9. Daire 2024/6967 E. 2025/4679 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

9. Daire 2024/6967 E. 2025/4679 K. — Danıştay Kararı

9. Daire 2024/6967 Esas 2025/4679 Karar 05.11.2025
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2024/6967 E.,  2025/4679 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2024/6967
Karar No : 2025/4679

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait borç döküm belgesinde yer alan amme alacaklarının zamanaşımına uğradığından bahisle terkini istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve vergi borçlarının tüm fer'ileri ile birlikte kaldırılması istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:......, K:... sayılı kararıyla; borç döküm listesinde yer alan borçların ayrı ayrı incelenmesinden tebliğlerinin usulsüz olduğu, usulüne uygun olarak yapılmayan ödeme emri tebliğinin zamanaşımını kesmesinin mümkün bulunmaması ve davalı idare tarafından dosyaya ibraz edilen ve zamanaşımını kesen sebep olarak sunulan diğer belgelerinde, kamu alacaklarının vade tarihinde yapılmaması karşısında, tahsil zamanaşımına uğrayan ve terkin edilmesi gereken amme alacakları yönünden davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, zamanaşımının mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği hususu da dikkate alındığında, davacının borç listesindeki amme alacaklarının terkin edilmemesinin açık bir vergilendirme hatası olduğu sonucuna varıldığından, davacının düzeltme şikayet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu ve kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davalı istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Olayda, vergilendirme hatası bulunmadığı bu nedenle düzeltme şikayete konu olacak türde bir ihtilaf bulunmadığı, muhtelif tarihlerde idarelerince gerçekleştirilen ödeme emri tebliği ve haciz gibi işlemlerle zamanaşımının kesildiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının, Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı şirkete ait borç döküm belgesinde yer alan amme alacaklarının zamanaşımına uğradığından bahisle terkini istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve vergi borçlarının tüm fer'ileri ile kaldırılması istemine ilişkindir.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı halleri düzenleyen 31. maddesinde, Kanun'da hüküm bulunmaması durumunda hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı belirtilen haller arasında "ehliyet" de sayılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraf ehliyeti" başlıklı 50. maddesinde, medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu; "Dava ehliyeti" başlıklı 51. maddesinde dava ehliyetinin, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un "Dava takip yetkisi" başlıklı 53. maddesinde ise dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olarak tanımlanmış ve bu yetkinin, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edileceği düzenlenmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 48. maddesinde tüzel kişilerin, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil olduğu; 49. maddesinde ise tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanacağı belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 125. maddesinde ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olduğu ve Türk Medenî Kanunu'nun 48. maddesi çerçevesinde, kanuni istisnalar saklı kalmak şartıyla bütün haklardan yararlanabileceği ve borçları üstlenebileceği düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun limited şirketlerin tasfiyesine ilişkin 643. maddesinde, tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş; anonim şirketlerin sona ermesi ve tasfiyesine ilişkin hükümlerin düzenlendiği bölümde yer alan 543. maddesinde, tasfiye hâlinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığın esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılacağı; 545. maddesinde tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesinin tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden isteneceği düzenlenmiş; "Ek Tasfiye" başlıklı 547. maddesinde, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahiplerinin veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilirse, ek tasfiye için şirketin yeniden tesciline karar verileceği ve bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanacağı ve bu hususun tescil ve ilân ettirileceği belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 26/06/2012 tarih ve 6335 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddede de, 01/07/2015 tarihine kadar bu maddede sayılan hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı ve bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari yargılama hukukunda objektif ehliyet, bir davada davacı ve davalı olabilme ve davayı takip ehliyeti olarak ifade edilmekte ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesindeki atıf nedeniyle bu hususta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda taraf ehliyeti, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'ndaki medeni haklardan yararlanma ehliyeti olan hak ehliyetine, dava ehliyeti ise medeni hakları kullanma ehliyetine yani fiil ehliyetine karşılık gelmektedir. Medeni yargılama usulünde hem taraf ehliyeti hem de dava ehliyeti dava şartıdır ve yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. İdari yargıda da tarafların bizzat davacı ya da davalı olabilmesi öncelikle taraf ehliyeti ve dava ehliyetine sahip olmasına bağlıdır.
Ticaret şirketleri kendisini oluşturan şahıslardan ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliği haiz olup mevzuatın öngördüğü şekilde kurulmalarıyla hak ehliyetine ve mevzuatın öngördüğü organlara sahip olmalarıyla birlikte fiil ehliyetine sahip olurlar. Bunun sonucu olarak tüzel kişiliğin sona ermesiyle de taraf ve dava ehliyetleri sona erer.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda tarafların ehliyeti ve davayı takip yetkisi yönünden ayrıca düzenlemelere yer verilmemiş olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve dolayısıyla özel hukuk hükümlerine atıf yapılmış olduğundan gerçek kişilerde ölüm, ticaret şirketlerinde tür değiştirme, bölünme, sona erme gibi çeşitli durumlarda davayı takip yetkisinin kime geçtiğinin tespiti noktasında her durumun özel hukuk kurallarına da uygun olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Davaya taraf olan ticaret şirketinin dava açılmadan önceki tarihlerde ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona ermesi durumunda, dava ehliyetinin ortak, temsilci veya başka bir kimseye geçtiği yönünde gerek medeni yargılama hukukunda gerekse medeni hukuk ve ticaret hukukunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin 18/08/2014 tarih ve 329 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla, Türk Ticaret Kanunun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicili kaydının re 'sen silindiği hususunun tescil ve ilan edildiği, davacı şirket vekili Av. ...'ın ise (eski tarihli bir vekaletnameye dayanılarak) 21/06/2022 tarihli dilekçesi ile ekte sunduğu borç döküm listesinde yer alan borçların zamanaşımına uğradığından bahisle terkini istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davada ... Vergi Mahkemesinin...tarih ve E:... K:... sayılı merciine tevdi kararı üzerine, şikayet başvurusunun reddi üzerine işlemin iptali ve 1999 ila 2000 yılı muhtelif dönemlere ilişkin vergiler ile gecikme zammının kaldırılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, Vergi Mahkemesince yukarda özetlenen gerekçeyle davanın kabulüne karar verildiği, Bölge idare Mahkemesince de davalı istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.
Uyuşmazlıkta, davacı şirketin; düzeltme-şikayet başvurusundan çok önceki bir tarihte ticaret sicilinden silinerek tüzel kişiliğinin sona erdiği, ihya edilerek yeniden tüzel kişilik kazandığı yönünde de bilgi, belge ve iddia bulunmadığı anlaşıldığından, davacı şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti de sona ereceğinden, işlem tarihinden önce hukuki varlığı sona eren ve bu nedenle dava ve taraf ehliyeti bulunmayan davacı şirketçe açılan davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 05/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın