7. Daire 2024/493 E. 2025/3228 K. — Danıştay Kararı
7. Daire 2024/493 Esas 2025/3228 Karar 14.10.2025
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2024/493 E., 2025/3228 K.
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2024/493 Karar No : 2025/3228
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: Davacı tarafından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca engellilik istisnası kapsamında araç alımı için özel tüketim vergisi onayının yapılmaması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan 547.550 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali ile anılan tutarların dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, davacının ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı %91 engelli oranlı ve süresiz engellilik sağlık kurulu raporuyla 4760 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca engellilik istisnası kapsamında 183.000 TL ödeyerek satın almak istediği ... 1.6 manuel dizel marka araca ilişkin olarak yapılan başvurunun; idarenin bilişim sisteminin davacının şüpheli durumu nedeniyle sahte sağlık raporu bilgisi bulunduğuna dair uyarı vermesi nedeniyle ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesi neticesinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda % 85 engelli oranlı ve 1 yıl süreli ifadelerinin bulunduğundan bahisle reddedildiği, anılan işlemlerin dava açılmayarak kesinleştiği, akabinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı raporda davacının %96 oranında engelli olduğu ve 5 yıl süreli olarak tanzim edildiği belirtilmiş ise de, anılan rapor ile engellilik istisnasından yararlanmak amacıyla yeni bir başvurunun yapılmadığı ve raporun süresi de gözetildiğinde her zaman için bu istisnadan yararlanılabileceği, bu durumda, davalı idareye izafe edilebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığından maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Olayda, davacı tarafından en son tarihli sağlık kurulu raporuna istinaden yeni bir aracın satın alınmadığı, bu nedenle ortada kesin ve gerçekleşmiş bir maddi zararın bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdareye sunulan ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı %91 engelli oranlı ve süresiz engellilik sağlık kurulu raporunun sahte olmadığına dair İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün yazısı hilafına ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesinin hukuka aykırı olduğu, raporun gerçek olmadığı yönünde idarenin somut bir tespitinin de bulunmadığı, kaldı ki anılan hastanenin 04/07/2022 tarihli sonraki raporunda %96 engelli oranının tespit edildiği, özel tüketim vergisi istisnasına konu araç bedeli olarak bayiye 183.000 TL ödenmiş ise de, idarenin engellilik sağlık kurulu raporunu kusurlu bir şekilde kabul etmemesi neticesinde aracın iktisap edilemediği ve söz konusu tutarın kendisine bayi tarafından faizsiz olarak iade edildiği, dava açıldığı tarihte ... 1.6 manuel dizel marka aracın piyasa fiyatının 730.000 TL olduğu, 2022 yılı için engelli araç istisnası sınırının ise 450.500 TL olması karşısında söz konusu aracın artık alınamayacağı, idarenin kusuru nedeniyle belirtilen araca sahip olunamadığından 730.000 TL ile 183.000 TL arasındaki 547.000 TL tutarındaki farkın araçtan kaynaklı zararını teşkil ettiği, öte yandan, idareye ibraz edilen engellilik sağlık raporunun gerçek olduğunun İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün yazısıyla ortaya konulmasının akabinde mevzuat hükümlerine aykırı olarak hastaneye sevk edilme nedeniyle yeni engellilik sağlık kurulu raporu alınması amacıyla hastane döner sermaye ücreti olarak ödenen 550 TL için de maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, diğer taraftan, ilerleyen sağlık problemleriyle birlikte mevcut süreçte yaşananlar ve raporda sahtecilik eylemine adının karışması nedeniyle duyulan elem, ızdırab ve yaşam sevincindeki azalmadan kaynaklı olarak 200.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, aksi yöndeki temyiz istemine konu kararda hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı tarafından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca engellilik istisnası kapsamında araç alımı için özel tüketim vergisi onayının yapılmaması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan 547.550 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali ile anılan tutarların dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu; 5. maddesinde, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumanın, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunun temini, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerin kaldırılmasının ve insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartların hazırlanmasının Devletin temel amaç ve görevi olduğu; 10. maddesinde, engelliler hakkında alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceği; 50. maddesinin 2. fıkrasında, küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunacağı; 61. maddesinin 2. fıkrasında, Devletin, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alacağı belirtilmiş; 125. maddesinde ise, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 03/12/2008 tarih ve 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 14/07/2009 tarih ve 27288 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/05/2009 tarih ve 2009/15137 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan, bu Karar'a ekli Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin 3. maddesinde, Sözleşme'nin engellinin topluma tam ve etkili katılım ve dahil olması ilkesine dayalı olduğu, 19. maddesinde, Sözleşme'ye taraf devletlerin tüm engellilerin diğerleriyle eşit seçeneklere sahip olarak toplum içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul edeceği, taraf devletlerin engellilerin bu haktan tam olarak yararlanmalarını ve topluma tam dahil olmalarını ve katılmalarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri etkin bir şekilde alacağı; 20. maddesinde, taraf devletlerin, engellilerin istedikleri şekilde ve zamanda, karşılanabilir bir maliyetle hareket edebilmelerinin kolaylaştırılması da dâhil olmak üzere imkân dahilinde azami ölçüde bağımsız hareket edebilmesini sağlamak için etkin bir şekilde gerekli tüm tedbirleri alacağı düzenlenmiştir. Öte yandan, Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'de, engellilik, diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğunun bulunması hali olarak tanımlanmış; 2. maddesinin 3. fıkrasında, engelliliğe dayalı ayrımcılığın siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı kapsadığı, engelliliğe dayalı ayrımcılığın makul düzenlemelerin gerçekleştirilmemesi dahil her türlü ayrımcılığı kapsadığı belirtilmiş olup, 10. maddesinde, yaşam hakkının tüm engelli bireyler için tanınmasının yanında tarafların bu hakkın etkin bir şekilde kullanımını sağlaması gerektiği; 28. maddesinde ise, yoksulluk koşullarında yaşayan engellilerin ve ailelerinin uygun eğitim, danışmanlık, mali yardım ve süreli bakım dahil engelliliğe ilişkin harcamalarında devlet yardımına erişimini sağlamak dahil engelli kişilerin ve aile fertlerinin gıda, giyinme ve barınma gibi ihtiyaçları dolayısıyla uygun hayat koşullarına sahip olma hakkını ve yaşam şartlarının sürekli olarak iyi duruma getirilmesini isteme hakkının güvence altına alınması lüzumu belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri ve bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu hükmüne yer verilmiştir. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde, anılan Kanun'a ekli (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi mallardan; ... (motor silindir hacmi 1.600 cm³'ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³'ü aşanlar hariç) ve ... G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik oranı % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabının vergiden müstesna olacağına hükmedilmiştir. Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği'nin "İstisnalar, Vergi İndirimi ve Verginin İadesi" başlıklı bölümünün "Diğer İstisnalar" başlıklı kısmında, istisna uygulaması kapsamında ilk iktisapta teslim edilecek taşıtlara ilişkin verilen beyanname, belge ve engellilik sağlık kurulu raporunun vergi dairesince inceleneceği, bahsi geçen raporun aranan şartları taşıdığının tespitini müteakip geçerli ve malul veya engellinin haiz olduğu en son tarihli rapor olduğunun Sağlık Bakanlığının sistemi üzerinden elektronik ortamda teyit edileceği, bu şekilde teyit edilemeyenlerin ise, hastane veya İl Sağlık Müdürlüklerinden teyit edilmesi üzerine istisna uygulandığını gösteren özel tüketim vergisi ödeme belgesinin mükellefe verileceği açıklamasına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi devletin temel niteliği olarak düzenlenmiş, bu ilke Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı tutum ve davranışlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olarak tarif edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 06/06/1991 tarih ve E:1990/35, K:1991/13 sayılı kararında, devletin, vatandaşlarına insanca yaşama koşulları sağlamak için gerekli önlemleri alacağı, devletin kişi hak ve özgürlüklerinden herkesin yararlanabilmesini sağlayacağı, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamanın devletin temel amaç ve görevi olduğunu belirtmiştir. Anayasa'da benimsenen sosyal devlet; güçsüzleri koruyan, sosyal adaleti sağlamaya çalışan, bu amaçla ekonomik ve sosyal alanlarda değişiklikler yapan devlettir. (Anayasa Mahkemesi 30/06/1998 tarih ve E: 1997/18, K:1998/42 ) Sosyal devlet anlayışında, devlet bütün vatandaşlarına asgari bir toplumsal ve ekonomik düzey sağlamak ve bunu devam ettirmekle yükümlü kılınmıştır. Sosyal devlet anlayışını sağlamada kullanılan en önemli araçlardan birisi de vergi politikalarıdır. Bunun için olağan koşullarda vergiye tabi tutulması gereken gruplar ya da işlemler muafiyet ve istisna uygulamalarıyla vergi dışı bırakılmakta, ekonomik olarak güçsüz kesimler değişik uygulamalarla desteklenmektedir. Bu bağlamda engelli olmak vergi mükellefiyetine engel olmamakla birlikte, engelli kişilerin içinde bulunduğu koşulların giderilmesine katkıda bulunmak ve engelli olanlar ve olmayanlar arasındaki rekabet eşitsizliğini gidermek amacıyla engelli bireylere yönelik yapılan maddi yardımlar ve topluma entegrasyonları için alınan tüm tedbirler sosyal devlet ilkesinin bir sonucu olup, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda yer alan engellilerin araç alımında istisna uygulaması da bu kapsamdadır. Engellilere yönelik tüm bu düzenlemelerin amacı engellilerin kendine yetebilen, toplumla kaynaşabilen, üretici bireyler olarak yetişmelerini sağlamak ve bu şekilde onların eğitsel, kültürel, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamaktır. Dolayısıyla özel tüketim vergisinde engellilere tanınan muafiyet ile engelleri dolayısıyla bazı zorlukları yaşayan bu kişilerin hem ekonomik yönden desteklenmesi hem de sosyal ve ekonomik hayata katılımlarının ve uyumlarının sağlanması konusunda kısmen de olsa sosyal devlet anlayışının gereğinin yerine getirilebilmesi amaçlanmaktadır. Genel anlamı ile tam yargı davaları ise, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda olayın maddi yönünün, yani zararı doğuran işlem veya eylemler ile bundan çıkabilecek hukuki sonuçların tespit edilmesi gerekmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirkende her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde hakkaniyetli bir tutarı da aşmaması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davacının ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı %91 engelli oranlı ve süresiz engellilik sağlık kurulu raporuyla 4760 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca engellilik istisnası kapsamında 183.000 TL ödeyerek satın almak istediği ... 1.6 manuel dizel marka araca ilişkin olarak yapılan başvurunun; idarenin bilişim sisteminin davacının şüpheli durumu nedeniyle sahte sağlık raporu bilgisi bulunduğuna dair uyarı vermesi nedeniyle ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesi neticesinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda % 85 engelli oranlı ve 1 yıl süreli ifadelerinin bulunduğundan bahisle reddedildiği, yapılan itiraz üzerine ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin davacı hakkında %96 engelli oranlı ve 5 yıl süreli ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporu tanzim ettiği, akabinde davacının özel tüketim vergisi onayının yapılmamasından kaynaklı uğradığını iddia ettiği 547.550 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali ile anılan tutarların dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır. Olayda, davacının özel tüketim vergisi istisnasından yararlanma başvurusuna dayanak engellilik sağlık kurulu raporu, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı %91 engelli oranlı ve süresiz olup, her ne kadar idarenin bilişim sistemi davacının şüpheli durumu nedeniyle sahte sağlık raporu bilgisi bulunduğuna dair uyarı vermiş ise de, anılan raporun gerçek olduğu, ulusal engelli veri bankasında rapor kaydının muhafaza edildiği hususu İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün davalı idareye muhatap ... tarih ve ... sayılı yazısıyla ortaya konulmuştur. Temyiz istemine konu kararda ise, davacının özel tüketim vergisi istisnasından yararlandırılmayarak ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesi işlemlerine karşı dava açılmadığından bahisle davanın reddi yönünde karar verilmiş ise de; İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesindeki ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası açabilecekleri yönündeki düzenleme uyarınca davacının doğrudan doğruya tam yargı davası açma hakkının bulunduğu olayda; sıhhatinde herhangi bir sorun bulunmayan engellilik raporunun ibrazına rağmen davacının başka sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesi suretiyle hak ihlaline ve mağduriyete yol açan işlemlerin sürdürülmesi ve idarece geçersiz sayılan ilk engellilik raporunun kabul edilmemesine dair sebeplerin belirsiz olması nedeniyle anılan süreçte davacının doğrudan yargı yoluna başvurması kendisinden beklenemeyecek olup, bu durumda, engellilik oranının en son olarak ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 04/07/2022 tarihli raporuyla yeniden belgelenmesi üzerine, engellilik istisnasından yararlandırılmama işlemine dair hukuka aykırılığın ve uğranılan zararın davacı yönünden netleşerek açıklığa kavuşması akabinde süresinde açılan iş bu davada, temyize konu karar gerekçesinin aksine davacıya atfedilebilecek bir kusur da bulunmamaktadır. Davalı idarenin, geçerli olduğu İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile açıkça teyit olunan sürekli nitelikteki ve %91 oranlı engellilik sağlık kurulu raporunu kabul etmeyerek, davacının ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevki suretiyle anılan hastanenin % 85 engelli oranlı raporunun mevcudiyetinden bahisle 4760 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendindeki engellilik istisnasından yararlandırılmaması yolundaki işlemi hukuka ve mevzuata aykırı olup, hizmet kusuru teşkil etmektedir. Kaldı ki, anılan rapora karşı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesi gereği yapılan itiraz üzerine sevk edildiği ... Eğitim ve Araştırma Hastanesince davacıya %96 engelli oranlı ve 5 yıl süreli ... tarih ve ... sayılı rapor verilmiş olup, temyiz istemine konu davanın reddine dair kararda; belirtilen rapor ile engellilik istisnasından yararlanmak amacıyla davacının yeni bir başvuruda bulunabileceği belirtilmiş ise de; idarenin kusurlu işlemi karşısında geçen süreçte değişen ekonomik koşullar, ihtilafa konu aracın piyasa değeri ile dava açma tarihinde taşıtlardaki özel tüketim vergisi istisna sınırı gözetildiğinde maddi ve manevi zarar gören ve olayda kendisine kusur atfedilemeyecek olan davacıya yeni bir külfet yüklemenin hakkaniyetle bağdaşmadığı da açıktır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususlar ve dava konusu işlem nedeniyle duyulan elem ve üzüntüyü kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan manevi tazminatın anılan niteliği de göz önünde bulundurularak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde davacının maddi ve manevi tazminat talebi tutarı yönünden yapılacak incelemeyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalı idareye izafe edilebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 14/10/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan Daire kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyu ile, Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.