9. Daire 2023/3473 E. 2025/4672 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

9. Daire 2023/3473 E. 2025/4672 K. — Danıştay Kararı

9. Daire 2023/3473 Esas 2025/4672 Karar 05.11.2025
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/3473 E.,  2025/4672 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/3473
Karar No : 2025/4672

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
VEKİLİ : ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi uyarınca "borcu yoktur" yazısı verilmesi istemiyle yapılan başvuru üzerine, davalı idarece 19.380.421,27 TL tutarında vergi borcunun bulunduğunun bildirilmesi üzerine, böyle bir borcu bulunduğundan haberdar olmadığı, belirtilen borçlara ilişkin kendisine ödeme emri veya başka bir şekilde bildirim yapılmadığı, sözkonusu borçların zaman aşımına uğradığı iddiasıyla kaldırılması istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının 30/06/2009 ila 12/09/2011 tarihleri arasında ... İnşaat Madencilik Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu başkanı olmak suretiyle kanuni temsilcilik görevini yürüttüğü, uyuşmazlık konusu katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi borçlarının, defter ve belgelerin 2014 yılında istenilmesine rağmen incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesinden kaynaklandığı görülmüş olup, 12/09/2011 tarihinde kanuni temsilcilik görevi sonlandırılan davacıdan defter ve belge ibraz etmesi beklenemeyeceğinden, katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle re'sen tarh ve tahakkuk ettirilen vergi borçlarının ödenmemesinden dolayı davacının kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, bu durumda, anılan şirkete ait vergi borçlarının ödenmemesinden dolayı kanuni temsilci sıfatıyla herhangi bir sorumluluğu bulunmayan davacının idarece borçlu olarak gösterilmesinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 22/A maddesi kapsamında "borcu yoktur" yazısı verilmesi yolunda yapılan başvuru üzerine, davacının 19.380.421,27 TL tutarındaki borcu bulunduğunun bildirildiği, 6183 sayılı Kanun'un 22/A maddesi ile getirilen düzenlemenin genel gerekçesinde, vergi borcu bulunmama şartı aranılacak ödemelerin kapsamının genişletilmesi ve ödemelerden vergi borçlarının re'sen kesilebilmesi, vergi dairelerince yapılacak iadelerin prim borçlarına, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılacak prim iadelerinin vergi borçlarına re'sen mahsup edilmesinin amaçlandığı, bu durumda anılan düzenleme uyarınca idare tarafından talep sahiplerinin vadesi geçmiş borcu bulunup bulunmadığına yönelik olarak belge verildiği, davacının söz konusu borçların doğmasında sorumluluğu bulunup bulunmadığı yönündeki tespitin, borcun varlığını ortadan kaldırması mümkün olmadığından, Mahkemece söz konusu borcun esasına ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucu işlemi iptal etmesinin yerinde olmadığı, bu değerlendirmenin ancak davacı adına düzenlenen ödeme emri veya uygulanan haciz ve benzeri işlemlerin hukuki denetimi ile mümkün olduğu, aksi halde haciz, satış aşaması sonlanmış bir borcun veya yargı denetiminden geçmiş alacakların dahi tekrar yargı önüne getirilmesinin de önü açılmış olacağı, bu durumda, 6183 sayılı Kanun'un 22/A maddesi ile getirilen düzenlemenin genel gerekçesi de dikkate alındığında, talep tarihinde davacıya ait vadesi geçmiş borç bulunduğu anlaşıldığından, gerçekleştirilen işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf isteminin kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bölge İdare Mahkemesince dava konusu istemin borcum yoktur belgesi verilmek üzere yaptıkları başvuru üzerine borcu bulunduğunu bildiren 25/12/2020 tarihli işleme karşı açılmış bir iptal davası olduğu düşünülerek hüküm kurulduğu, oysa dava dilekçesinden açıkça görüleceği üzere böyle bir taleplerinin bulunmadığı, davanın borcu yoktur başvurusu üzerine haberdar oldukları borçların tüm faizleri ve cezaları ile kaldırılması istemine ilişkin olduğu, zira belirtilen borçlara ilişkin kendisine ödeme emri veya başka bir şekilde bildirim yapılmadığı, sözkonususu borçların zaman aşımına uğradığından kaldırılmasının istenildiği, bu nedenle Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın hatalı olduğu, zira 12/09/2011 tarihinde ... İnşaat Madencilik Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nin kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı, Vergi Mahkemesi kararında da isabetli olarak belirtildiği üzere borçların kanuni temsilcilikten ayrıldığı tarihten sonra ilgili dönemdeki şirket yetkilisinin defter belge ibraz etmeme fiilinden kaynaklandığı, sorumluluğunun bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının, Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı tarafından, 6183 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca "borcu yoktur" yazısı verilmesi istemiyle yapılan başvuru üzerine, davalı idarece 19.380.421,27 TL tutarında vergi borcunun bulunduğunun bildirilmesi üzerine, böyle bir borcu bulunduğundan haberdar olmadığı, belirtilen borçlara ilişkin kendisine ödeme emri veya başka bir şekilde bildirim yapılmadığı, sözkonusu borçların zaman aşımına uğradığı iddiasıyla kaldırılması istemine ilişkindir.