8. Daire 2024/5205 E. 2024/7298 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

8. Daire 2024/5205 E. 2024/7298 K. — Danıştay Kararı

8. Daire 2024/5205 Esas 2024/7298 Karar 20.12.2024
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/5205 E.,  2024/7298 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5205
Karar No : 2024/7298

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : ... Valiliği
Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davacı) : ...

İstemin Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı Dairemizin bozma kararına uyularak verilen kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA ve temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kesin olarak 20/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- ... İlkokulu'nda öğretmen olarak görev yapmakta iken anılan kurumun 667 sayılı KHK ile kapatılması nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 gün ve 7783529 sayılı Genelgesi uyarınca davacının çalışma izni iptal edilmiştir.
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçu iddiasıyla yürütülen ceza yargılamasında verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı beraat kararına (istinaf edilemeden kesinleştiği anlaşılmıştır) istinaden davacı tarafından çalışma izninin geri verilmesi istemiyle davalı idareye başvuru yapılmış; davacının durumu Valilik bünyesinde yer alan Komisyonca değerlendirilmiş ve anılan başvurunun ... tarihli ve E... sayılı işlemle reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
Temyize konu Mahkeme kararıyla; davacının milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütüne üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı bulunduğuna ilişkin somut herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin 3. maddesi ile 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı yazısının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edileceği, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyeceği, bireysel değerlendirme yapılmaksızın tesis edilen bu işlemlerden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik valilikler bünyesinde komisyonlar oluşturulacağı ve bu komisyonlarca yapılacak bireysel inceleme neticesinde anılan kişilerin millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olup olmadığının tespit edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan; 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinde özel öğretim kurumu personelinde aranacak şartlar terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmamış olup; esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptalini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bakılan dava; görev yaptığı okulun KHK ile kapatılması nedeniyle çalışma izni iptal edilen davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen beraat kararına istinaden davacının çalışma izninin geri verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali isteminden kaynaklanmakta olup; uyuşmazlığın çözümü için Dairemizin 19/12/2023 tarihli bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince verilen Ara Kararı sonrası dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile beraat kararında yer alan tespitlerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçuna istinaden yürütülen ceza yargılamasında verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı beraat kararında; "...Kızılcaham'da bulunan Asya Termal Otel'de, sanığın 2014 yılı içerisinde konaklama kaydının bulunduğu görülmüştür. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı nedeniyle kapatılan Pak Eğitim İş isimli sendikada sanığın 27/10/2014 tarihli üyelik kaydının bulunduğu görülmüştür. Sanığın adına kayıtlı ... numaralı gsm hattının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tepe yönetiminde olduğu belirtilen ... adına kayıtlı hat ile telefon irtibatının bulunduğu görülmüştür. Sanığı 2015-2016 yılları arasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı bulunan Özel Ülkü Ulusoy okulunda sgk kaydının bulunduğu görülmüştür.....Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı olan Bylock programını kullandığı tespit edilememiştir....Sanığın hesap açılışının örgüt liderinin talimatından çok öncesine dayandığı, sanığın örgütün bankaya yönelik yardım talimatları akabinde, 2013-2014 yılları içerisinde yeni bir katılım hesabı açmadığı, yine bu tarih aralığındaki hesap bakiyesi hareketleri incelendiğinde, hesapta kayda değer bir artış olmadığı, bakiye bilgisinin rutin bir şekilde seyrettiği, bu hali ile sanığın örgüt liderinin talimatı ile hareket ettiğine yönelik yeterli delilin bulunmadığı görülmekle, sanığın Bankasya hesabında gerçekleştirdiği hesap hareketlerinin örgüte yardım suçunu da oluşturmayacağı anlaşıldığından sanığın beraatine karar verilerek..." ifadelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile beraat kararında yer verilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile olan iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisini ortaya koymak için yeterli olduğu sonucuna varıldığından temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın