8. Daire 2021/2372 E. 2025/6372 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

8. Daire 2021/2372 E. 2025/6372 K. — Danıştay Kararı

8. Daire 2021/2372 Esas 2025/6372 Karar 02.07.2025
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/2372 E.,  2025/6372 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2372
Karar No : 2025/6372

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Balıkesir ili, Manyas ilçesi hudutları dahilinde davacı şirket uhdesinde bulunan Sicil:... sayılı II (a) grubu maden işletme ruhsat sahası için ... tarih ve ... sayılı dilekçe ile yapılan temdit talebinin, 6183 sayılı Kanun'un 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belgenin eksik olduğu, söz konusu eksikliğin ilgili yazının tebliğinden itibaren 3 (üç) ay içerisinde tamamlanması gerektiği, aksi takdirde Maden Kanunu'nun 24. maddesinin 2. fıkrasında yer alan düzenleme gereği işlem tesis edileceği hususunun ... tarih ve E... sayılı yazı ile bildirildiği ancak yasal süre sonu olan 05/01/2020 tarihine kadar söz konusu eksikliklerin tamamlanmadığı tespit edildiğinden bahisle ruhsat süre bitim tarihi olan 16/06/2019 tarihi itibarıyla ruhsatın iptal edildiğine ilişkin ... tarih ve E... sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirket tarafından, uhdesindeki Sicil:... sayılı II (a) grubu Kalsit-Mıcır sahasına ait Maden Kanunu'na göre hazırlanmış "Temdit İşletme Projesi ve ekleriyle" ruhsat hukukunun devamlılığı için on (10) yıllık temdit işletme ruhsatı verilmesi için 07/12/2018 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulduğu, davalı idarenin ... tarih ve E... sayılı yazısı ile başvuruda sunulan işletme projesi ekinde 6183 sayılı Kanun'un 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair belgenin verilmediğinin tespit edilerek söz konusu yazının tebliğinden itibaren (3) üç ay içerisinde eksikliğin tamamlanması gerektiğinin davacı şirkete 21/01/2019 tarihinde tebliği üzere bildirildiği, anılan bildirime rağmen eksikliklerin üç aylık süre içerisinde giderilmemesi nedeniyle bu defa davalı idarece ... tarih ve E... sayılı yazı ile 31.054,00-TL idari para cezası verilip ilgili eksikliğin giderilmesi için ikinci 3 aylık süre verildiği, söz konusu yazının da davacı şirkete 01/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği, yasal süre sonu olan 05/01/2020 tarihine kadar ilgili eksikliklerin tamamlanmadığından bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği, bu durumda, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde eksik olan 6183 sayılı Kanun'un 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belgenin 3 aylık (ve ikinci 3 aylık süre) süre verilerek istenilmesinin, aksi halde ruhsatlarının iptal edileceğinin davacıya bildirildiği, bu bildirimlere rağmen davacı tarafından bildirimlerin gereğinin yerine getirilmediği ve dava konusu işlemin kanuni usuller takip edilerek hukuka uygun bir biçimde tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, borcu olmadığına ilişkin vergi dairesi yazısının süresi içerisinde ulaşmamasının sorumluluğunun kendisine yüklenemeyeceği, borçlarının yapılandırıldığına ilişkin 13/01/2020 tarihli yazının mevcut olduğu, kamu kurumları arasındaki irtibatsızlık ve de koordinasyonsuzluk sebebiyle dava konusu işleme muhatap kalındığı, davalı idare tarafından basit bir yazışma ile Aksaray Vergi Dairesinden davacının borcu bulunup bulunmadığını tespit ve gerekli işlemi tesis edebilecek iken bu yükümlülüğün davacıya yüklenmesinin ve davacının da süresinde başvurularını yaparak çabalamasına rağmen süresi içerisinde gerekli yazıları temin edememesi nedeniyle mağdur edilmesinin kamu vicdanına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının ve posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 02/07/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hali ile) "İşletme Ruhsatı ve Madenin İşletilmesi" başlıklı 24. maddesinin 2. fıkrasında; "Ruhsatların süre uzatım taleplerinde; ruhsat süresinin bitiş tarihinden en geç altı ay öncesine kadar, 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcunun bulunmaması şartıyla Genel Müdürlüğün bütçesine gelir kaydedilmek üzere işletme ruhsat taban bedeli yatırılarak, yetkilendirilmiş tüzel kişilerce maden mühendisinin sorumluluğunda hazırlanmış işletme projesi ve aktif edilmiş tebligata esas kayıtlı elektronik posta adresinin (KEP) veya kurumsal elektronik tebligat sistemi (e-Tebligat) adresinin ruhsat sahibi tarafından Genel Müdürlüğe verilmesi zorunludur. Aksi hâlde talep reddedilir ve ilgili saha ihalelik saha konumuna getirilerek ihale yolu ile ruhsatlandırılır. Genel Müdürlükçe proje üzerinde veya mahallinde yapılan/yapılmış inceleme sonucunda tespit edilen, projedeki teknik eksiklikler ve süre