5. Daire 2024/21961 E. 2026/486 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2024/21961 Esas 2026/486 Karar 11.02.2026
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/21961 E., 2026/486 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/21961 Karar No : 2026/486
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, lehine olan veri analiz raporunun yanlış yorumlandığı, örgütsel kodlama bilgilerinin dahi tek başına FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir ilgisinin olmadığını ortaya koyduğu, veri analiz raporunda hatalı ve kendisiyle ilgisi bulunmayan verilerin bulunduğu, davalı idare tarafından yapılan idari tahkikatlarda SC/SCC/CA kodlamalarının örgütle irtibat ve iltisak olarak kabul edilmediği, 17/25 Aralık 2013 tarihinde örgüte ait evden ayrılarak tüm irtibatını kestiği ve bir daha herhangi bir temasta bulunmadığı, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun ... sayılı soruşturması kapsamında gizli tanık ...'dan elde edilen dijital materyal içeriğinde, FETÖ/PDY terör örgütünün, Emniyet Teşkilatında kadrolaşma ve mahrem yapılanma faaliyetleri ile örgütün emniyet mensuplarını kodlamasına ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılmış olup, Emniyet Mahrem Yapılanması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü personeline FETÖ/PDY mensuplarınca, örgüt mensubunun örgüte bağlılık derecesi, katıldığı örgütsel toplantı sayısı, örgüt evinde kalma durumu ve verdiği himmet miktarı, örgütten zaman içinde ayrılmış örgüt eski üyesinin örgüte bakışı, örgüte geri dönme potansiyeli, varsa katıldığı örgütsel toplantı sayısı ve verdiği himmet miktarı gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle sistematik kodlar verildiği, davacı hakkında düzenlenen 11/10/2022 tarihli veri inceleme raporunun "2015 Mart Alan" kısmında davacının "SC" olarak, "2015 Mart Alan Dışı" kısmında "CA", ''AD'' kısmında ise "SCC" olarak kodlandığı görülmüştür. Örgüt kodlama verilerinin hukuka uygun ve örgüt ile iltisak ve irtibatın bulunup bulunmadığını ortaya koymaya tek başına yeterli olacak nitelikte somut bir veri olduğu; davacının örgütten uzaklaşma sürecinde "serhat" kategorisinde kodlanmış olmasının, daha önce örgüt tarafından "alan-içi" kategorisinde kodlandığını teyit ettiği, "alan-içi" kategorisinde kodlanmış olmasının ise davacının örgütün toplantılarına katılmak, diğer grup üyeleriyle tanıştırılmak, örgüt tarafından verilen görevleri yerine getirmek, örgüte himmet vermek ve örgütün mahrem sorumlusu ile tanıştırılmak şeklindeki faaliyetlerden geçirildikten sonra, mahrem sorumlunun onayını almak suretiyle örgütün etki alanı içerisine dahil edilmiş olmak anlamını taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, örgüt tarafından "alan-içi" kategoride kodlanmış olması nedeniyle, örgütle iltisaklı ve irtibatlı olduğu anlaşılan ve Anayasal düzeni değiştirmeyi amaçlayan söz konusu örgüt ile itisaklı ve irtibatlı olmak suretiyle, Anayasal sadakat bağı kopan davacının, daha sonra çeşitli sebeplerle örgütten uzaklaşma sürecinde "serhat" kategorisinde kodlanmış olmasının, bu sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği görülmüştür. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik yaptırım uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza davasında beraat kararı verilmiş olması, ilgili hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti açısından bağlayıcı olmayacağı açıktır. Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin anılan kararında yer alan; ''...sanık hakkında beyanda bulunan H.C.Y. isimli şahsın teşhis beyanının; "...İstanbul ili Ümraniye ilçesi ... Mah. ... Cad. ... sitesi ... blokta bulunan ve numarasını hatırlayamadığım yapıya ait bu evde benimle birlikte M.S., ..., A.Y. o dönem İStanbul İl Emn. Koruma Şube Müdürlüğünde çalışan soyadını hatırlamadığım ... isimli polis memurlarının da kaldığını eve yerleştirildiğimde öğrendim ve bu dönemde trafik tescil ve denetleme şube müdülüğü/sivil trafik ekiplerine tayin oldum. Cemaat ait bu evde 17/25 aralık sürecine kadar kalmaya devam ettim" ifadesinde devamla "...ev abiliğimizi yapan ... isimli polis memuru ise bizden aylık 150 TL himmet alır, evin kira, fatura, alışveriş v.b harcamalarını takip ederek bize düşen aylık parayı toplardı..." şeklinde olduğu, Tanık H.K. isimli şahsın teşhis beyanının; "...bizimle aynı evde ... olarak bildiğim bir üniversite öğrencisi daha vardı. ... de kamu yönetimi okurdu. Bu şahsın nereli olduğunu hatırlamıyorum. Bu şahıslarla yaklaşık 1 yıl beraber kaldım. Bu evin ev abiliğini ben yapardım..." şeklinde olduğu... ...SANIK ... SORGU VE SAVUNMASINDA: Sanık Mahkememiz huzurunda alınan 02/06/2022 tarihli savunmasında; "Ben emniyette ve savcılıkta etkin pişmanlık kapsamında ifade verip teşhis işlemi yapmıştım. O beyanlarım doğrudur, aynen tekrar ederim. Ben 2006 yılında Hitit Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümüne başladım. Üniversiteye kayıt yapmak için gittiğimde bu yapının standından kişiler yurtta kalabileceğimizi söylemişlerdi. Babamın maddi durumu da kötü olduğu için ben yurda yerleştim. Daha sonra evlerine geçtik. 2 yıl kaldıktan sonra arkadaşlarla bağımsız bir ev tuttuk. 2009 yılında ben okulu bırakarak polislik sınavına girdim ve Samsun Polis MYO'na girdim. Haftasonları bazen bu kişilerin kahvaltılarına katılıyordum. 2011 yılında İstanbul'a tayin olunca ve maddi durumum da tam olmadığı için 2 yıl kadar bunların evinde kaldım. Ne zaman ki 17 Aralık olunca ben gerçek yüzlerini anladım ve A.Y. isimli bu örgütle alakası olmayan arkadaşımın evine yerleştim... şeklinde savunmada bulunmuştur...'' tespitler, dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucu teyit edilmiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/02/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.