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'unun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davası, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunun 378.maddesi 1.fıkrasında, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması lazımdır kuralına 2.fıkrasında, mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur, kuralına, yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un tahsil zamanaşımını düzenleyen 102. maddesinin 1. fıkrasında; amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, kurala bağlanmıştır
6183 sayılı Kanunun, "Amme alacağı ödenmeden yapılmayacak işlemler ile işlem yapanların sorumlulukları" başlıklı 22/A maddesinde; Maliye Bakanının ödeme ve işlemlerde, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması ve yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu ile kesintilere asgari tutar ve oran getirmeye, kapsama girecek amme alacaklarını tür, tutar, ödeme ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı tespit etmeye, zorunluluk getirilen ödeme ve işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun aranılmayacağını ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiş ve bu hususlar bentler halinde sayılmıştır
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nu 102. maddesinde; tebliğ olunacak evrakı içeren zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve bu durumun muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının, gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davacının kuruluşundan itibaren kanuni temsilcisi olduğu ...İnşaat Madencilik Turizm Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti'nin 03/07/2009 tarih ve 7346 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla unvan değiştirerek anonim şirkete dönüştüğü, davacının 2004 yılından bu yana kanuni temsilcsi olduğu ... Paz. İnş. Tur. Nak. San. Tic. A.Ş.'nin ise 29/12/2019 tarih ve 7468 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilana göre ... İnşaat Madencilik Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. İle birleştiği, birleşme sonucu anılan şirketin ... İnşaat Madencilik Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye devrolunduğu, davacının ... İnşaat Madencilik Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin 30/06/2009 ila 12/09/2011 tarihleri arasında temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı olduğu, davacının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 22/A maddesi kapsamında "borcu yoktur" yazısı verilmesi yolunda yapılan başvuru üzerine, davalı idarenin 25/12/2020 tarihli yazı ile vadesi geçmiş 2009 yılına ilişkin 19.380.421,27-TL katma değer vergisi borcu bulunduğunun bildirildiği, davacı tarafça bu yolla öğrendiği borçların öncesinde kendisine ödeme emri veya her hangi bir belge tebliği suretiyle bildirilmediği, borcun 2009 yılına ait olması nedeniyle zamanaşımına uğradığı, şahısta hata yapıldığı iddialarıyla borcun tüm ceza ve faizleri ile birlikte kaldırılması istemiyle 11/01/2021 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı, davalı idarece sunulan savunma dilekçesi ve eklerinden borcun dayanağının davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri olduğunun belirtildiği, ödeme emri içeriği borçların ise davacının kanuni temsilcisi olduğu ... İnşaat Madencilik Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş'ye ait 2009 ve 2010 yılarına ilişkin defter ve belge ibraz etmemeden kaynaklı cezalı katma değer vergileri olduğu anlaşılmıştır.
Kural olarak, mükelleflerin e-devlet sorgusu veya herhangi bir başvurusu üzerine borçlu olduğunu bildiren yazılar ile güncel borçlarını gösteren ve bilgilendirici mahiyette olan, borç döküm listesi ve benzeri adlarla isimlendirilen dökümanların tek başına kişinin hukuki durumunda bir değişiklik meydana getirmemesi nedeniyle idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai nitelikte bir işlem mahiyetinde olmadıkları esastır.
Ancak günümüzde değişen ve gelişen teknolojik gelişmeler ışığında devlet güvencesi altında olan ve Maliye Bakanlığı dahil bir çok devlet kurumuyla altyapı entegresi bulunan e-devlet sorgusu yada herhangi bir başvuru üzerine ilk defa haberdar olunduğu ileri sürülen borçların dayanağı ihbarname yada ödeme emri gibi vergisel işlemlerin tebliğinin usulsüz olması halinde, mükelleflerin ilk defa bu şekilde borçtan haberdar olması nedeniyle, menfaatini ihlal eden kesin ve icrai bir işlemin bulunduğunun kabulü gerekmekte olup, anılan işlemlerin bazı durumlarda haberdar etme niteliği de taşıyabileceği, 213 sayılı Kanun'da öngörülen tebligat esaslarına uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin irdelenmesine imkan tanınması başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa olmak üzere pozitif hukuk uyarınca güvence altına alınan Mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir.
Olayda; dava konusu istemin, davacının "borcu yoktur" yazısı verilmesi istemiyle yapılan başvuru üzerine, davalı idarece 19.380.421,27 TL tutarında vergi borcunun bulunduğunun bildirilmesi üzerine, böyle bir borcu bulunduğundan haberdar olmadığı, belirtilen borçlara ilişkin kendisine ödeme emri veya başka bir şekilde bildirim yapılmadığı, sözkonususu borçların zamanaşımına uğradığı iddiasıyla kaldırılması istemine ilişkin olduğu anlaşılmış olup; davalı idarece sunulan savunma dilekçesi, ekleri ve Uyap üzerinden davacının diğer ilgi dosyalarının birlikte incelenmesinden; borcun dayanağının davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen... tarih ve...sayılı ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri olduğu, ödeme emri içeriği borçların ise davacının kanuni temsilcisi olduğu ... İnşaat Madencilik Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş'ye ait 2009 ve 2010 yılarına ilişkin defter ve belge ibraz etmemeden kaynaklı cezalı katma değer vergileri olduğu ve anılan ödeme emirlerinin davacıya kapıya yapıştırmak suretiyle tebliğ edildiği, davacı tarafından ödeme emirlerine karşı süresinde dava açılmadığı, borcum yoktur başvurusu ile dava açma süresini canlandırmaya çalıştığı ileri sürülmüşse de; ... tarih ve... sayılı ödeme emrinin ilk olarak 16/03/2018 tarihinde davacının mernis adresinde tebiğe çıkarıldığı adresten ayrıldığı şerhiyle iade edildiği, aynı adrese ikinci kez gidildiğine dair tebliğ alındısı ile tebligat pusulası incelendiğinde; her iki evrakta da herhangi bir şerh bulunmadığı, sadece dağıtıcının adı soyadı ile imzasının bulunduğu, Kanunda öngörülen "tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırıldığının" belirtilmediği, ... tarih ve ...sayılı ödeme emrinin ilk olarak 06/08/2019 tarihinde mernis adresinde tebliğe çıkarıldığı adresten ayrıldığı için iade edildiği, aynı adrese ikinci kez gidildiğine dair tebliğ alındısı ile tebligat pusulası incelendiğinde; her iki evrakta da herhangi bir şerh bulunmadığı, sadece dağıtıcının adı soyadı ile imzasının bulunduğu, Kanunda öngörülen "tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırıldığının" belirtilmediği, bu durumda dava konusu borcun dayanağı ödeme emirlerinin davacıya 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 102. maddesi hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır
Uyuşmazlıkta, dava konusu borcun davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleştiği ve takip süreci tamamlanmış bir kamu alacağının varlığı, idarece ispatlanamadığı gibi davacının bu borçlardan daha öncesinde haberdar olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığı görüldüğünden, davacı tarafından borcum yoktur belgesi alabilmek amacıyla yaptığı başvuruyla ilk defa haberdar olunduğu anlaşılan borçların kaldırılması istemiyle açılan iş bu davada; davacının zamanaşımı ve diğer iddiaları da incelenerek bir karar verilmesi gerekirken davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına yönelik davalı istinaf başvurusunu kabul edip, Vergi Mahkemesi kararını kaldırarak davayı yukarıda özetlenen gerekçeyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz isteminin kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 05/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın