7. Daire 2023/2745 E. 2023/4193 K. — Danıştay Kararı
7. Daire 2023/2745 Esas 2023/4193 Karar 07.11.2023
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2023/2745 E., 2023/4193 K.
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2023/2745 Karar No : 2023/4193
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Birliği VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü - (E - Tebligat) VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: ... Limited Şirketi adına 2009 yılında tescilli 29 adet TIR Karnesinin usulüne uygun olarak sonlandırılmadığının tespit edildiğinden bahisle eşyaya isabet eden gümrük ve katma değer vergilerinin kefil sıfatıyla davacı kuruluştan tahsili amacıyla davacının banka hesaplarına 2.019.708,08 TL tutarında haczin uygulanması sonrasında, ödenen bahsi geçen tutarın iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşı yapılan itirazın reddi yolundaki işlemin iptali ile bu tutarın 27/12/2013 olan haciz tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlığın, 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve TIR Sözleşmesi hükümlerine göre değil, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 211. maddesinde düzenlenen iade koşullarının oluşup oluşmadığının irdelenmesi suretiyle çözüleceği, karne hamili...Taşımacılık Turizm İnşaat ve Tekstil İthalat İhracat Limited Şirketi adına alınan tahakkuk kararlarına karşı Mahkemelerinin 2011/638 ilâ 666 esas sayılı dosyalarında açılan davaların reddedilmesi üzerine, kefil kuruluş olan davacı adına ödeme taleplerinin gönderildiği, anılan ödeme taleplerinin iptali istemiyle açılan davaların reddi üzerine düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davaların da reddedildiği, bu suretle gerek karne hamilinden gerekse kefil kuruluştan tahsil edilemeyen amme alacağı için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca, her TIR Karnesi için sorumlu olunan tutar dahilinde, davacının banka hesaplarına haciz uygulanması yolundaki işleme karşı süresi içerisinde dava açılmadığı da nazara alındığında, kefil kuruluşun sorumluluğu kapsamında gerçekleştirilen cebren tahsilat işleminin hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceği, bilahare karne hamili tarafından 6552 ve 7020 sayılı Kanunlardan faydalanılmasının ve bu kapsamda ödeme yapılması suretiyle karne hamili bünyesinde mükerrer tahsilatın ortaya çıkmasının, kefil kuruluş nezdinde gerçekleştirilen haciz işlemini hukuka aykırı kılmayacağı, davacı kefil kuruluşun banka hesaplarından haczedilen tutarın iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddi yolundaki işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Banka hesaplarına uygulanan haciz işlemine karşı dava açılmasının hukuken mümkün olmadığı, karne hamili şirket asıl sorumlu ve tarafları müteselsil sorumlu kuruluş olduğundan, karne hamili şirket tarafından yapılandırma kapsamında gerçekleştirilen ödemenin, haciz işleminden sonra yapılsa dahi, asıl ödeme olarak ve taraflarınca yapılan ödemenin ise mükerrer ödeme olarak değerlendirilmesinin gerektiği, haciz yoluyla kefil kuruluştan tahsil edilmesine rağmen, karne hamili şirketin TIR karnesi tahsilat dosyalarının açık bırakılması ve yapılandırma talebinin kabul edilmesi suretiyle mükerrer tahsilat yapılması sonucu davalı idarenin sebepsiz zenginleştiği, davalı idarenin iddia ettiğinin aksine, karne hamili tarafından yapılmış bir ödeme bulunduğundan, TIR Sözleşmesi'nde öngörülen rücu mekanizmasının işletilemediği ileri sürülmekte ve duruşma yapılması istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden;... Taşımacılık Turizm İnşaat ve Tekstil İthalat İhracat Limited Şirketi adına işlem gören 29 adet TIR Karnesi muhteviyatı eşyanın yurt içinde bırakıldığının tespit edildiğinden bahisle tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergilerine vaki itirazların reddine dair işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların reddedildiği, aynı anda kefil kuruluş sıfatıyla davacı adına tesis edilen ödeme taleplerinin, dava konusu edilmesi üzerine, karne hamili şirket adına tesis edilen işlemlere karşı açılan davaların sonucu beklenmediği gerekçesiyle iptaline karar verildiği, karne hamilince açılan davaların reddedilmesi üzerine davalı idarece yeniden kefil kuruluştan vergilerin ödenmesi talebinde bulunulduğu, yenilenen ödeme taleplerine karşı açılan davaların ise reddedilmesi nedeniyle düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davaların da reddine karar verildiği, bu suretle 6183 sayılı Kanun uyarınca kefil kuruluş sıfatıyla davacı Kuruluş'un banka hesaplarındaki 2.019.708,08-TL'nin 27/12/2013 tarihinde haczedildiği görülmektedir. Ayrıca, karne hamili şirket tarafından 03/12/2014 tarihinde 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebinde bulunulması üzerine, kamu alacağının 1.038.441,00 TL tutarlı olarak yapılandırılarak 18 taksitte ödemeye bağlandığı, karne hamili şirketin ve davacı Kuruluş'un açtığı davalara ilişkin olarak temyiz aşamasında Danıştay Yedinci Dairesince, yapılandırma yoluna başvurulması nedeniyle uyuşmazlık konusunun ortadan kalktığı gerekçesiyle temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu sefer davacı Kuruluş tarafından 27/01/2016 tarihinde davalı idareye yapılan başvuru ile haciz yoluyla banka hesaplarından tahsil edilen tutarın iadesi ve TIR karneleri takibatlarının kaldırılmasının istenildiği ve 19/02/2019 tarihinde aynı istemlerle tekrar başvurulduğu, bu başvurular ilgi tutularak davalı idarece 07/03/2019 tarihinde tesis edilen işlemle, 7020 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 19. fıkrasında yer alan, bu Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanun'un yayım tarihinden önce tahsil edilen tutarların red ve iadesinin yapılamayacağı ve TIR Sözleşmesinin 11. maddesinin 5. fıkrasında yer alan TIR Sözleşmesi ile ilişkili hiç bir usulsüzlüğün yapılmadığı yetkili makamları tatmin edecek şekilde ispatlandığı takdirde ödenen tutarın iade edileceği konusunda TIR Sözleşmesi'nde özel ve farklı bir düzenleme bulunması sebebiyle davacının iade talebinin Gümrük Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilemeyeceğinden bahisle reddedildiği, bu süreç devam ederken karne hamili şirketçe 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru sonrasında kamu alacağının tahsilatının tamamlandığı, davacı Kuruluş tarafından 09/12/2021 tarihinde, başvurularının değerlendirilmesi istemiyle yeniden yapılan başvuru üzerine, davalı idarece 13/12/2021 tarihli yazı ile, davacının taleplerinin 07/03/2019 tarihli yazı ile karşılandığının bildirildiği, davacı Kuruluş tarafından, 04/01/2022 tarihinde, karne takibat dosyalarının hala açık olduğu, idarelerince mükerrer tahsilat yapıldığı ve haciz tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte haczedilen tutarın iade edilmesinin gerektiği yolundaki itirazın, dava konusu 13/01/2022 tarihli işlemle reddedildiği anlaşılmaktadır. Olayda, karne hamili şirket ile davacı Kuruluş hakkında tesis edilen işlemlerle ilgili hukuki süreç devam ederken, davalı idarece, bir yandan davacının banka hesaplarına haciz uygulandığı, bir yandan da, karne hamili şirketin takibat dosyası açık tutularak borcun yapılandırıldığı anlaşılmaktadır. TIR Sözleşmesi hükümlerine göre, davalı idarece, asıl sorumludan tahsil edilemeyen kamu alacağının müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla kefil kuruluştan tahsili gerekirken, yaşanan hukuki süreç sebebiyle "asıl sorumludan tahsil edilememe" durumu ortaya konulmadan tahsilat yapılmıştır. Açıklanan nedenle, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. ... TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 07/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.