarına terk edilmiştir.
Asgari ücretli çalışanlar, işveren-devlet temsilcileri tarafından sorumlusu
olmadıkları ve fakat mağduru oldukları ekonomik ve sosyal politikaların
bedelini yüklenmek durumunda bırakılmışlardır.
Türkiye’nin, rekabet şartlarını düşük ücret
politikasıyla sağlamak doğrultusunda bir anlayışı egemen kılarak ekonomik ve
sosyal kalkınmasını sağlaması yönündeki anlayış Komisyon çalışmalarına -yine-
egemen olmuştur.
İşveren-devlet temsilcilerinin oy çokluğuyla
belirlenen asgari ücret, G20 ülkeleri arasında yer alan ve Dünyanın 16’ncı
ekonomisi olmakla iftihar edilen ülkeye yakışmamaktadır. Komisyon
çalışmalarında dile getirilen ülkenin ekonomik durumuyla ilgili olumlu
gelişmeler işçilerin günlük yaşantısına ve gelirine yansımamıştır. Bu yaklaşım
gelir eşitsizliğini ve adaletsizliği daha da büyütmektedir.
Asgari ücret ile en düşük kamu çalışanı maaşı arasında
yapılacak kıyaslama, bu alanda yıllardır sürdürülen haksız ve yanlış
uygulamaları, çalışanlar arasında yapılan ayrımcılığı ortaya koymaktadır.
Komisyona Maliye Bakanlığı’ndan gelen bilgi, verilmesi muhtemel enflasyon zammı
hariç, 2013 yılı Ocak ayında en düşük brüt memur maaşının 1.836,72 TL olduğunu
göstermiştir. Komisyonun işveren-devlet kesimi temsilcilerince belirlenen
asgari ücret, bu fiili durumu da dikkate almamış, çalışanlar arasında ayırım
yapılmıştır. Komisyon, toplumda adalet duygusunun zedelenmesine zemin
oluşturmuştur.
Komisyon tarafından alınan karar sonucu 2013 yılının
ilk altı aylık döneminde asgari ücretli olarak çalışan bekar her işçi asgari
geçim indirimi sonrası her ay devlete 51,38 lira gelir vergisi ödeyecektir.
Asgari ücretli çalışanın üzerindeki vergi yükünün azaltılması doğrultusunda
düzenleme yapması gereken siyasal iktidar “istihdamı artırmak ve işsizliği
önlemek” gerekçesiyle, sigortalı çalıştıran özel sektör işverenlerinin
malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş
puanlık kısmına isabet eden tutarının Hazinece karşılanması yönünde teşvik
uygulanmasını 5763 sayılı Yasayla düzenlemiştir. Böylece işverenin yüzde 19,5
olan SGK işveren primi oranı yüzde 14,5’e indirilmiştir. Bu düzenlemeyle
işveren her asgari ücretli için 48,91 lira daha az prim ödeyecektir.
Diğer bir ifadeyle; asgari ücretli işçinin
nafakasından kesilerek ödenen 51,38 lira vergi, devlet tarafından asgari
ücretli işçi çalıştıran işverene 48,91 lira olarak geri dönmektedir. Devlet
sosyal koruma görevini iktisaden zayıf olan işçiden yana kullanmamıştır.
Belirlenen bu asgari ücret, ülkede uygulanmakta olan
ekonomik ve sosyal politikaların önemli bir göstergesidir. Siyasal iktidarın ve
işverenlerin çalışanlara yaklaşımının yansımasıdır.
Asgari ücretin tanımında, ‘...zorunlu ihtiyaçlarını
günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek’ ifadesi yer
almaktadır.
Devletin resmi kurumu tarafından bilimsel, objektif
yöntemler ve güvenilir verilerle belirlenen ve de pazarlık ücreti olmayan bu
tutar, Komisyonda temsil edilen işveren-devlet kesimi temsilcileri tarafından
pazarlık konusu olmuş ve asgari ücret, daha başlangıçta, olması gerekenden
251,43 lira daha düşük belirlenmiştir. Böylece asgari ücret, belirlendiği andan
itibaren yetersiz, çelişkili ve tutarsız olmuştur. Aile unsuru dikkate
alınmadan, insana yaraşır geçim koşullarını sağlamaktan uzak olarak belirlenen
asgari ücret yürürlükte olduğu her ay eksik ödenmektedir.
Türkiye, demokrasinin, işçi hak ve özgürlüklerinin,
sosyal koruma uygulamalarının olmadığı, tartışma konusu edildiği ülkelerde
uygulanan ücret politikalarını, asgari ücret düzeyini emsal alan yaklaşımları
benimseyen bir ülke durumuna getirilmiştir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarında yer alan
işçi kesimi temsilcileri olarak, yapılacak çalışmalarda şu unsurların temel
alınması savunulmuştur:
• Anayasa’da yer alan “geçim şartları” yaklaşımının
dikkate alınması;
• İşçinin ailesi ile birlikte günün ekonomik ve sosyal
koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla
bağdaşacak bir tutarın esas olması;
• İşçinin ve ailesinin harcama kalıbının esas alınması
ve hesaplamalarda Türkiye İstatistik Kurumu verilerinin kullanılması;
• Bilimsel verilerle hesaplanan net tutarın işçinin
eline geçmesinin sağlanması;
• Sanayi/tarım veya bölge, yaş, cinsiyet ayırımı
yapılmadan asgari ücretin ulusal düzeyde tek tutar olması;
• İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti
gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınması,
ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal ve “insan onuruna yaraşır” bir ücret olarak
kabul edilmesi;
• İşçinin satın alma gücünün ileriye dönük olarak
korunabilmesi için gerekli bir iyileştirmenin ayrıca TÜİK tarafından bilimsel
olarak belirlenecek tutara ilave edilmesi;
• Belirleme yapılırken en düşük devlet memuru maaşının
dikkate alınması;
• Gelir dağılımında adaleti sağlamaya yönelik olarak
ayrıca refahtan pay içermesi;
TÜRK-İŞ’in asgari ücret belirleme çalışmalarında
savunduğu bu görüşleri Komisyon çalışmalarında yeterince dikkate alınmamıştır.
Bu ilkeler temel alınmadan belirlenen asgari ücret düzeyinin yeterli ve “insan
onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi” sağlamadığı açıktır.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun işveren-devlet
kesimi temsilcilerinin oy çoğunluğuyla belirlenen asgari ücrete, gerek miktar
ve gerek belirleme yöntemi açısından yukarıda sıraladığımız gerekçelerle
katılmıyoruz ve işçi kesimi olarak muhalif kalıyoruz.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Tebliğler, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.