uzatımı talebinde bulunulan ruhsata ilişkin vadesi geçmiş ruhsat harcı, ruhsat bedeli, çevre ile uyum teminatı ve Devlet hakkı gibi mali eksiklikler Genel Müdürlük tarafından ruhsat sahibine iki ay içerisinde bildirilir, eksiklikler yapılan bildirimden itibaren üç ay içinde tamamlanır. Eksikliklerini verilen sürede tamamlamayanlara 31.054 TL idari para cezası uygulanır. Ruhsat süresinin sonuna kadar eksikliklerin tamamlanmaması durumunda ruhsat süresi uzatılmaz ve bu alanlar başka bir işleme gerek kalmaksızın ihalelik saha konumuna getirilerek ihale yolu ile ruhsatlandırılır. Talebin kabul edilmemesi hâlinde yatırılan işletme ruhsatı taban bedeli iade edilmez. Süre uzatım talebinin uygun görülmesi hâlinde ise en geç ruhsat süre sonundan itibaren bir ay içinde işletme ruhsatının süresi, işletme ruhsatının süresinin bitim tarihinden itibaren uzatılır. Ruhsat süresi dolan ruhsat sahalarında maden işletme faaliyetleri yapılamaz." düzenlemesi yer almaktadır.
Muaccel borç, bir borcun ödenmesi gereken vadesinin gelmiş olduğu ve ödeme yükümlülüğünün doğduğu borç anlamına gelmektedir. Müeccel borç ise, henüz ifa zamanı (vadesi) gelmemiş olan borçtur. Borçlunun henüz ödeme yükümlülüğü doğmamıştır.
Muaccel borç, borcun ifa edilebilir ve dolayısıyla ifası istenebilir hâle gelmesini ifade eder. TBK'un 90. maddesine göre, taraflarca vade kararlaştırılmamışsa ve işin mahiyetinden de aksi anlaşılamıyorsa her borç doğduğu anda muaccel olur. Süreye bağlanmamış borç doğumu ile muaccel olur, yani istenebilir. Dolayısıyla, böyle bir borç, borçlu tarafından hemen ifa edilebileceği gibi, alacaklı tarafindan da derhal ifası istenebilir. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde her iki tarafin da borçlarını aynı anda ifa etmeleri aranır. Iki tarafi da borç altına sokan bir sözleşmede ifayı isteyen kişi, sözleşmenin şartları veya mahiyeti gereğince özel bir vadeden yararlanma hakkına sahip bulunmadığı sürece kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını teklif etmiş olmak zorundadır (TBK m. 97). Aksi takdirde karşı taraf bunu ifadan kaçınmak için savunma olarak ileri sürebilir ki, buna "ödemezlik def'i" adı verilir. Ömeğin, taşınmaz satış vaadinde, satış bedelini ödeme borcunu yerine getirmemiş olan vaat alacaklısı karşı tarafi ifaya zorlayamaz. İfasının talep edilebilmesi ve ifa edilebilir olabilmesi için, belirli bir sürenin geçmesine bağlı olan borçlara "müeccel borç" adını alır. Borcun ifası için geçmesi gereken bu süreye ''vade" denir. Süreye bağlı borç yani müeccel borç, vadede belirtilen sürenin geçmesiyle muaccel olur, yani istenebilir. Bu noktada muaceliyet ile alacağın vadesi kavramlarının da birbirinden farklı olduklarının altını çizmek gerekir. Zira vade, borçlunun borçlandığı edimi yerine getirmek zorunda olduğu zaman dilimini ortaya koyar. Muacceliyet ise sadece alacaklının edimi talep ve dava hakkına paralel olarak borçlunun edimi yerine getirmek zorunda olduğu anın ifadesidir. O hâlde vade, taraflarca saptanmış gelecekteki muacceliyet günü veya süresini ifade eder (Ateş, Derya; Borçlumun Temerrücdinde Aynen İfa, Istanbul 2021, s. 60). (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18/02/2022 Tarihli ve E: 2019/5, K: 2022/1 Sayılı Kararı)
Borcun müeccel veya muaccel olması her ne kadar borçlar hukuku kapsamında özel borç ilişkilerine ait kavramlar gibi gözükse de idare hukukunun öznel niteliği korunarak yerine göre idari yargı yerlerince de kullanılması mümkündür.
Somut olayda davacı tarafından ... Vergi Dairesine ... tarih ve ... sayılı dilekçe ile yapılandırma başvurusunda bulunulması üzerine vergi dairesi tarafından ... nolu yapılandırma dosyası oluşturularak borcun 18 taksite bölündüğü ve borçların ödenmekte olduğuna dair bilgi ve belgelerin de idareye sunulduğu görülmektedir.
Yukarıda sözü edilen Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca; ifa zamanı gelmemiş (müeccel) bir alacak için açılmış davada davacının hukuki yararının bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
Belirtilen açıklamalar ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca, davacının yapılandırmış olduğu borcun, ödeme zamanı (ötelenmiş) müeccel bir borç olduğu, vadesi gelmemiş müeccel bir borcun ifasının borçlunun ödeme yükümlülüğü doğmadığından ifasının talep edilemeyeceği, dolayısıyla o an için borç sayılamayacağı, bu tür borçlar için talep ve takip hakkı doğmadığından, bazı hukuki işlemlerde veya davalarda “mevcut ve geçerli bir borç gibi” kabul edilemeyeceğinden, davacı hakkında borcunun bulunduğundan söz edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle, yukarıda hükmüne yer verilen Maden Kanunu uyarınca borcun bulunmaması şartını taşıyan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın