9. Daire 2024/5527 E. 2025/5153 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

9. Daire 2024/5527 E. 2025/5153 K. — Danıştay Kararı

9. Daire 2024/5527 Esas 2025/5153 Karar 27.11.2025
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2024/5527 E.,  2025/5153 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2024/5527
Karar No : 2025/5153

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:... Spor Kulübü'nün vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işleminin, dayanağı ... tarih ve ...,...,... sayılı ödeme emirlerinin kara yolları geçiş ücreti ve idari para cezaları dışındaki kısımlarından kaynaklanan kısmı yönünden iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin tebliğ edilmesine karşın, borcun yedi gün içinde ödenmediği ve/veya bu süre içinde ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmadığı veya açılan davanın reddine karar verildiği durumlarda haciz uygulanabileceği ve haciz işlemine karşı açılan davada, ödeme emrine karşı açılacak davada ileri sürülmesi gereken iddiların incelenmesine olanak bulunmadığı, davacı tarafından ileri sürülen iddialar da ödeme emirlerine karşı dava açılması durumunda incelenebilecek nitelikte olduğundan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği de dikkate alındığında uyuşmazlık konusu haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Haczin dayanağı ödeme emirlerinin usule aykırı tebliğ edildiği, yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
... Spor Kulübü'nün vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işleminin, dayanağı ... tarih ve...,...,...sayılı ödeme emirlerinin kara yolları geçiş ücreti ve idari para cezaları dışındaki kısımlarından kaynaklanan kısmı yönünden iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, aynı Kanunun "Haciz" başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrasında; Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunacağı, son fıkrasında ise; tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükellef olduğu kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer alan düzenlemelerden, tüzel kişilerin usulüne uygun olarak kesinleşen ve şirketten tahsil edilemeyen vergi borçlarının, vergisel ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerden tahsil edileceği anlaşılmaktadır.
Anayasanın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün ''Mülkiyetin Korunması'' başlıklı 1. maddesinde ise; her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının var olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği; yukarıdaki hükümlerin, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmeyeceği düzenlenmiştir.Görüldüğü üzere en temel haklardan olan mülkiyet hakkına kanundan kaynaklanan bir istisna teşkil eden haciz uygulamalarında, son derece dikkatli davranılarak, anayasa ve kanunla tanınan sınırlarının dışına çıkılmaması gerekmektedir. Bu kapsamda haciz uygulamalarında, borcu aşan tutarda haciz yapılmaması, borçlunun haline münasip evinin haczedilmemesi borçluyu korumaya yönelik ilkeler olarak karşımıza çıkmakta olup, amme idarelerince dikkat edilecek en önemli husus kamu alacağının tahsilinde doğru borçluyu tespit etmek ve ona karşı takip işlemlerini yürütmek olmalıdır.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu vergi borçlarının asıl borçlu kulüpten tahsil edilemediğinden bahisle, davacı adına, kanuni temsilci sıfatıyla ... tarih ve..., ...ve ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, anılan ödeme emirlerinin (kara yolları idari para cezası, kara yolları geçiş ücreti, Cumhuriyet savcılıklarınca verilen idari para cezası dışındaki kısımlarının) iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair... Vergi Mahkemesinin ...tarihli ve E:... K:...sayılı kararına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin...... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 08/02/2024 tarih ve E:2023/4971, K:2024/416 sayılı kararı ile onandığı, kesinleşen borçların tahsili amacıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işleminin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta her ne kadar haciz işleminden önceki aşama olan ödeme emri aşamasında davacı tarafından ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davanın süreaşımı nedeniyle reddine dair karar Dairemizce onanıp kesinleşmiş ise de amme borçlusu sıfatıyla işlem yapılmasını gerektiren düzenlemede aranan koşulların gerçekleşip-gerçekleşmediğinin tahsilatın diğer bir aşaması olan haciz aşamasında da değerlendirilmesine engel bulunmamaktadır.
Bu durumda; dava konusu haczin dayanağı ödeme emirlerine karşı açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiğinden bahisle amme alacağının usulüne uygun kesinleşmesi nedeniyle, dava konusu haciz işleminde hukuka aykırılık bulumadığı gerekçesiyle, vergi mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karara yönelik davacı istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının haczin dayanağı ödeme emirleri içeriği borçların dönem ve vadeleri dikkate alınarak davacının bu borçlardan kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, haczin dayanağı vergi borçlarının 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılıp yapılandırılmadığı ve yapılandırmanın davacının sorumluluğuna etkisinin bulunup bulıunmadığı hususlarında yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere bozulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz isteminin kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 27/11/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın