9. Daire 2023/1050 E. 2024/4697 K. — Danıştay Kararı
9. Daire 2023/1050 Esas 2024/4697 Karar 01.10.2024
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/1050 E., 2024/4697 K.
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/1050 Karar No : 2024/4697
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ...
2-(DAVALI) ... Defterdarlığı-... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla hükmedilen karar ve ilam harcının tahsili için varis-eş sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan Mahkeme kararının davacının murisine 08/10/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen bir ay içinde harcın ödenmediği, bu sebeple düzenlenen harç tahsil müzekkeresine istinaden, 5 yıllık tahsil zamanaşımının dolmasından önce, davacının miras hissesi nazara alınarak tanzim ve tebliğ edilen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: DAVACININ İDDİALARI: Anonim şirket ortaklarının kamu borçları bakımından bir sorumlulukları bulunmadığı, muris ...'nun sorumluluğunun yönetim kurulu üyesi olduğu 12/09/2018 tarihinden, vefat ettiği 01/08/2020 tarihine kadar olduğu, bu tarihten sonra tahakkuk ettirilecek borçlardan sorumluluğunun bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir. DAVALININ İDDİALARI: İdarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. Davacının savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması, davalı idarenin temyiz isteminin ise incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı adına, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla hükmedilen karar ve ilam harcının tahsili için varis-eş sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği düzenlenmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde; yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı, 1 sayılı Tarife'de yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu, 28. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin, geri kalanının, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği, aynı Kanun'un 37. maddesinde, bu kanunda ödeme zamanı gösterilen harçlardan süresinde ödenmeyenlerin, ilgili mahkeme ve daireler tarafından, sürenin sonundan itibaren onbeş gün içinde bir yazı ile o yerin vergi dairesine bildirileceği ve harçların vergi dairesince tahsil olunacağı, yazıda; harcın nevi ve mahiyeti, miktarı, mükellefin soyadı ve adı ve en son ikâmet adresinin açık olarak gösterileceği ifade edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, başvurma, karar ve ilam harçları yargılama giderleri içerisinde sayılmış, ”Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde, "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. (3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir." hükmüne, “Yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlıklı 332. maddesinde de "(1) Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir. (2) Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. (3) Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır." düzenlemesine yer verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, "Müteselsil borçluluk” başlıklı 162. maddesinde, “birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” hükmü bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 6098 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen 162. maddesi hükmü dikkate alındığında, tarafların kendi aralarında rızai olarak müteselsil sorumluluk öngörmesi dışında, açık bir kanun hükmü bulunmadıkça müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla müteselsil sorumluluğun istisnai bir sorumluluk türü olduğu söylenebilir. Yukarıda yer verilen Kanun maddelerinin incelenmesinden de görüleceği üzere, aleyhine hüküm verilenlerin birden fazla olması durumunda, karar ve ilam harçlarından müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Dolayısıyla, karar ve ilam harcına hükmedilen mahkeme kararında, yargılama giderlerinden, aleyhine hüküm verilenlerin müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmemişse her biri kendi payına düşen miktardan sorumlu olacaklardır. Dosyanın incelenmesinden, dava dışı ... Bankası A.Ş. tarafından, davacının da aralarında bulunduğu altı kişiye karşı açılan itirazın iptali davası sonucunda, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla 2.403.947,35-TL karar ve ilam harcının davalılardan (..., ..., ..., ..., ... ve ... Dış Ticaret A.Ş.) tahsiline karar verildiği, söz konusu kararın davacının murisine tebliğ edilmesine karşın harcın bir aylık süre içinde ödenmemesi üzerine, 26/11/2019 tarihli harç tahsil müzekkeresinin, hükmedilen harcın tamamı üzerinden tesis edilip harç tahsil biçimi "müteselsilen" olarak belirtilerek Mahkemesince, borcun tahsili için vergi dairesi müdürlüğüne gönderildiği, vergi dairesi müdürlüğü tarafından da, davacının murisi ...'nun 01/08/2020 tarihinde vefatı sebebiyle, harç tahsil müzekkeresi uyarınca davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlenip tebliğ edildiği görülmektedir. Olayda; her ne kadar dava konusu ödeme emrine ilişkin harç tahsil müzekkeresinde harç tahsil biçimi "müteselsilen" şeklinde yazılmışsa da ... Asliye Ticaret Mahkemesi kararında, karar ve ilam harcının müteselsilen tahsil edileceğine ilişkin bir ifade bulunmadığı görülmüştür. Bu durumda, söz konusu karar ve ilam harcının, aleyhine harca hükmedilenlerden eşit olarak tahsili yoluna gidilmesi ve davacının miras payı dikkate alınarak davacı adına ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, davalılar aleyhine hükmedilen tüm yargı harcı üzerinden miras payı dikkate alınarak davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığından, davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir. Davalının temyiz istemine gelince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır. Yargılama hukuku kurallarına göre, kanun yoluna başvuranın, aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın bozulmasını talep etmesinde korunması gereken hukuki menfaatinin bulunması zorunludur. Olayda, Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin karara davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verildiğinden, bu kararı temyiz etme hakkı davacıya ait olup karşı taraf durumunda olan davalı idarenin bu kararla hukukî menfaatinin zedelendiğinden söz edilemez. Bu durumda davalı idarenin temyiz iddialarının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 01/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.